Uzun tadilata tazminat

Yargıtay, uzun süren ev onarımının verdiği rahatsızlığın komşuların kişilik haklarına saldırıya dönüştüğüne karar...

ANKARA - Yargıtay, uzun süren ev onarımının verdiği rahatsızlığın komşuların kişilik haklarına saldırıya dönüştüğüne karar vererek, manevi tazminata hükmetti. Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin bu kararı vermesine neden olan olay şöyle gelişti:
Bir kişi, oturduğu apartmanın üst katındaki evin onarımının çok uzun sürdüğünü, gürültü nedeniyle üzüntü ve tedirginlik yaşadığını belirterek, kişilik haklarının saldırıya uğradığı gerekçesiyle ev sahibine karşı manevi tazminat davası açtı. Yerel mahkeme, manevi tazminat istemini kısmen kabul etti. Ev sahibi, bu kararı temyiz edince dosya Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'ne geldi. Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını yerinde buldu. Daire'nin kararında, kişilik haklarının 'fiziki, sosyal ve duygusal kişilik değerlerinden'
oluştuğu belirtildi. Kişiye ait bu değerlerin korunmasında zorunluluk bulunduğu kaydedilen kararda, her üzüntü veren olayın manevi tazminat isteme hakkı doğurmayacağı, bunun için 'kişilik değerlerinin' saldırıya uğramış olması gerektiği de ifade edildi.
'Ruh bütünlüğü bozulmuş'
Kararda, kural olarak evin onarımı sırasında komşuların rahatsız olmasının doğal olduğu, ancak bu rahatsızlığın komşunun hoş karşılayıp katlanacağı sınırları aşmaması gerektiği belirtildi. Dava konusu olayda ev sahibinin bu sınırları aştığına dikkat çekilen kararda, şöyle denildi:
"Davalının bir yılı aşkın süreden bu yana evinde işçiler vasıtasıyla onarım yaptığı, işçilerin çıkardığı aşırı gürültü ve toz nedeniyle özellikle bu dairenin altında oturan davacının aşırı ve uzun süre devam eden onarım nedeniyle rahatsızlık ve sıkıntı duyduğu anlaşılmaktadır. Onarımın normal sürenin çok üstünde devam ettiği ve adeta hakkın kötüye kullanıldığı görülmüştür. Böylece davacının oturduğu evdeki huzur ve sükûnun bozulduğu, sinir sistemindeki dengenin sarsıldığı kabul edilmelidir. Bunun sonucu olarak da davacının kişilik değerleri içinde yer alması gereken ruh bütünlüğü de bozulmuş olacağı için kişilik haklarına saldırının varlığı kabul edilmelidir."