Vadinin ortasında iki santral inşaatı başladı, Aksu bulandı

Vadinin ortasında iki santral inşaatı başladı, Aksu bulandı
Vadinin ortasında iki santral inşaatı başladı, Aksu bulandı

Bölge halkının başta ünlü İspir fasulyesi olmak üzere tarım ve hayvancılıkla geçindiği Aksu Vadisi?nde dev iş makinelerinin çalışmaları, ahşap evleri de yerlerinden oynattı. FOTOĞRAFLAR: SERKAN OCAK

Erzurum'un beş yıl önce Yaban Hayatı Geliştirme Sahası ilan edilen Aksu Vadisi şimdi santral inşaatının tozu dumanı altında. Halk 'Burada ne yaban hayatı kalacak ne de insan hayatı' diyor
Haber: SERKAN OCAK / Arşivi

ERZURUM - ‘Yedik devlet şamarını, gördük ölüm fermanı, kesmeyin can damarımı, Aksu’mu sayarlar çölden...’  Erzurum İspir’e bağlı Aksu Vadisi’ne yapılan HES’lere karşı bölge halkı büyük bir mücadeleye girişti. Dernek kuruldu, davalar açıldı. Bilirkişilere başvuruldu. Aksu Köyü’nden Mehmet Durmaz ise çareyi ‘HES ağıtı’ yakmakta buldu.
Çoruh Havzası’nda bulunan ve 2004’te ‘Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’ olarak koruma altına alınan Aksu Vadisi çarpıcı bir güzelliğe sahip. Sonbaharın etkisiyle yeşil ve sarının tüm tonlarıyla tabloya dönmüş durumda. Ancak Aksu’daki bu huzur tablosu son aylarda bozuldu. Halk ne olduğunu bile anlayamadan dev iş makineleri vadiyi kazıp, tüneller açtı. Patlamalar vadideki eski ahşap evleri yerlerinden oynattı. Halen dere yatakları hafriyatla dolduruluyor. Bunlar Çoruh Havzası’na yapılacak toplam 37 hidroelektrik santralinin (HES) inşaat görüntüleri. Koruma altına alınan Aksu Vadisi’ne de, Yedigöller ve Aksu Regülatörü adıyla, 41 megavat gücünde iki HES için çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Elbette ‘Aksu yok olmasın’ diyen bölge halkının mücadelesi de... Santrallerin gücü 50 megavattan düşük olduğu için ön incelemelerde, bölgeye Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu alınması da gerekli görülmedi. 

‘Zaten su boşa akmıyordu’
Erdoğan Aksu, köyün en eskilerinden. Vadinin adı da Aksu soyundan geliyor. Erdoğan Aksu, vadide huzurun HES’lerle kaçtığını söylüyor. Aksuluların tarımla geçindiğini anlatan Aksu, tarım ve hayvancılıkla birlikteı vadide yaşamın da biteceği görüşünde:
“İspir’in fasulyesi meşhur. Bizler geçimimizi bağ bahçe işleri ve fasulyeden sağlıyoruz. Aksu’daki derenin 49 yıllığına kiralandığını duyduk. İnanmadık. Erzurum’a atlayıp gittik. Başbakan’ın ‘Artık su boşa akmayacak’ dediğini öğrendik. Zaten bizim suyumuz da boşa akmıyordu. Aksu Vadisi’ne, yaban hayatına ve bizlere hayat veriyordu. Suyumuz akmazsa yaban hayatı geliştirme alanı olan Aksu’da ne yaban hayatı kalır, ne de normal hayat. Zaten insanları göç etmesin diye zor bela köyde tutuyoruz. Dere de olmazsa kim kalır? Devlet HES’lere değil, turizme destek olsun.”
Erdoğan Aksu, bölgenin endemik türleri ve yaban hayatıyla ilgili de şu bilgileri veriyor:
“Kafkaslar’da ve sadece Çoruh Vadisi’nde yaşam alanı bulunan ‘benekli vaşak’, Su samuru ve dünyada iki üç bölgede yaşam alanı bulunan kırmızı benekli alabalığınınnesli tehlike altında. HES çalışmalarından dolayı suyun rengi bile bulanıklaştı, balıklar nasıl yaşasın? Ayrıca vadide 100’e yakın endemik tür bulunuyor.”

Bilirkişi geldi
Aksulular, bireysel olarak mücadelenin dışında örgütlü olmaya da karar vererek ‘Aksu Vadisi ve Köyleri Doğal Yaşamı Koruma Derneği’ni kurmuş. Dernek başkanı Yakup Kaplan, HES projelerine karşı mücadelelerini şöyle anlatıyor: “Vadideki iki HES projesinin yürütmenin durdurulması ve projenin iptali için dava açtık. 2008’de açtığımız dava hâlâ sonuçlanmadı. Birkaç gün önce bilirkişi heyeti geldi. Bilirkişi heyetine yaşadığımız sıkıntıyı anlattık. Eğer rapor bizim lehimize olursa, mahkemenin buradaki çalışmaları durduracağını düşünüyoruz. Ancak bilirkişi raporlarına da çok fazla güvenmiyoruz.”
Aksu Köyü Muhtarı Mehmet Kısı, vadinin kayıtlı 5 bin civarında nüfusu olduğunu ancak sürekli yaşayan 1000 kişi olduğunu söyleyerek HES çalışmalarından sonra vadide hayatın değiştiğini vurguluyor:
“Buradaki çalışmalar bir buçuk yıl önce başladı. Hızla tünelleri açtılar. Bolu tünelleri neden bu kadar uzun sürdü şaşıyorum. HES’cilere verselerdi hemen biterdi.  Kazılara ve patlamalar ilk başladığında savcılığa giderek suç duyurusunda bulunduk, takipsizlikle sonuçlandı. Projenin tanıtım dosyasında burada tarım yapılmadığı, kurulacak tesisin yakınında mesken ve insan bulunmadığı belirtiliyor. Kadastro Müdürlüğü’ne giderek, projenin olduğu yerde bulunan meskenlerin ve arazilerin kayıtlarını almak zorunda kaldık. Bunu da dava dilekçemize ekledik.” 

Sırada madencilik mi var?
Doğa Derneği Başkanı Güven Eken de, HES’lerin dışında vadi için diğer bir tehdit olan ‘maden’lere dikkat çekiyor:
“Türkiye’deki 81 yaban hayatı geliştirme merkezinden biri de Aksu Vadisi. HES’ler bittiği zaman vadinin her iki tarafı madencilerin baskısı altında olacak. Bu bölgede bakır ve altın rezervleri var ancak koruma altında olduğundan madencilere şimdilik izin verilmiyor. HES’lerden sonra madenciliğe de izin verilirse daha büyük bir tehlike yaşanır.”
Aksu köyünden Mehmet Durmaz’ın ise HES’lere karşı mücadelesi farklı oldu. Zaman zaman şiirler yazıp besteler yapan Durmaz, bu kez bir ‘ağıt’ için kalemine sarıldı.
“Bin yıl var bu diyardayım, bugünlerde intizardayım, Yetişin gardaş dardayım, Aksu’mu almadan benden. Yedik devlet şamarını, gördük ölüm fermanını, kesmeyin can damarımı, Aksu’mu sayarlar çölden...’