Vakıflar AİHM'de

Türkiye'de cemaat vakıflarına yönelik haksızlıklar nedeniyle AİHM'ye giden dosyalar birikti. Gayrimenkullerden doğan sorunlar yasa ile aşılmazsa çok yüksek tazminatlar gündemde. Dışişleri kaygılı: "Son yapılan düzenlemeler de yeterli değil."
Haber: HİLAL KÖYLÜ / Arşivi

ANKARA - AB yolunda yapılan reformlara karşın yönetmelik ve uygulama engellerine takılan cemaat vakıfları, mülkiyet hakları konusundaki sıkıntılarını AİHM'ye taşıdı. Hükümet, sorunu yeni yasayla aşamazsa ve AİHM'deki süreç sonuçlanırsa, Türkiye ağır para cezalarıyla karşı karşıya kalabilir.
Başvuruların daha çok 1936-1974 döneminde yargı kararıyla 'el konulan' mülklere ilişkin olduğunu gören Ankara, vakıflara 'terör' nedeniyle yapılan başvurular sonucunda ödenen tazminatlardan daha fazla ödeme yapmak zorunda kalabileceği sıkıntısını yaşıyor. Çünkü, 1936-74 dönemine ilişkin mülkiyet haklarını güvence altına alan hiçbir düzenleme yok ve cemaat vakıflarının, çoğu İstanbul'daki bine yakın mülkiyeti, bu dönemde devlet tarafından alınmış.
AİHM'deki davalar için bugüne kadar 25 milyon (47 trilyon lira) avro tazminat ödemek zorunda kalan Türkiye'nin önünde, şimdi üç büyük dava grubu var; köye dönüşler için başvurular, Rum başvuruları ve cemaat vakıflarının başvuruları oluşturuyor. Ankara, en çok cemaat vakıfları başvurularında zorlanacağı endişesini taşıyor.
Yeni yasalar çare değil
Çünkü Türkiye, AİHM davalarında cemaat vakıflarının yaptığı başvurular sonucu açılan davalarda son dönemdeki yasal düzenlemeleri kendi lehine çeviremeyecek.
Dışişleri kaynakları, cemaat vakıflarının özellikle mülkiyet haklarının korunmasına ilişkin üzerinde çalışılan 'kanun tasarısı taslağı'nın bu haliyle AİHM'deki davalar için 'kurtarıcı' olamayacağını belirtiyor.
Taslakla, cemaat vakıfları gayrimenkullerini tescil ettirirken, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden izin alma gibi bürokratik işlemlerin zorunluluğu ortadan kaldırılsa da, bu işlem her dönemi kapsamıyor.
Cemaat vakıflarının 1936 tarihli beyannamelerinden sonra taşınmaz mal edinemeyeceğine ilişkin, Yargıtay tarafından 1974'te bir karar çıkarıldığını ve bu karar doğrultusunda, vakıf mülklerini devletin aldığını hatırlatan kaynaklar, bu mülklerin Hazine ya da Maliye'ye devredildikten sonra bir kısmının satıldığına dikkat çekiyor.
Mülkler satıldı
AİHM'ye başvuruların çoğunun da bu döneme ilişkin olduğuna dikkat çeken kaynaklar, Türkiye'nin bu başvurular karşısında 'ağır tazminat'tan başka yolu olmayacağını belirtiyor. "Devlet, bugün mülkleri satın almış kişilerin de haklarını korumak zorunda. Ortaya birden çok taraf çıkıyor" diyen kaynaklar, cemaat vakıflarına ödenecek tazminat miktarının 25 milyon avroyu bulabileceğini söylüyor.
Türkiye aleyhine AİHM'de halen görüşülen 3 bine yakın dava var. AİHM, bu davalardan 400'e yakınını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ihlal edildiğini belirterek sonuçlandırdı. 300 dolayındaki bir başka dava grubunda 'dostane çözüm' şansını yakalayan Türkiye, yine de AİHM'ye başvuru yapanlara tazminat ödemekten kurtulamadı. Çünkü 'dostane çözüm' de yine tazminat ödenmesini gerektiriyor.