Valilik Dink'e 'bilgi' vermiş!

Aksu'dan tevilli itiraf

İçişleri Bakanı Aksu, Dink'in öldürülmeden önce İstanbul Valiliği'nde, vali yardımcısının yanı sıra istihbaratçılarla konuştuğunu doğruladı. Aksu görüşmeyi 'tehdit' değil 'bilgi alışverişi' diye niteledi.
Haber: YURDAGÜL ŞİMŞEK / Arşivi

ANKARA - İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'le öldürülmeden önce İstanbul Valiliği'nde yapılan görüşmede, vali yardımcısının yanı sıra istihbarat görevlilerinin de olduğunu doğruladı. Dink'in 'Haddimi bilmem için yapılan bir konuşma' diye nitelediği görüşmeye Aksu, "Bilgi alışverişi" dedi.
Aksu, Anavatan Partisi Milletvekili İbrahim Özdoğan'ın, Dink'in İstanbul Valiliği'ne neden çağrıldığına ilişkin yazılı soru önergesini yanıtladı. 2004 yılında Patrik Mesrob Mutafyan'ın yaptığı müracaattan sonra Ermenileri tehdit eden bir sitenin kapatıldığını belirten Aksu, "İstanbul Valiliği gelişmeleri değerlendirmiş, Dink ile görüşme yapılması ve gelişmeler konusunda bilgilendirilmesinin yararlı olacağı sonucuna varmıştır" dedi. Aksu şöyle devam etti: "Söz konusu görüşme, azınlıklarla ilgili iş ve işlemlerin yürütülmesinden sorumlu vali yardımcısı tarafından 24 Şubat 2004'te gerçekleşmiştir. Görüşmede AGOS gazetesinde yer alan haberlerin fikir özgürlüğü çerçevesinde ve herhangi bir art niyet taşımadan yazıldığının bilinmekte olduğu, ancak bazı çevrelerin konunun çarpıtılarak, neticede Ermeni cemaatini ve kurumlarını hedef gösterecek davranışlara yol açabileceği konusundaki endişeler ve bu konudaki hassasiyet kendisiyle paylaşıldı."
Ruh halini yazmıştı
Dink, öldürülmeden bir gün önce 18 Ocak'ta Radikal İki'ye gönderdiği yazıda içinde bulunduğu ruh halini anlatıyordu. Yazısında kendisinin valiliğe çağrılarak uyarıldığı süreci anlatan Dink, gelişmelerin 6 Şubat 2004'te AGOS'ta yayımlanan 'Sabiha Gökçen'le igili haberle başladığını anlatmıştı. Dink imzasıyla ve 'Sabiha Hatun'un sırrı' başlığıyla verilen haberde Gökçen'in yetimhaneden alınmış bir Ermeni olduğu iddia ediliyordu. Haber, 21 Şubat 2004'te Hürriyet gazetesinde manşetten verilince 22 Şubat'ta Genelkurmay'dan büyük tepki geldi.
Dink sonraki gelişmeleri yazısında özetle şöyle aktarmıştı: "... Ertesi gün sabahın erken saatinde çaldı telefonum. İstanbul vali yardımcılarından biri arıyordu. Sert bir tonla, habere ilişkin elimdeki belgelerle valiliğe beklediğini bildirdi. 'Bu çağrının hangi amaçla yapıldığını' sorduğumda "Sohbet etmek ve elinizdeki belgeleri görmek' yanıtı verildi.
...
Elimdeki belgelerle birlikte vali yardımcısının yanına gittim. Hayli nazikti vali yardımcısı. İçeri buyur ettiğinde, odasında biri bayan iki kişi daha oturuyordu. Nazikçe 'Onların kendisinin yakınları olduğunu, sohbetimizde hazır bulunmalarında bir mahzur görüp görmediğimi' sordu. 'Bir mahzur görmediğimi' söyleyip oturduğumda zaten ortamın nazikliğini kavramıştım. Hiç beklemeden girişi yaptı vali yardımcısı. "Hrant bey" diyordu, "Siz, tecrübeli bir gazetecisiniz. Daha dikkatli haber yapmanız gerekmez mi? Sonra böyle haberlere ne gerek var? Bakın ortalık nasıl allak bullak oldu. Hayır, biz sizi biliyoruz ama sokaktaki adam ne bilsin? Bakın şu elimdeki evrakı görüyor musunuz? Ermeni Patriği'nin bir başvurusu vardı, bazı internet sitelerinde Ermeni toplumunun bazı kurumlarına yönelik bazı densizler terör sayılabilecek girişimlerde bulunmaya çalışıyorlarmış. Biz de onları arayıp Bursa'da bulduk, sonunda adalete teslim ettik. Ama işte sokaklar ne gibi insanlarla dolu."
'Sözü aldı, bırakmadı'
Vali yardımcısının başladığı sohbete, odadaki misafirlerden erkek olan da katıldı ve ondan sonra da zaten sözü bir daha başkasına bırakmadı. Vali Yardımcısı'nın sözlerini daha da net bir üslupla bu kez o yineledi. Dikkatli olmamı, ülkeyi ve ortamı gerecek girişimlerden kaçınmamı telkin ediyordu.

Odadan ayrılacaktım ki götürdüğüm belgeleri görmek ya da almak için ısrar bile etmediklerini fark ettim. Belgeleri isteyip istemediklerini onlara ben anımsattım ve verdim. Zaten konuşmaların içeriğinden, beni hangi amaçla oraya çağırdıkları belliydi. Haddimi bilmeliydim... Dikkatli olmalıydım... Yoksa iyi olmazdı!"