'Vatandaş' Nazım Hikmet mezarı başında 'resmen' anıldı

'Vatandaş' Nazım Hikmet mezarı başında 'resmen' anıldı
'Vatandaş' Nazım Hikmet mezarı başında 'resmen' anıldı
Törene ilk defa Büyükelçi geldi: Devlet ona acı çektirdi


Siyamend KAÇMAZ


MOSKOVA - Şair Nazım Hikmet, ölümünün 46'ncı yıldönümünde Moskova’daki mezarı başında anıldı. Anma töreninde Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Halil Akıncı ilki gerçekleştirerek katılırken konuşma yaptı.
Moskova Türk Kadınlar Organizasyonu (MTKO) tarafından bu yıl düzenlenen Nazım Hikmet'i anma programı çerçevesinde şairin Novadeviç Mezarlığı’nda bulunan mezarının başında anma programı gerçekleşti. Anma töreninde Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Halil Akıncı’nın yanı sıra Sunay Akın ve Akgün Akova da katıldı.
Çok sayıda Türk işadamının katıldığı törende Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Halil Akıncı bir konuşma yaptı. Akıncı, burada özellikle bulunmak istediğini belirtirken, “Türk milleti şairlerine yaşadıkları zaman iyi davranan bir millet değildir. Ama öldükten sonra hepimiz onları sayarız. Ben de burada Türkiye Cumhuriyeti’nin temsilcisi olarak hem devletim hem de halkımın kendisini ölümünden sonradan da olsa, takdir ettiğimizi vurgulamak için buradayım” dedi. Büyükelçi Akıncı konuşmasına şöyle devam etti: “Yaşım itibari ile ben Nazım Hikmet'i defterlere kopya edilmiş şiirlerden okuyan, öğrenen bir nesle mensubum. ‘Tek adam idareli' dediğimiz 1930'lu yıllarda serbestçe yazabilen hatta bazı şiirleri okul kitaplarına girebilen Nazım Hikmet 50'li yıllarda yasaktı. Onun ‘İstiklal Savaşı Destanı’nı bile okumak yasaktı. En nihayet, ‘Orta Asya’dan gelip Akdeniz’e bir kısrak gibi uzanan’ mısrasında ne gibi bir tehlike olabilir.”
Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Halil Akıncı, Nazım Hikmet’in devlet tarafından ızdırap çektirilen devlet tarafından bastırılmasına karşılık eserlerinin bir türlü yok edilemediği, nice Türk şairlerinden birisi olduğunu söyledi. Akıncı, konuşmasında, Pir Sultan Abdal'ın da rejim muhalifi olduğu için öldürüldüğünü anlatırken, “Pir Sulat Abdal’ı astıran Hızır Paşa’yı, eğer kızı ondan bahsetmeseydi kimse hatırlayamayacaktı. Ama Pir Sultan, hala yaşıyor Nazım Hikmet de aynı şekilde yaşıyor” dedi.
Nazım Hikmet'in bir dönem ‘vatan haini' olarak enjekte edildiğini belirten Büyükelçi Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Moskova’da bulunduğum ilk görev süremde, Nazım Hikmet’i yakından tanıyanlarla tanışma fırsatı buldum. Şairin özel hayatı hakkında açığa çıkmayan birçok hususları öğrendim. Bunlardan birisini söylemek istiyorum, Nazım Hikmet için hep Komünist şair olduğu söylenir. Elbette Nazım Hikmet’in bir ideolojisi var. Ama Nazım Hikmet hiç bir ideolojiye sığmayacak kadar derin ve geniş düşünceli bir şairdir. Zaten şairleri herhangi bir fikrin adamı olarak tarif etmek zordur. Nazım Hikmet için vatan haini diyorlar. Bu bayağı 1950’li 60’lı yıllarda hepimizin inandığı ve bize enjekte edilen bir fikirdi. Ama o zaman dahi Nazım Hikmet'in şiirlerini okuduğumuzda, İstanbul hasreti vatan hasretini görüyorduk. Diyor ki; ‘Çok yorgunum, beni bekleme kaptan, Seyir defterini başkası yazsın, Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman, Beni o limana çıkaramazsın.’ Şimdi vatanını bu kadar özleyen bir adamdan vatan haini diye bahsetmek basiretsizlik hata daha ileri aptallık anlayışını aşan bir kavramdır.”
Büyükelçi Akıncı NATO'da görev yaptığı sırada yüksek rütbeli bir asker ile sürekli tarih sohbeti yaptıklarını bir gün haber vermeden yanına gittiğini belirterek, “Sen Nazım Hikmet denen vatan hainini okuyormuşsun ve üstelik de herkese oku' diyormuşsun. Nedir bu, sizinle bağdaştıramıyorum’ dedi. Ben de ‘Olabilir, ben aksi fikirdeyim’ dedim. Sonra ona dedim ki; ‘Ben size bir kitabını versem, onu okuduktan sonra acaba aynı şeyi söyleyecek misiniz?’ ‘İstiklal Savaşı destanını' verdim. Onu okuduktan sonra dedi ki; ‘Bu adam bunu nasıl yazmış? Komünist bunu nasıl yazabilir?’. Dedim ki; “Yazıyor adam. Siz karar verin nedir diye. Bir Türk şairi midir, değil midir? İstiklal savaşını en iyi yazan şair midir değil midir?’ Hakikaten bu bir çelişkidir tarihimizde.”
Akıncı, büyük şair ve yazarların ölüm yıldönümlerinin değil doğum yıl dönümlerinin kutlanması gerektiğini de hatırlatarak, “Evet onun için üzülüyoruz ama onun dünyaya gelişi muhakkak ki ölümünden çok daha fazla hatırlanacak bir şeydir” dedi.
Uzun yıllar Nazım Hikmet'i mezarı başında anma törenlerini organize eden ve bu yıl bu görevi Moskova Türk Kadınlar Organizasyonu'na devreden gazeteci yazar Hakan Aksay da törende yaptığı konuşmada, “Eski bir komünistin, eski bir vatan hainin mezarı başında yaptığımız anma töreninde devletin yetkililerin de burada görmek pek rastlanan bir şey değil. Ben buradaki hemen hemen en eskilerdenim, hatırladığım kadarı ile 7- 8 yıl önce dönemin Büyükelçisi Nabi Şensoy katılmıştı. İlk kez konuşma yapan büyükelçi olarak da Halil Akıncı’yı duydum ve onun ağzından çıkan devlet Nazım’a acı çektirdi sözünü duydum” dedi.
Anma töreninde Sunay Akın ve Akgün Akova da birer konuşma yaptı. Akın şairin Moskova’da değil Türkçe de gömülü olduğunu belirtirken, Akgün Akova ise, “Şairler gömülmezler, ekilirler” dedi. Nazım Hikmet'in küçük hayranı Sera Sezer’in Türkçe ve Rusça olarak okuduğu ‘Mavi gözlü dev’ şiiri ise katılımcılar tarafından uzun uzun alkışlandı. (dha)