Vatanla 'hıyar'ı hiç karıştırmadı!

12 Mart'ın 'Balyoz Harekâtı'nda dükkânı basılıp gözaltına alınmıştı. İlk sorgusundan sonra savcının 'bölücülükten tutuklama' istemiyle yargıç karşısına çıkarılır. Hâkim sorar: "Senin vatanı bölmek istediğin iddia ediliyor ve bu yüzden tutuklanman isteniyor... Ne diyorsun?"
Niyazi usta, her zamanki Niyazi ustadır. Yargıcın sorusunu kendi üslubunca yanıtlar:
Haber: Celal BAŞLANGIÇ / Arşivi

12 Mart'ın 'Balyoz Harekâtı'nda dükkânı basılıp gözaltına alınmıştı. İlk sorgusundan sonra savcının 'bölücülükten tutuklama' istemiyle yargıç karşısına çıkarılır. Hâkim sorar: "Senin vatanı bölmek istediğin iddia ediliyor ve bu yüzden tutuklanman isteniyor... Ne diyorsun?"
Niyazi usta, her zamanki Niyazi ustadır. Yargıcın sorusunu kendi üslubunca yanıtlar:
"Hâkim bey, vatan hıyar mıdır Niyazi Tatlıcı ikiye bölsün?"
Siyasal hayatımıza yerleşen bu esprinin gerçek sahibinin Diyarbakırlı bir terzi, aynı zamanda 12 Eylül öncesinde Diyarbakır'da bağımsız belediye başkanı seçilen Mehdi Zana'nın ustası olduğunu, bölgede doğup büyüyenler dışında pek kimse bilmez.
Din bilgini babanın sosyalist oğlu
Ancak Kürt kökenli 'devrimci arkadaşlar'ın bugün bile 'Niyazi usta'nın öyküleri bütün sohbetlerin özel bir bölümünde yer alır.
Silvanlıdır 'Niyazi usta'. Babasının din bilgini olmasından dolayı geniş bir din kültürü vardır. Bu da bir sosyalist olarak, gericilerle tartışırken hep elini güçlü kılmıştır.
1950'li yıllarda politikaya o dönemin iktidarı Demokrat Parti'den ayrılanların kurduğu Hürriyet Partisi'ni destekleyerek başlamış. Ancak en yoğun siyasal etkinliğini Türkiye İşçi Partisi ile sürdürmüş.
İlkokulu Silvan'da bitirmiş, küçük yaşta terzi çıraklığına başlamış. Önce Silvan'da bir terzi dükkânı açmış, sonra da bu dükkânı ekonomik nedenlerle Diyarbakır'a taşımış. Bu süreçte de daha sonra belediye başkanı olan Mehdi Zana çırağı, kalfası olarak hep yanında yer almış.
Engels oldu Şeyh Seyda
12 Mart'ta gözaltına alınıp tutuklanmış, bir yıl hapis yattıktan sonra çıkmış. Türkiye'nin en çalkantılı yıllarına, devlete, sol siyasetlere, farklı sosyalist eğilimlerdeki Kürt gruplarıyla ilişkilerine kadar uzanır 'Niyazi usta'nın öyküleri. Hepsinde de bir derinlik, bir bilgelik, bir entelektüel birikim, zekâ pırıltısı ve hayatı tersten okumanın izleri vardır.
12 Mart'tan hemen sonra dükkânı ve evi basılır 'Niyazi usta'nın. Kitaplarına, dergilerine el konulur. Dükkânda bulunanlar arasında Engels'in de bir fotoğrafı vardır. Polis, Engels'i göstererek sorar 'Bu kimdir?' diye. Hiç tereddüt etmeden yanıtlar 'Niyazi usta':
"ŞeyhSeyda' nın fotoğrafı."
'Yasak yayın' bulundurmaktan yargılanır ve beraat eder 'Niyazi usta'. Bu kez bölücülükten dava açılır. Savcıya göre ilk davadan beraat etmesi de kurtarmamıştır 'Niyazi usta'yı. Döşenir iddianameyi:
"Sanık, Diyarbakır Doğu Devrimci Kültür Ocakları örgütü kurucularından olmamakla beraber, takip altında bulunmasından dolayı dükkânında ve evinde yapılan aramada Engels'e ait büyük boy resim, DDKO bülteni, TİP genel kurulu kararı beyannameleri, gençlere çağrı, Aydınlık Gazetesi, Kımıl, Yeni Ufuklar, Sosyal Adalet gibi matbualar ve Kürtçe gramer, İmece, Yeni Akış, Ant gibi sol yayın mecmuaları bulunmuş olup, bunları bulundurmaktan dolayı hakkında açılan dava sonucunda sanık beraat etmişse de bu yayınlar şüphesiz sanığın zihniyetini gösterir..."
'Bu maddeler bana uymaz'
Savcı iddianamede 'Niyazi usta'ya ait terzi dükkânının örgüt merkezi gibi çalıştığını, birçok eylemin Mehdi Zana ile birlikte bu dükkânda planlandığını anlatır. Mahkemedeki sorgusunda duruşma yargıcı sorar:
"Niyazi Tatlıcı, askeri savcı senin TCK'nın 141/4. ve 142/3. maddelerini ihlal ettiğini iddia ediyor. Ne diyorsun?"
'Niyazi usta' kendinden emindir:
"Hâkim bey, TCK'nın 500 küsur maddesi var, hiçbiri bana uymaz."
Yargıç ısrar eder:
"Senin terzi dükkânına birçok insanın girip çıktığı ve orada Kürtçülük faaliyetinde bulunduğun iddia ediliyor."
'Niyazi usta' da ısrarlıdır:
"Ben Türkiye'nin en ünlü terzisiyim. Bu ünümden dolayı herkes, her yerden bana elbise diktirmeye gelir. Eğer hapiste olmasaydım, siz de elbise diktirmek için benim dükkânıma gelecektiniz."
Yargıç ister istemez 'Niyazi usta'nın savunmasını tutanaklara geçirir. Mahkeme çıkışı bir arkadaşının kulağına eğilir 'Niyazi usta':
"Türkiye'nin en ünlü terzisi olduğumu mahkeme tutanaklarına tescil ettirdim."
'Niyazi usta' kalfası Mehdi Zana ile birlikte terziliği Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde sürdürmüş. Cezaevi idaresinden dikiş makinesinı koğuşa getirip dikiş dikmek için izin koparmış. Koğuşta bir köşeye kalfası Zana ile birlikte 'terzihane'yi kurmuş. Bir de güçlü lamba koymuş tepesine.
Gecenin geç bir saatinde 'Niyazi usta' çalışıyor. Tarık Ziya Ekinci, uykunun insan vücuduna ne kadar gerekli olduğunu, zamanında uyumak gerektiğini anlatarak, "Niyazi projektörleri söndür de artık yatalım" diyor. 'Niyazi usta'nın yanıtı hazır:
"Niye Tarık abi, yarın sabah erkenden ihaleye mi yetişeceğiz?"
Ne içeride eksik olur 'Niyazi usta'nın espirileri, ne dışarıda.
Bir eve misafirliğe gider Diyarbakır'da. Ev epeyce kalabalıktır. Diyarbakır'ın tanınmış ailelerinden birçok kişi de oradadır. Bir yabancı girer odaya ve tanışma faslı başlar:
Uydurma asalet; 'Eşekoğlu'
"Falanca Cizrelioğlu, filanca Cemiloğlu, Mehmetoğlu, İskenderoğlu, Azizoğlu, Ensarioğlu..."
Sonunda sıra 'Niyazi usta'ya gelir. Asalet unvanından nefret eder ama bir asalet unvanı kullanmaya da ihtiyaç duyar:
"Niyazi Eşekoğlu..."
Diyarbakır'daki Ar Pasajı'ndaki dükkânında otururken bir arkadaşı elinde okumakta olduğu dergiden başını kaldırarak, "usta gördün mü? Bizim ne zamandır düşündüklerimiz ve söylediklerimiz gene doğru çıktı" der.
'Niyazi usta' bir yandan dikiş dikerken, diğer yandan lafı yapıştırır:
"Benim babam, bizim söylediklerimiz her zaman doğru çıkıyor da, biz seninle zaten senelerden beri devamlı olarak doğru şeyler söylüyoruz ama iki kişiden üç kişi olamadık."
'Niyazi usta' herkese küfrü yapıştırır, ama hiç kimse kızmaz. İçinde bulunulan durumu hicvetmekten de hiç geri kalmaz.
Örneğin bir gün Ankara'da ablasının evini bulamayan bir gence bağırır:
"Ulan orospu çocukları! Daha evinizin yolunu bile bulamıyorsunuz, bir de kalkmışsınız devlet kuruyorsunuz..."
'Eksi 44'te devlet mi kurulur?'
Ya da Ağrı'dan gelen bir arkadaşına "Ne var ne yok Ağrı'da" diye sorup "Canının sağlığı, Ağrı'da soğuktan başka ne olacak. Geldiğimde ısı sıfırın altında 44 dereceydi" yanıtını alınca, bir başka soruyla karşılık verir:
"Oğlum söyle bakayım! Eksi 44 derecede devlet mi kurulur?"
Dişinin feci şekilde ağrıdığı bir gün kendi kendine söylenir:
"Yahu bu diş ağrısına dayanmak, Kürt devleti kurmaktan daha zordur..."
Yine dişinin ağrıdığı bir gün 'Niyazi usta'nın dudaklarının kıpırdadığını gören bir arkadaşı kızdırmak için sorar:
"Ne o Niyazi usta, dua mı ediyorsun?"
Her koşulda hazırdır yanıtı 'Niyazi usta'nın: "Eee, ne yapayım oğlum, bize 'Din afyondur' dediler. Ben de dişlerimi uyuşturup ağrısını dindirmek için dua okuyorum."
Başka yönleri de var elbet 'Niyazi usta'nın. Örneğin dar günlerin dostudur. Sıkıyönetim mahkemesinde kalfası Mehdi Zana ile birlikte yargılanırken askeri savcı esas hakkındaki mütalaasını okur:
Mehdi'yi yalnız bırakmaz
"Her ne kadar başlangıçta Niyazi ile ilgili suçlamalar getirmiş ve onu tutuklatmışsak da, son incelemeler karşısında, suç konusu eylemler, Kürtçülüğünden ve mitinglerdeki rolünden dolayı sorumlu Mehdi Zana'dır.
Ortaklığından dolayı Niyazi de bu eylemlerin içinde görülüp suçlanıyor. Sonraki inceleme ve araştırmalarımızda Niyazi'nin bu düşüncede olmadığı ve eylemlere katılmadığı kanaatine varmış bulunuyoruz. Bu yüzden beraatini istiyoruz."
Yargıç, savcının bu mütalaasına ne dediğini sorar. Ayağa kalkar 'Niyazi usta':
"Savcının söyledikleri doğru değildir. Sizin Mehdi'yi suçladığınız bütün eylemlerde ben de varım. Ben de onunla aynı düşüncedeyim. Bütün eylemlerden haberdarım ve ben de onunlaydım."
Daha sonra yetiştirdiği Mehdi Zana, Diyarbakır'da bağımsız belediye başkanı seçilir. 'Niyazi usta' kansere yakalanır. Zana ustasını hiç bırakmaz. Yurtdışında tedaviye bile gönderir. Ama kurtarılamaz, 1977 yılında, çok genç yaşta yaşamını yitirir.
Herkesin bir anısı var onunla
Bütün bunları Ruşen Arslan'ın, Doz Yayınları'ndan yeni çıkan 'Niyazi usta' adlı kitabından öğreniyoruz. Ümit Fırat'tan Tarık Ziya Ekinci'ye kadar pek çok kişi anılarını anlatmıştır 'Niyazi usta' ile ilgili.
Hâlâ anıları, öyküleri anlatılıyor 'Niyazi usta'nın. Arslan kitabını "Niyazi usta, sen Kürt entelektüel ve siyasi yaşamında hoş bir sedaydın. Seni özlüyoruz" diye bitirmiş. Kitabı okuyunca insan bir kez daha anlıyor ki, acılara gülmek insanı ölümsüzleştiriyor!