Ve Başbakan geldi...

Başbakan gidinceye kadar Ekinlik az bilinirdi. Şimdi helikopter pisti bile var. Kışları 15 kişinin yaşadığı adada hoperlörden 'Okeye dördüncü aranıyor' anonsu yapılıyor.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

BALIKESİR - Ekinlik, Marmara Denizi'nde haritalarda bile görünmeyecek kadar küçük bir ada. Yolu buraya düşmeyenler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ailesi tatillerini burada geçirmeye başlayıncaya kadar varlığından bile habersizdi. Haftada iki kez uğrayan feribot dışında dünyadan kopuk kendi halinde bir adaydı. Ama Başbakan geldikten sonra, tarihinin en büyük gelişimini yaşıyor. Sadece bir otomobil ve bir traktörü olan adanın artık helikopter pisti var, ayrıca Erdoğan sayesinde bir otomobili daha oldu. Daha önce hiç karakol ve güvenlik gücü olmayan adada, Başbakan geldiğinde jandarmalar görev yapıyor. Küçük sokaklar gazetecilerle doluyor.
Adanın bu popülaritesine en çok şaşıran ise kışın da burada yaşayan 15 kişi. Çünkü onlar adanın kuş uçmaz kervan geçmez haline alışık.
İlk sakinler İnebolu'dan
Sakin günlerinden uzaklaşıp Bodrum'un gürültüsüne yaklaşan Avşa Adası'nın
karşısında bir huzur adası olarak Ekinlik duruyor. Ulaşım haftada iki kez uğrayan feribot ve Avşa'dan kalkan balıkçı tekneleriyle yapılıyor. Bir kaşığa benzediği için diğer adı 'Kaşık Adası' ya da Rumca adıyla, 'Kutali.'
Kısa yürüyüşlerin tamamının denizde bittiği 2 bin 573 dönümlük bir ada. Ama tarihi çok eskilere dayanıyor. İki kilise ile iki manastırın kalıntıları, 550 haneli zengin Rum zamanlarından kalan izler. Adanın verimli üzüm bağlarıyla şarapları, buğdayın kalitesi halen dillere destan. Efsaneye göre, Rum adalılar gittikten sonra bir gün İstanbul'dan İzmir'e mal taşıyan bir yelkenli, adanın kıyısında yelken atmış. İnebolulu denizci Mehmet Kemiksiz kimsenin yaşamadığı, üç katlı Rum evlerin sahilinde dizili olduğu adaya bakmış, üzüm bağlarını gezmiş.
Gemi gitmiş o burada kalmış. İşte o gün yani 1928'de ada, İneboluluların olmuş. Adanın ilk Türk sahibi İnebolu'da zor koşulda yaşayan akrabalarını buraya getirmiş, sonra diğer duyanlar gelmiş. Balıkçılığın yanı sıra üzüm yetiştirip, şarap yapmışlar. Ama zamanla nüfus çoğalmış, küçük adanın toprakları insanlara yetmez olmuş, 1960-70'li yıllarda yine bir göç başlamış, bu kez İstanbul'a doğru. Evleri, adalılar için sadece yazlık olmuş. Üzüm bağları ve buğday tarlaları kurumuş, kışın adaya yalnızlık çökmüş.
Her yere 'tabanvay'
Adada bir bakkal, bir fırın, bir cami, bir lokanta, bir sağlık ocağı, bir de pansiyon bulunuyor. Adanın en büyük yeniliği bu yaz açılan manav. Her yere yürüyerek gidilebilen adada yıllardır tek bir otomobil bulunuyordu. Diğer motorlu kara taşıtı ise muhtarlığın traktörü. Yaz gelince ada hareketli zamanlarına geri dönüyor, nüfusu 1000 kişiye ulaşıyor. Adada doğanlar dışında sonradan güzelliklerini duyup gelerek yazlık yapanlar da bulunuyor.
Kış gelince tatilciler gidiyor, ada ıssızlığa gömülüyor. Onları uğurlayan 15-20 kişi adada kalıyor. Bakkal Nazmi Berberoğlu, kahveci Yaşar Karabağ, balıkçı Kenan Şengül, adanın tek bekârı ve âşığı İsmail Duyar, kahveci Turan Ulu ve 'Hamsi' lakaplı boyacı 70 yaşındaki Fehmi Bekçi ile aileleri. Ada yalnızlığa büründüğünde buluşma noktası Karabağ'ın kahvehanesi. Vakit geçirmenin en iyi yolu ise okey ve iskambil. Ama okeye dördüncüyü bulmak zor. Sıkıcı günlerde ada hoparlörlerinden "Okeye dördüncü aranıyor. Kenan haydi gel, gözünü seveyim" anonsları yapılıyor.
Seçmen sayısının dışardan gelenlerle birlikte 55 olduğu 3 Kasım yerel seçimleri de kahvehanede yapıldı. Gerçi üç oy geçersiz sayıldı ama seçim başarıyla ve şaibesiz gerçekleşti. Adanın tek muhtar adayı Sezai Baş'tı ve tabii ki kazandı. Bir boş oyu kimin attığını herkes biliyordu...
Yalnız bu vefa için kalınır...
Kahvehanenin sahibi Yaşar Karabağ, 71 yaşında. Anne ve babası adanın yüzde 90'ı gibi İnebolu'dan 1920'li yıllarda geldi. Önce babası gibi balıkçılık yaptı, bir süre üzüm yetiştirip şarap üretti. O da bir dönem herkes gibi İstanbul'a gitti. Orada evlendi ama adanın hasretine çok dayanamadı. Geri dönüp bu kahvehaneyi açtı. Bir gün hastalandığında onu şifa dilekleriyle uğurlayan 15 kişi, tedavi olup döndüğünde onu iskelede alkışlarla karşıladı. İçinden, "Adayı bunun için seviyorum" dedi.
Adada yaşam zor olduğu için herkes tamirat işlerini, acil durumlarda müdahaleyi bilmek ya da işbölümü yapmak zorunda. İlkyardımı ve iğneleri 40 yaşındaki Turan Ulu yapıyor. Ayrıca adadaki elektrik işleri de onun görevi. Adaya ilk gelen Mehmet Kemiksiz'in torunu. Yaşlı annesi ve babası da adada kalıyor. Eşi ve okul çağına gelen oğlu kışı Bandırma'da geçiriyor. Ulu ise adada kalıyor. Yazın kahvehanesini açıyor, kışın ise küçük teknesiyle bazen balığa çıkıyor.
Adanın tek bekârı
Adanın tekne tamiratında uzmanı ise adanın tek bekârı İsmail Duyar. Onun adaya gelişi hüzünlü bir aşk öyküsü. Doğduğu ve askerlik yaşı gelinceye kadar yaşadığı Kastamonu'da Necla'yı sevmişti. Ama Necla'nın ailesi bu aşkı kabul etmedi. Necla evlenince Kastamonu'da kalamadı. Babasından boşanan ve başkasıyla evlenen annesi Ekinlik'e yerleşmişti. 19 yaşında annesinin yanına bu adaya geldi.
Bugün anne yadigârı evde yalnız kalıyor. Adalılar adanın tek bekârlarına yemeklerinden bir tabak götürüyor. Adalılar onu bazen sahilde tek başına yürürken görüyorlar. Necla'yı düşündüğünü biliyorlar. Hikâyesini anlattıktan sonra ses kayıt cihazını gösterip "Sesim Necla'ya gider mi?" diye soruyor. "Hayır" yanıtına aldırmadan, kayıt cihazına "Necla seni hiç unutmadım" diye bağırıyor.
Aşk öyküsünü en yakın arkadaşı balıkçı Kenan Şengül biliyor. Şengül de doğma büyüme adalı. Kışın çocuklarından uzaklar. Tek istediği bir balıkçı barınağı, çünkü kışın tekneler fırtınada batıyor. Adanın bakkalı Nazmi Berberoğlu ise adanın tek köpeği 'Terier' cinsi Bobi ile birlikte geziyor. Bakkal dükkânı babasının yadigârı.
Adadaki diğer kalıcılarla çocukluklarından beri birlikteler ve dostluklarının sarsılmaz olduğunu, "Biz burada tek bir aileyiz" diyerek anlatıyor.
Okey masasının nazlı dördüncüsü ise genellikle 'Hamsi' lakaplı Fehmi Bekçi oluyor. Çünkü o yalnızlığı çok seviyor. Bazen küçük adada günlerce görünmüyor. Bir derdinin olup olmadığı halen merak konusu. O, adanın yegâne boyacısı ve evle ilgili tamiratları o yapıyor. 20 yıl önce bir gün bir boya işi için adaya gelmiş, huzura ermiş ve kalmış. Artvinli olduğu için lakabı 'Hamsi.' İstanbul'daki karısı ve çocukları ara sıra yanına uğruyor. "Karadeniz'de rüzgâr bir gün eser, sonra birkaç gün süt liman. Ama burada sürekli dört yandan fırtına oluyor" diyor.
Geçen kış yaşanan fırtına unutulur gibi değildi. 15 gün elektriksiz kaldılar. Herkes jeneratörü Yaşar'ın kahvesine taşıdı ve günlerce burada kaldılar, telefonları da çalışmıyordu. Kar altında günlerce çalışarak sorunu çözdüler. Fırtınada bir tekneleri battı. Kışın yalnızlıktan şikâyet etseler de kalabalığ tercih edeiyorlar. Bunun için adadaki değişim onları tedirgin ediyor.
Talih dönmeye görsün
Yıllarca bir çivi çakılmamış adaya geçen yıl İstanbul'dan, üzerinde
'Gaziosmanpaşa Belediyesi' yazan iş makinelerinin getirildiğini gördüler. Yollara mıcır döküldü, adaya arabaların gelmesinden korkarken bir helikopter pisti yapıldı. Yakınına da mini bir park. Üstelik muhtarlığa bir de otomobil alındı. Bütün tretuvarlar boyandı, çukurlar kapatıldı, ağaçlar dikildi.
Yakın zamanda deniz bir miktar doldurulup yeni parklar yapılacak.
Adanın önemli bir sorunu olan su için deponun inşasına da başlandı. Ekinlik artık torpilli bir ada. Eskiden çeşitli bahanelerle uğramayan feribot artık tam zamanında iskelede. İşleri devlet dairelerinde daha çabuk hallediliyor. Komşu ilçelerde de fiyakaları var. Ama bir de onların isimlerini kullanarak feribotları bekletenler olmasa... Muhtar Sezai Baş, "Başbakan'ın gelmesinden sonra itibarımız arttı, işler kolaylaştı. Ama torpil istemiyoruz" diyor.