Ve Danıştay davası artık Ergenekon'un içinde

Ve Danıştay davası artık Ergenekon'un içinde
Ve Danıştay davası artık Ergenekon'un içinde
Danıştay üyelerine ve Cumhuriyet gazetesine yapılan saldırı davası, 1. Ergenekon davasıyla birleştirildi. İşçi Partili sanıklar kararı protesto etmek için salonu terketti. Avukatlar isyanda: davanın sonunu görmeye ömrümüz yetmez

 

SERKAN OCAK

İSTANBUL - Ergenekon davasıyla, Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine el bombası atılmasıyla ilgili davalar resmen birleşti. Duruşmada açıklanan bu karara İşçi Partili (İP) sanıklar ve avukatları tepki gösterdi. Bazı sanıklar duruşma salonunu terk ederken, avukatlar birleştirme kararına itiraz etti. Mahkeme bu itirazı reddetti. Artık iki dosya tek bir dava üzerinden görülecek.
Silivri Cezaevi'nde görülen 'Birinci Ergenekon' davası 52 günlük aradan sonra 102. duruşmayla devam etti. Duruşmaya tutuklu sanıklar emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve İP Genel Başkanı Doğu Perinçek’in de aralarında bulunduğu 25 tutuklu sanık katıldı. Tutuksuz sanıklardan eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu ve Güler Kömürcü Öztürk de duruşmada hazır bulundu. Sanık sandalyelerinin yeni konukları ise Danıştay 2. Dairesi'ne yönelik silahlı saldırı ve Cumhuriyet Gazetesi'ne bomba atılması davasının tutuklu sanıkları Alpaslan Arslan, İsmail Sağır ve Tekin Irşi'ydi. Aynı davanın tutuklu sanığı olan ve ifadesiyle dosyanın Ergenekon davasıyla birleşmesine neden olan Osman Yıldırım'sa, tebligat cezaevine ulaşmadığı gerekçesiyle duruşmaya katılmadı. Duruşmaya eşofmanla çıkan Alparslan Arslann çok uzun saçları ve sakalı nedeniyle tanınmayacak haldeydi.
Danıştay sanıkları, duruşmu salonunda tutuklu sanıklar için ayrılan bölümün en arkasında, askerlerden oluşan çemberin ortasında ve her sanığın yanında birer asker olmak üzere oturtuldu. Duruşmayı Arslan'ın kız kardeşi Hilal Arslan da izledi.


Ve birleşti


Duruşma Mahkeme Başkanı Köksal Şengün'ün her iki dava dosyasının birleştiğini açıklamasıyla başladı. Danıştay davası 'müebbet hapis' cezaları verilmesiyle sonuçlanmış ancak sanık Osman Yıldırım'ın açıklamalarından sonra karar Yargıtay'da bozulmuş ve Ankara'daki ağır ceza mahkemesi iki davanın birleştirilmesi yönünde görüş bildirmişti. Mahkeme Başkanı Köksal'ın kendi mahkemesinin 'birleştirme' yönündeki görüşünü açıklamasıyla iki dosya resmen birleşmiş oldu.


Sanıklar salonu terk etti


Birleşme kararının okunmasıyla birlikte salonda itiraz sesleri yükseldi. İlk sözü İP avukatlarından Mehmet Cengiz aldı ve bu kararın, Danıştay sanıklarını kurtarma operasyonu olduğunu öne sürdü. Cengiz, "Kovuşturma uzun yıllar sürecek. Danıştay sanıkları böylece zamanaşımından kurtulabilirler" diye konuştu.. İP Genel Başkanı tutuklu sanık Doğu Perinçek ise "Mahkeme derhal Danıştay dosyasını ayırmalıdır. Mahkeme bu karanlık tertipin bir parçası olursa, burada ancak boş sandalyeleri yargılayabilirsiniz" dedi ve ardından da sanık sandalyesinden ayrılarak duruşma salonunu terk etti. Perinçek'in sözleri salonda alkış alırken, tutuklu sanıklardan Nusret Senem, Hikmet Çiçek ve Hayati Özcan ile Muzaffer Tekin de tepki olarak duruşma salonundan çıktı.


İtirazlara ret


Sanıkların avukatları da söz alarak birleşme kararına karşı itirazlarını dile getirdi. Alemdaroğlu’nun avukatı Metin Çetinbaş, "Bu davayı tamamlamaya ne sizin ne de bizim ömrümüzün yetmeyeceği, biraz hukuktan anlayan herkes tarafından bilinmektedir. Bu davaları ayırın" dedi. Tutuklu sanık Sevgi Erenerol’un avukatı Vural Ergül de heyetin incelemesi gereken evrakın yaklaşık 500 bin sayfayı bulduğunu, yargılamanın fiilen imkansız hale geldiğini söyledi. Sanık İsmail Yıldız da son dönemde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun açıklamalarını yakından takip ettiğini belirterek, "Bu süreçte hükümetin heyetinizi ve savcıları desteklediğini gördük. Sizler, hükümetin bizleri
cezalandırmak için görevlendirdiği memurlar gibi oldunuz" diye konuştu. Görüşü sorulan savcı Mehmet Ali Pekgüzel ise iki dava arasında hukuki ve fiili irtibatlar bulunduğu gerekçesiyle ayırma yönündeki taleplerin reddedilmesi istedi. Mahkeme heyeti de talepleri değerlendirmek üzere duruşmaya ara verdi. Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme, ayrılma yönündeki tüm talepleri reddetti.
Mahkemenin itirazları reddettiğini açıklamasından sonra da salonda hareketlilik yaşandı. Tutuklu sanıklardan avukat Kemal Kerinçsiz söz almak istedi. Mahkeme başkanı söz vermeyince, Kerinçsiz oturduğu yerden bağırmaya başladı. Bunun üzerine gerginlik yaşandı. Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Kemal Alemdaroğlu'ysa şunları söyledi:
"Ben türban darbesi yapmıştım. Üniversitede türban takılmasını açık ve kapalı alanlarda yasakladım. İki defa TBMM’de sorgulandım, aklandım. Şu anda ben türban kararı nedeniyle Danıştay hakimini katledenlerle yargılanmaktayım. Bu, bana vereceğiniz idam cezasından daha ağırdır."
Alemdaroğlu’nun bu sözlerini alkışlayan bazı izleyicileri, Mahkeme Başkanı Şengün, "Duruşma salonunun ahengini bozmayın" diyerek uyardı.


Küçük'ün 'koğuş çorbası'


Bu arada mahkemenin verdiği kısa arada tutuklu sanıklarla yakınları duruşma salonunda kısa süreli sohbet etti. Bu sohbette yazar Doç. Dr. Emin Gürses, yakınlarına minik bir konferans verdi. Ordu hakkında çeşitli görüşlerini dile getiren Gürses, Veli Küçük'le ilgili de şu yorumu yaptı: "Veli Paşam, çok iyi soğanlı sarımsaklı çorba yapıyor. Camdan sarkıtıyor aşağıya. Adı Koğuş Çorbası." Gürses'in Karadeniz şivesiyle söylediği bu sözler duruşma salonundaki izleyecilerin gülüşmelerine neden oldu.


'Ağabeyim hayata küstü'


Danıştay sanığı Alparslan Aslan’ın kardeşi Hilal Arslan gazetecilere iki yıldır ağabeyi ile görüşmediğini söyledi ve "Mektup yazıyorum. Ancak cevap yazmıyor. Bizimle görüşmek istemiyor. İki yıldır hayata küstü. Avukat bile istemiyor. Ağabeyimin ruh sağlığının iyi olmadığını düşünüyoruz. Ağabeyimle biz ikiz gibiydik. Hiç ayrılmazdık birbirimizden. Ama şimdi görüşmek istemiyor ve ben çok üzülüyorum" dedi.