Ya bir de devlet desteklemeseydi!

Önce 4 Aralık 2006'da devlet adına itirafta bulunan İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Zekeriya Şarbak'ın sözlerini hatırlayalım: "Terörün neden olduğu iç göç bir kriz durumuydu. Göçü hem bu insanların hem de toplumun yararına yönlendirmek...

VAN - Önce 4 Aralık 2006'da devlet adına itirafta bulunan İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Zekeriya Şarbak'ın sözlerini hatırlayalım: "Terörün neden olduğu iç göç bir kriz durumuydu. Göçü hem bu insanların hem de toplumun yararına yönlendirmek mümkün olabilirdi. Fakat devlet olarak bu krizi yönetemedik. 2000-2006 arasında 145 bin 358 kişinin köyüne dönmesi için destek verdik."
Şimdi Van'da devletin verdiği destekle köyüne dönebilen 'şanslı' 581 kişinin yaşam koşullarına bir göz atalım: Evlerin yüzde 52.4'ünde tuvalet, yüzde 41.1'inde banyo, yüzde 31'inde mutfak, yüzde 48'inde şebeke suyu yok, yüzde 79.5'inde kanalizasyon şebekesi, yüzde 69.9'unun sağlıklı bir foseptik sistemi yok.
Bir de bu şanslı kişilerden 45 yaşında bir kadına kulak verelim: "Dokuz senedir göç etmişiz ve hiç kırmızı et yememişiz. Sadece ayda iki üç kere tavuk yiyebiliyoruz. Bayramdan bayrama da baklava yapmak için süt alabiliyoruz."
BM için araştırma yapıldı
Bu sonuçlara Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim görevlileri ve 15 öğrencinin Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı için yaptıkları anket sayesinde ulaşıldı. Yrd. Doç. Dr. Emin Yaşar Demirci, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Zeki Ünal ve Dr. Hasan Hüseyin Tekin'in koordine ettiği araştırma kapsamında önce Van merkeze, sonra da Köye Dönüş Programı kapsamında evlerine geri dönen 581 kişiyle yüz yüze görüşmeler yapıldı.
Anketten çıkan sonuçlar, devlet desteğiyle köye dönenlerin sağlıksız koşullarda yaşadığını ortaya çıkardı.
Dr. Emin Yaşar Demirci, dokuz köyde gerçekleştirdikleri anketin sağlıklı ve doğru sonuçlar ortaya koyması için özellikle çocuklarla konuşmaya büyük önem verdiklerini belirterek şunları anlattı: "Köylerden birinde çocuklarla mülakat yaparken kendilerinden evlerini anlatmalarını istediğimde, bazılarının tuvalet ve banyodan bahsetmediği dikkatimi çekti. İlk başlarda bu durumu tuvaletlerin evin dışında bir yerde olduğu şeklinde anlamış ve üzerinde durmamıştım. Ancak görüşmelerimden birinde 'Tuvaletiniz ev içinde mi yoksa dışarıda mı?' diye sorduğumda, birçok evin tuvaletinin bulunmadığını, ihtiyaçlarını gözden uzak yerlerde açık arazide giderdiklerini anladım."
'Bağışıklık sistemleri güçlü'
Sağlıksız koşullarda yaşayan ailelerin bulaşıcı hastalıklarla karşı karşıya bulunma oranının yüzde 24'lerde olduğunu söyleyen Demirci sözlerine şöyle devam etti: "Bu oran bir şans olarak değerlendirilebilir. Bunun en önemli nedeni; bağışıklık sisteminin güçlü olması. Anket sağlıksız beslenmenin boyutlarını da ortaya çıkardı. Çocuklarla yapılan görüşmelerde öğünleri sabah ve akşam olarak sınıflandırdıkları ortaya çıktı. Çocuklar, 'Sabah kahvaltısında peynir, ekmek, çay veya yoğurt, akşam yemeklerinde ise daha çok çorba, makarna, karpuz yiyoruz' yanıtını verdi."
Ankete katılanların göç sebepleri arasında, 'güvenlik sebebiyle köylerin boşaltılması' seçeneği yüzde 66.6 ile ilk sırayı alırken, yüzde 38'i terör ve şiddet nedeniyle köyünü boşaltmış. İşsizlik yüzünden göç edenlerin sayısı yüzde 16.9. Daha iyi bir yaşam arzuladıkları için göç edenlerin sayısı yüzde 8.7, çocuklara daha iyi bir eğitim için göç edenlerin sayısı ise yüzde 2.1 ile son sırada bulunuyor. Ankete katılanların yüzde 41.7'si Van'da kalmayı tercih ederken, yüzde 48.9'u başta İstanbul olmak üzere İzmir, Ankara, Mersin, Adana, Antalya, Aydın ve Bursa gibi şehirlere yerleşmek istediğini söyledi.
Çocuklar şehri daha çok seviyor
Emin Yaşar Demirci, çocukların, 'Köyde doğmuş olsaydım çoban olurdum. Van'ı daha çok seviyorum' dediğini aktarırken "Yaşlılar ise imkânları olsa bile yine de köyde yaşamak istiyor. Yaşlıların köyü istemesiyle, büyükşehirlerde yaşlıların huzurevlerinde yaşaması arasında bir benzerlik vardır. Yaşlılar köyü isterler, çünkü artık otoritesini ve nüfuzunu kaybettiği ailesi içinde çocuklarına minnet duygusu içinde yaşamak istemezler. Köy onlar için bu minnet duygusundan uzak olarak yaşamının geri kalan kısmını geçirebilecekleri bir huzurevi gibidir" diye konuştu.
Her şeye rağmen ankete katılanların çoğunluğunun geleceğe umutla baktıkları ortaya çıktı. 'Geleceğe nasıl bakıyorsunuz?' sorusuna 214 kişi iyimser, 195'i kötümser yanıtı verdi. 121 kişi ise hiçbir şeyin değişmeyeceğini söyledi.