Yakınları Ethem'i anlattı: 'Geçemedim önüne oğlumun, katil aldı'

Yakınları Ethem'i anlattı: 'Geçemedim önüne oğlumun, katil aldı'
Yakınları Ethem'i anlattı: 'Geçemedim önüne oğlumun, katil aldı'
Gezi Parkı protestolarına destek amacıyla Ankara'da yapılan gösteride polis kurşunuyla öldürülen Ethem Sarısülük'ün hayatı "Halkın Yoldaşı Ethem Sarısülük" isimli kitapta toplandı. Ethem'in annesi, babası ve kardeşleriyle, arkadaşları Ethem'i anlattı.
Haber: MESUT HASAN BENLİ / Arşivi

ANKARAGezi Parkı protestolarına destek amacıyla Ankara’da yapılan gösteride polis kurşunuyla öldürülen Ethem Sarısülük’ün hayatı “Halkın Yoldaşı Ethem Sarısülük” isimli kitapta toplandı. Ethem’in annesi, babası ve kardeşleriyle, arkadaşları Ethem’i anlattı.

Anne Sayfı Sarısülük, temizlik işleri yaparak, çocuklarıyla birlikte hayata tutunmak için verdiği mücadeleyi anlatırken, oğlu Ethem ile ilgili olarak şunları anlattı:


‘GEÇEMEDİM ÖNÜNE’

“Ben zorluklarla onları kazandım. Ama geçemedim önüne katilin aldığı oğlumun. Ben onun her şeyiydim, hem arkadaşı hem annesi. Çok meraklıydı bana, çok düşkündü. Çünkü hem anne hem baba oldum. Ethem’i böyle büyüttüm. Gecekonduda bir oda ev yaptık; hem yattık, hem oturduk, banyo mutfağımız birdi; bir evin içinde yıkardım bunları. Ev işlerinde pantolonlar getirirdim, giyerlerdi, sevinirlerdi.


‘HER ŞEYİNİ PAYLAŞIRDI’

Bir hırsızlık, bir haydutluk nedir bilmezdi. Kalem aldım, silgi aldım buna, defter aldım. Defteri ortadan parçalayıp arkadaşlarıyla paylaşmış. Ondan sonra kalemini kırmış. Kırmızı kalemdi hala hatırımda. Bunu kırmış yarısını arkadaşına vermiş, yarısını da kendisi kullanıyor. Şu defteri yaprak yapak kullandılar. Resmi defterine gene öyle, Çoğunluk arkadaşlarına verirdi. ‘Oğlum bu defter akşama kadar gitsin’ derdim, gitmezdi. Tek yaprakla eve gelirdi. Dağıtır arkadaşlarına verirdi.”


FARKLI BİR ÇOCUKTU

Öğretmen olmasına rağmen “ben bu faşist devlete öğretmenlik” yapmam diyerek mesleği bırakan ve hurda, kağıt toplayarak ailesinden ayrı bir hayat sürdüren baba Muzaffer Sarısülük ise Ethem’in ölüm haberini aldığı zaman hissettikleri şöyle anlattı:

“Ethem doğduktan sonra tahminen bir yıl sonra da tayinim çıktı. Urfa’nın Siverek kazasına öğretmen olarak atandım. Özgül ağırlık diye bir kavram vardır. İşte benim Ethem de ilk doğduğunda böyle farklı bir insandı. (…) Çocuklarım bana Ethem’in öldüğünü söylediklerinde ‘Her zaman elden ölmez ya, gün gelir senden benden de ölür’ dedim. Ethem öldürülmüşse ve baba olarak ben hala yaşıyorsam bu dünyada bir fazlalık sayılırım. Bu iş bana düşer. “


OĞULA ŞİİR

Kitapta, Muzaffer Sarısülük’ün oğlu için yazdığı şu şiir de yer aldı:

İstanbul Boğazı yolcusu musun sen
Hisarlarla çevrelenmiş solcu musun sen
Bulutlara çevirseydim yüzümü
Sen alsaydın fazla olan gözümü
Et yiyenin yoktur makul çözümü..”



O FOTOĞRAFLARIN SIRRI

Ethem’in sanayide yanında çalıştığı ilk ustası Ümit Usta da, Ethem’i, “Çok çalışkan biriydi Ethem, haksızlığa gelmezdi. Hakkari- Şemdinli’de bir iş vardı, söylediğinde ‘orası biraz riskli bölge, ben gitmem’ dedim. Askerliğini orada yaptığı için anıları var, son bir kez gitmek istedi. Askerlerle 1, 5 ayda haşır neşir olmuş bir deline G3 alıp fotoğraf çektirmiş, hesabında paylaşmış. Bunları da koz olarak kullanmaya kalktılar ‘terörist’ dediler” sözleriyle anlattı.


AMBULANSTA KALBİ DURDU

Ağabeyi Mustafa Sarısülük de vurulduktan sonra Ethem’in ambulansta kalbinin durduğunu ifade ederek, şunları ifade etti:

“Kafasında yaralandığı için yoğun bakıma almışlardı. Ambulansta kalbinin durduğunun ancak sağlıkçılar tarafından tekrar çalıştırıldığını ve acil serviste müdahale edildiğini, akabinde de yoğun bakıma kaldırıldığını öğrendim. Başındaki kurşun yarasını görünce onu kaybettiğimizin farkına vardım. Bundan sonra 14 gün hayata tutunma süreci başladı. 14 gün boyunca hem bu toprklarda devam eden Haziran Direnişi’nin hem de insanların muazzam derecede sahiplenmesiyle karşılaştık.”