Yalçın, karakolda imza günü düzenledi

Yalçın, karakolda imza günü düzenledi
Yalçın, karakolda imza günü düzenledi
Haber: KORAY ÇALIŞKAN - koray.caliskan@radikal.com.tr / Arşivi

Yaklaşık iki yıldır Oda TV davasında tutuklu olarak yargılanan Soner Yalçın’ın şartlı tahliyesinin altıncı günü. Kemal Türkler’in katilinin dahi imza şartı olmadan serbest bırakıldığı memlekette gazeteci Soner Yalçın her çarşamba mahallesindeki karakola gidip imza vermek zorunda.
Bu ilk çarşamba iki imza günü var. Önce karakolda polislere imza veriyor Yalçın. Arkadan karakolun hemen yanındaki imza gününe katılıyor. CHP İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı “Bu imzayı kabul etmiyoruz, gazeteciler yazarlara karakollarda değil imza günlerinde imza verir” demiş. CHP İl Yönetimi olarak bir çağrıda bulunmuşlar. İnsanlar da kalkmış gelmiş. Ortalık mahşer yeri gibi kalabalık.
Aralarında Rutkay Aziz, Edip Akbayram, Ali Sirmen, Murat Sabuncu, Yalçın Bayer, Ruhat Mengi, Can Ataklı, Ümit Zileli, Şükran Soner ve Orhan Bursalı gibi sanatçı ve gazetecilerin, Süheyl Batum, Melda Onur ve Kadir Gökmen Öğüt gibi CHP milletvekillerinin, İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal ve ÖDP Eş Genel Başkanı Alper Taş gibi katılımcıların olduğu grup kısa bir yürüyüşten sonra imza gününün olduğu kafeye geçiyor. Ama kimse sığmıyor. İmza günü bahçeye ve sokağa taşıyor.
Kalabalığın ilerisinde Soner Yalçın’ın hayat arkadaşı Halide Didem’i görüyorum. “Bu süreçte çok kötü günlerimiz geçti ama bir gün çok mutlu oldum. Soner’i 8 ay sonra ilk kez hâkim karşısına çıkardıkları zaman savunmasını dinledim. Onunla çok gurur duydum. Ne kadar haklı olduğumuzu anladım” diyor. Serbest kaldığında ne hissettiniz diye soruyorum: “Sevinemedim. Çünkü içeride başkaları vardı. Hanefi Avcı, Yalçın Küçük... Onları düşündüm. Zaten Soner de tahliye edilmediklerini öğrenince olduğu yere çökmüş kalmış”.
Çevrede gençler, yaşlılar, hayranlar, meraklılar... Herkes Soner Yalçın’a yaklaşmaya çalışıyor. Nazikçe hepsiyle konuşuyor. Hiç kimseyi muhabbetsiz bırakmıyor. Şikâyet etmiyor, kendisinin başına gelenin 170 yıllık basın tarihimizde çok örneği olduğunu anlatıyor.
İmza gününden sonra evine gidiyoruz. Çay, kurabiye, güzel tatlılar... Soner Yalçın elini sürmüyor. “En çok pide özledim, pide söyleyelim” diyor. Bir gazeteci daha içerden çıktı diye mutlu değil. İçerdekileri düşünüyor. O söylemiyor ama ben anlıyorum. Aklı desteğini esirgeyen meslektaşlarında. “Mesele siyasi değil, özgür basın. Bugün bana, yarın ona” diyor.
Bir süre sonra kapı iki kere çalıyor. Bu sefer gelen pideci...