Yangında baş şüpheli: Kuşlar

Yangında baş şüpheli: Kuşlar
Yangında baş şüpheli: Kuşlar
Eski Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu üyesi Sinan Genim, Galatasaray yangınına farklı açıdan baktı: Tepede biriken güvercin ve martı gübresi yüzünden çatı bir anda alev almış olabilir.
Haber: ENİS TAYMAN - enis.tayman@radikal.com.tr / Arşivi

Galatasaray Üniversitesi’nin Beşiktaş yerleşkesindeki tarihi binada çıkan yangının kesin nedeni hakkında elde resmi bilgi bulunmasa da uzmanlar farklı teorilerle bu olayı tartışmayı sürdürüyor. Bu teoriler arasında en ilginci ise eski Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu üyesi mimar Sinan Genim’e ait. Sinan Genim’e göre, çatıdaki, ‘parlayıcı’ özellikteki güvercin ve martı gübresi yangında çatının bir anda alev almasına neden oldu.

Barut yapımında kullanılır
Radikal’e yaptığı açıklamada Galatasaray Üniversitesi yangını için “Komploya gerek yok” diyen Sinan Genim, yangını söndürmenin herhangi bir söndürme sistemi kurulmuş olsa dahi mümkün olmadığı görüşünde. Çünkü Genim, tecrübelerinin ışığında yangını hızlandıran ve büyüten, dolayısıyla söndürülemez hale getiren en önemli etmenin ‘güherçile’ yani kuş gübresi olabileceğini açıkladı. Genim, teorisinin aslında oldukça basit bir mantık silsilesine dayandığını anlattı:
“Aynı şeyin Milli Eğitim Müdürlüğü binasında da yaşandığını düşünüyorum. Yangın nerede parlıyor? Çatıda. Çünkü orada güvercinler veya martılar yuva yapıyor. Zamanla dışkıladıkları gübre orada birikiyor. Buna güherçile denir. Barut yapmak için kullanılır. Ben Haydarpaşa Lisesi mezunuyum. Çatıda 20-25 santim güherçile vardı. Temizlemek beladır. İnan Kıraç Bey de geçenlerde anlattı Galatasaray Lisesi’nin çatısındaki güvercin gübrelerinin çokluğunu. Eminim burada da çok fazla vardı.”

Yangın duvarın içinden sürüp çatıya çıktı
Yangının güherçileye ulaşması konusundaki teorisini ise ahşap binaların taşıyıcı sistemi olan bağdadiye bağlayan Genim, şöyle konuştu:
“Oraya gelmiş bakmışlar. Zabıt tutulmuş. Odada çıkan ilk yangın söndürülmüş. Ancak demek ki yangın duvarın içinde sürmüş. Zaten 1871 tarihli bir bina. O taşıyıcı sistem öyle bir kurumuştur ki çakıltaşı sürtseniz alev alır. Tahminim çatıya ulaşıp güherçileyle buluşunca yangın parlamış olabilir. Yangın da o zaman görülmüş. Tabii bu arada ahşap bina bu. Ahşap tozları da her yerde. Yani bu yangını kimse söndüremezdi. Yangın söndürme sistemi de engellemezdi.”

‘Ne kadar çok kullanıcı, o kadar risk’

Peki ahşap bir yapıda yangını önlemenin hiç yolu yok mu? Sinan Genim, binayı yangına karşı daha güvenli kılmak için önlem alınabileceğini kaydetti. Pera Müzesi için tasarladığı gazlı söndürme sisteminin sergilenen eserleri sudan da koruyabildiğini, Büyük Postane binası için tasarladığı duvardan yağmurlama sisteminin ise tavan süslemelerine zarar vermeyecek biçimde düzenlendiğini belirten Genim, yine de tarihi ahşap binalarda çıkan yangınları söndürmenin neredeyse imkânsız olduğunu vurguladı. Ahşap kimi yapılarda bunu engellemek için duvarların kimyevi köpüklerle doldurulduğunu da belirten Genim, “O zaman da zamanla kimyevi buhar çıkıyor. İçinde oturmak mümkün olmuyor” dedi.
Galatasaray Üniversitesi özelinde tarihi binanın kullanılma şeklini de eleştiren Genim, “Bu bina her odasında bir ilki kişinin yaşayacağı şekilde yapılmış. Ama şimdi her odada masalar, kitaplar, öğretim üyeleri var. Öğrenciler girip çıkıyor. Ne kadar çok kullanıcı, o kadar risk” diye konuştu.
Sinan Genim’e göre bu yapıların kâgirleştirilmesi gerekiyor: “Ancak bazı kurullar, tarihi binalardaki restorasyonlarda pek çok şeye izin vermiyor. Yangın söndürme sistemleri, yapının kâgirleştirilmesi gibi konularda bu nedenle düzenleme yapılması mümkün olamıyor.”