Yaranın sarılmış hali

17 Ağustos depreminde evi ve işyeri hasar gören, depremden sonra alacaklarını tahsil edemediği için iflas eden bir esnaf, Eminönü'nde dilenerek karnını doyurmaya çalışıyor.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - 17 Ağustos depreminde evi ve işyeri hasar gören, depremden sonra alacaklarını tahsil edemediği için iflas eden bir esnaf, Eminönü'nde dilenerek karnını doyurmaya çalışıyor. İcra kıskacındaki 49 yaşındaki Hüseyin Yüksel, "Depremden sonra yaralarımızın sarılacağını söyleyen siyasetçiler, bize sahip çıkmadı. Bizim dilenci olmamızdan onlar utanmalı" diye konuşuyor.
Kurtköy Havalimanı'nın yapımı için arazisi istimlak edilen Hüseyin Yüksel, devletten aldığı parayla 15 yıl önce İzmit'in Körfez ilçesinde bir arsa satın aldı. Daha sonra bu arsanın üzerine bir kereste fabrikası inşa etti. Zaman içinde çalışarak makineler aldı ve Marmara Bölgesi'ndeki pek çok müteahhite kereste satar hale geldi. Ancak 1998 yılında üzerine bir tomruk düşen Yüksel'in bir bacağı sakatlandı. Bu talihsizliğe rağmen işlerini aksatmadan yürüttü.
17 Ağustos 1999 günü binlerce insan gibi Hüseyin Yüksel için de çok şey değişti. Fabrikası ve evi orta derecede hasar gördü. Ailesiyle barakalarda yaşadı. Onarım kredilerinin verilmemesi nedeniyle atölye ve evini onartamadı.
Alacakları da battı
Yüksel, milyarlarca lira tutarındaki alacaklarını iş yaptığı müteahhitlerin tamamının iflas etmesi nedeniyle tahsil edemedi. Kısa süre içerisinde Halk Bankası'ndan aldığı krediyi ödeyemeyecek duruma geldi ve iflas etti. Depremin üzerinden aylar geçtikten sonra tekrar çalışmak ve borçlarını ödeyebilmek için harekete geçti. Devletin onarım yardımından
umudu kesince, atölyesini borçlanarak, kendi olanaklarıyla onardı. Ancak işlerine tekrar başlamak için çaba harcadığı sırada bu kez de elektrik kontağından çıkan bir yangın nedeniyle evi ve atölyesi büyük hasar gördü. Evine ve işyerine haciz geldi. Halk Bankası, Yüksel'in 15 yıllık emeğinin ürünü olan bütün malvarlığına el koydu ve satışa çıkardı. Kereste fabrikasının banka borçları nedeniyle elinden alınmasından sonra ise devletten onarım kredisi almasının anlamı kalmamıştı.
'Allah rızası için...'
Bir zamanlar atölyesinde 10 kişiyi çalıştıran Yüksel, şimdi Eminönü'ndeki bir alt geçitte dileniyor. Elinde çerçevelettiği kendi hikâyesini anlatan 'Depremzedenin çaresizliği' başlıklı bir gazete haberi ve kereste atölyesinde çekilmiş fotoğrafları var. Eşi ve dört çocuğu derme çatma bir barakada yaşamını sürdüren Yüksel,
"Depremde, alınterimle yarattığım işyerim gitti. Depremden sonra yanımızda olacaklarını
söyleyen siyasetçiler bize sahip çıkmadı. Eski bakan Koray Aydın ile bile görüştüm. Ancak hiçbir şey değişmedi. Utanarak dileniyorum. Bacağım sağlam olsa hamallık da yaparım, ancak çalışacak halim yok. Çaresizim, dilenmek zorundayım" diyor.