'Yargı dinleniyor' diyen avukatlar yürüdü

'Yargı dinleniyor' diyen avukatlar yürüdü
'Yargı dinleniyor' diyen avukatlar yürüdü
Avukatlar yasadışı dinlemeye karşı Taksim'e yürüdü. Taksim'de bir otele, "Darbeci Baro Hoşgeldin" pankartı asıldı, gerginlik yaşandı

 

Taner YENER-Mustafa ÖZDABAK-Uğur CAN
 
 
İSTANBUL - Avukatlar yasadışı telefon dinlemelerine karşı İstiklal Caddesi'nde yürüdü, İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın, Adalet Bakanı ile müsteşarının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'dan (HSYK) çıkarılmasını istedi. Yürüyüş Taksim Meydanı’nda Cumhuriyet Anıtı önünde son buldu. Bu sırada Taksim Meydanı'na bakan Square Htel'in yedinci katında “Darbeci Baro Taksim'e Hoşgeldin” yazılı pankart sarkıtıldı. Avukatlardan bazıları otele doğru yürüdü. Kimsenin içeri girmesine izin vermeyen polis, 10 dakika sonra pankartı indirdi. Odayı kiralayan sivil toplu kuruluşu Genç Siviller'den iki kişi gözaltına alındı.
 
 
 
YARGIYA SALDIRI VAR
 
 
 
Yürüyüşü İstanbul Barosu düzenledi. “Yargıya ve Ülkene Sahip Çık” adı verilen yürüyüşe 46 baro destek verdi ve bunlardan 27'si temsilci gönderdi. İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın, yürüyüşten önce yaptığı konuşmada “Uzun süreden biri siyasi iktidarın yargı ve özellilikle de yüksek yargı üzerindeki saldırı ve kuşatması artık tahammül edilemez, çok tehlikeli bir boyuta ulaşmıştır” dedi. Aydın şunları söyledi:
“Demokrasinin kurumsallaşması ve kökleşmesi, toplum ve bireyler için vazgeçilmez yaşam biçimine dönüşmesi ve toplumsal bir kültür haline gelmesini hukuka saygı ve yargıya güven ile doğrudan ilişkilidir. Hukukçular ve hukuk kurumları olarak bizler son günlerde gündeme gelen yasa dışı dinlemelerin hedef aldığı bireyler ve kurumların niteliklerinin ve önemlerinin bilincindeyiz. Bu rejim ve anayasa sorunudur. Yürütmenin kuvvetler ayrılığı sisteminde hem kendisini hem yasamayı denetleyen kişilerin hak ve özgürlükleri koruyan yargıya saldırıda bulunulduğu bir rejimin demokrasi olarak nitelenmesi mümkün değildir.
 
 
 
KAĞIT ÜZERİNDEKİ YARGILI İNFAZ VAHİM
 
 
 
Yargı ve mensuplarının konunda bu yönde hüküm bulunmadığı halde bir yönetmelik düzenlemesi ile üstelik Anayasal koruma altına alınmış bir hakkı ihlal ederek müfettiş taleplerine istinaden verilen kararlarla teknik takibe alınması kabul edilemez. Bu kararların uygulanması ile görevli Telekomünikasyon İletişim Başkanı'nın, Başbakan tarafından atanması ve bu başkanın hükümet sözcüsü gibi açıklama yapması tehlikenin ve hukuksuzluğun boyutunu bir kez daha göz önüne sermektedir. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) gerek kurumsal gerekse kişisel anlamda siyasi iktidardan tam anlamı ile bağımsızlığının ve tarafsızlığının sağlanmasının hukuksal ve yaşamsal önemine bir kez daha dikkat çekiyoruz. Yargının bu şekilde üstelik kağıt üzerinde yargılı infazı, en az yargısız infazlar kadar vahimdir. Yasamaya ve yürütmeye bağımlı bir yargı gerçek işlevini ve görevini yerine getiremez. Bu tehlikeliri önlemenin yolu yargı bağımsızlığını tam olarak gerçekleştirmeden geçer.”
 
 
 
-DARBECİ BARO HOŞGELDİN-
 
 
 
Çoğu üzerinde cüppeleri bulunan avukatlar saat 12.00'de Tünel'deki İstanbul Barosu önünden harekete geçti. Gruptakiler, Türk Bayrağı açtı, Atatürk posteri ile fotoğraflarını taşıdı. Bir avukat Turgut Özakman'ın Cumhuriyet kitabı ile yürüdü. Avukatlar, 'Mustafa Kemal'in Askerleriyiz', 'Türkiye Laiktir, Laik Kalacak', 'Bağımsız Yargı, Bağımsız Türkiye', 'Yargıya Uzanan Eller Kırılsın', 'Polis Devleti İstemiyoruz' sloganları attı, 'Yargı Savunulmadığı Takdirde, Savunulacak Hiçbirşey Kalmayacaktır', 'Gerçek Hukuk Devleti İstiyoruz, Yargıya Sahip Çıkıyoruz', 'Yargıyı Sindirmek Hukukun Üstünlüğünü Yok Etmek İçin Yapılan Yasadışı Din-lemeleri Kınıyoruz' dövizleri taşıdı. CHP Milletvekilleri Şahin Mengü ve Mehmet Sevigen de yürüyüşe katıldı.
 
 
 
 
-BARO O KADAR BAYAT Kİ-
 
 
 
Genç Siviller'in internet sayfasında olay şöyle duyuruldu:
“Bugün İstanbul Barosu Taksim’e yürüdü. Biz de onları Taksim’de karşıladık. Evet biliyoruz bu numarayı daha önce yapmıştık ama Baro o kadar bayat ki yeni bir fikri harcamaya değmez diye düşündük. Turkiye’de hukukçular kendilerini önce devletin adamı sonra hukukun adamı olarak görüyor. Tüm refleksleri adalet sağlamak için değil rejimi korumak için harekete geçiyor. Cumhuriyet tarihinde yaşanan her türlü hak ihlali bu cüppeli hukukçuların gözleri önünde oldu. Tüm askeri darbelere davet en önce onlardan geldi. Ne Dersim’in hesabını sordular ne de Faili Meçhullerin. Ne başörtülü olmayı makbul gördüler ne de komünist. Kalemlerini hep mazlumların aleyhine kırdılar. Yüzlerini hep statükodan yana çevirdiler. Yıllardır JİTEM’e, MİT’e, EMNİYET’e milyonlarca insanı dinlettiler. Neyse bugün ilk defa hak aramak için yürüyüş yaptılar.. O da kendi haberleşme hürriyetleri için. Ama olsun başlamak başlamaktır. Bu adımları insanlık için küçük ama Türk hukukçuları için dev bir adım. Bu hızla adım atmaya devam ederlerse 200 yıl içinde evrensel anlamda hukukçularımız olabilir.”
 
 
 
DURSUN ÇİÇEK'İN OĞLU KURUCUSU
 
 
 
Kamuoyunda 'AK Parti ile Fethullah Gülen'i Bitirme Planı', 'Darbe Andıcı' olarak bilinen İrtica ile Mücadalede Eylem Planı başlıklı belgede ıslak imzası bulunduğu ileri sürülerek örgüt üyesi olmak ve darbe girişiminde bulunmaktan tutuklanan Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek'in oğlu Deniz Çiçek'in darbe karşıltığı ile tanınan liberal oluşun Genç Siviller'in üyesi olduğu ortaya çıktı.
‘19 Mayısları, militarize stadyum gösterilerinden kurtaralım‘ kampanyasıyla, 19 Mayıs 2003‘te, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in davetiyle gittikleri Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) duyurmuştu. Meclis‘te düzenlenen forumun açılış konuşmasını yapan kişi o dönem Sabancı Üniversitesi öğrencisi olan Deniz Çiçek‘ti. Şu an ABD'deki Colombia Üniversitesi'nde eğitim gören Deniz Çiçek, arkadaş çevresine babasının darbeci olamayacağını söylemişti.
 
 
 
THE MARMARA'YA PANKART ASTILAR
 
 
 
Genç Siviller, son 1 Mayıs'ta Taksim Meydanı'na bakan The Marmara Oteli'ne üzerinde "1 Mayıs 77’de buradan ateş açanlar bulunsun" yazan pankart astı. Gençe Siviller, 1977 katliamında kalabalığın üzerine ateş açılan ve ozamanki adı Intercontinental olan The Marmara Oteli'nde oda tutmuştu. (dha)