Yargı sürecine itinayla müdahale edilir!

Yeni Şafak Gazetesi'nin dünkü sayısında 'Sayın Adalet Bakanımız Fahri Kasırga'ya Açık Mektup' başlığıyla imzasız bir ilan yayımlandı. İmza olmasa da anlatılanlar tanıdıktı.

İSTANBUL - Yeni Şafak Gazetesi'nin dünkü sayısında 'Sayın Adalet Bakanımız Fahri Kasırga'ya Açık Mektup' başlığıyla imzasız bir ilan yayımlandı. İmza olmasa da anlatılanlar tanıdıktı. Yazıda 'Adnan Hoca' olarak bilinen Adnan Oktar övülürken, 'masum' olduğu ileri sürüldü. Oysa Oktar'ın davası devam ediyordu. Adalet Bakanı'nı göreve çağıran metin, TCK'nın 288'inci maddesindeki 'Yargıyı etkileme suçunun' her şartını yerine getiriyordu!
'Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir' sözüyle başlayan yazıda, Oktar ve Bilim Araştırma Vakfı (BAV) üyelerinin yargılandığı davanın Türkiye'nin bu vasfına gölge düşürdüğü savunuluyor. Oktar ve BAV üyelerinin İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde süren dava sürecinin anlatıldığı metinde ilginç yorumlar yapılıyor: "... komünist derin devlet çetesi, devlet kurumlarındaki bütün elemanlarıyla sayın Adnan Oktar'a ve BAV camiasına karşı sürekli bir oyun ve komplo içerisindedir."
Yazıda solun sadece Türkiye'de değil dünya çapında BAV'a saldırdığı öne sürülen yazıda, Oktar'ın 1991'de kokain kullanmaktan gözaltına alındığı ancak bunun komplo olduğu iddia ediliyor. Yazıda dikkat çeken asıl noktaysa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde süren davayla ilgili yorumlar. Davanın dünya tarafından takip edildiği, dünyaca önemli hukuk adamlarının davayla ilgili bilgilendirildiği ve davanın takip edildiği belirtilerek, Oktar'a karşı kurulduğu öne sürülen tuzağa Adalet Bakanı'nın izin vermemesi isteniyor. Yazı, "Türk adaleti olmayan suçlar üreten kötü niyet sahiplerine asla göz yummayacaktır. Er ya da geç hukuku kendi amaçlarına alet etmeye ve yargıyı baskı altına almaya kalkışanların ellerini kanun ve hukuk önünde kıracaktır."
18 sanıklı dava devam ediyor
Oktar'ın da aralarında bulunduğu 18 sanık hakkındaki dava henüz tamamlanmadı. Davayla ilgili zamanaşımı kararının Yargıtayca bozulmasının ardından geçen hafta yeniden yapılan yargılamada, mahkeme, dosyayla ilgili yargılama yetkisinin özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde olduğuna karar vermişti. Bu konuda daha önce mahkemeler arası yaşanan uyuşmazlığı dikkate alan heyet, dosyayı Yargıtay'a göndermişti. Türk Ceza Kanunu'nun 288. maddesi devam etmekte olan dava ve soruşturmalarla ilgili mahkemeyi, hâkimi, bilirkişi ya da tanıkları etkilemek için sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişilerin altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor.