Yargıtay taciz davasında mağdurun değil sanığın beyanını esas kabul etti

Yargıtay taciz davasında mağdurun değil sanığın beyanını esas kabul etti
Yargıtay taciz davasında mağdurun değil sanığın beyanını esas kabul etti
İki mağdurlu cinsel taciz ve hakaret davasında sanığın beyanı esas alındı İki kadını taciz edip küfür eden sanık, "tanık, delil yok" diye cezasız kaldı

RADİKAL - Yargıtay Ceza Genel Kurulu, iki kadına cinsel taciz ve hakaret suçundan yargılanan sanığa, "somut delil" olmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararını onadı. Milleyet gazetesinden Kemal Göktaş'ın haberine göre kurul, Yargıtay Başsavcılığı'nın aynı işyerinde çalışan kadınların sanığa, "haysiyetlerini ortaya koyarak iftira etmelerinin hayatın olağan akışına ters düştüğü" ve üstelik her bir mağdurenin diğer mağdureye yönelik işlenen suçun tanığı oldukları gerekçesiyle yaptığı itirazı reddetti.

Sanığın beyanı esas Bursa'da Organize Sanayi Bölgesi'ndeki bir fabrikada çalışan K.A. ve O.A. isimli kadın işçiler, mesaiye kalacaklarını ailelerine bildirmek için telefon açmak üzere bekçi kulübesine gittiler.

İddiaya göre, burada fabrikanın bekçisi C.Ş., iki kadına cinsel ilişki teklifini içeren tacizlerde bulundu ve ardından da sinkaflı küfürler etti. İki işçi kadının şikayetçi olması üzerine C.Ş. hakkında Bursa 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nde, "hakaret ve cinsel taciz" suçlarından dava açıldı. Mahkemede savunma yapan C.Ş. suçlamaları reddetti.

Mahkeme de sanığın bu suçları işlediğine dair, savunmasının aksini ispatlayan bir somut delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verdi. Kararın savcılık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay 14. Ceza Dairesi de bu kararı onadı.

BAŞSAVCILIK: HER BİRİ DİĞERİNİN TANIĞI

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dairenin bu kararına sanığa ceza verilmesi gerektiği gerekçesiyle itiraz etti. İtirazda sanığın söz konusu suçları, iki mağdureye karşı aynı anda işlediğine dikkat çekilerek şöyle denildi: "Mağdurelerden her biri diğer mağdureye yönelik olarak işlenen eylemler bakımından tanık konumundadır. Her iki mağdurenin de aynı yöndeki tutarlı ifadelerinde belirttikleri üzere, sanık mağdurelere yönelik olarak hem cinsel taciz hem de hakaret suçlarını işlemiştir. Mağdureler ile sanık arasında önceye dayalı bir husumet yoktur. Mağdure O.A.'nın bu olaydan çok etkilenmesi üzerine mağdurenin akrabaları olayın akabinde fabrikaya gelerek sanıkla tartışmaya başlamış ve kavga etmişlerdir.

NAMUS KONUSUNU AİLESİNE SÖYLEYEMEZDİ

Mağdure O.A. olaydan çok etkilenmediği takdirde, namus konusu olan ve bazen çok kötü sonuçlar doğuran bu olayı ailesine yansıtmayacaktı. Mağdurelerin haysiyetlerini ortaya koyarak sanığa iftira etmeleri hayatın olağan akışına ters düşmektedir." Başsavcılık bu gerekçeyle daireden kararını gözden geçirmesini ve sanığa verilen beraat kararının bozulmasını istedi. Dairenin bu itirazı reddetmesi üzerine dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gitti. Genel Kurul da Başsavcılığın itirazını reddederek beraat kararının onanması yönünde karar verdi. Böylece özellikle cinsel taciz ve cinsel saldırı suçlarında tartışma konusu olan, "mağdurun beyanının esas olması" konusunda yargıdan tartışma yaratacak bir karar çıkmış oldu. Yargının iki mağdurun olduğu olayda dahi "tanık olmadığı" gerekçesiyle beraat kararı vermesi, Ceza Genel Kurulu kararı emsal niteliğinde olacağından, taciz ve cinsel saldırı suçlarının cezasız kalacağı endişeleri nedeniyle tartışma yaratacak.