YARSAV Başkanı'ndan zehir zemberek açıklamalar

YARSAV Başkanı'ndan zehir zemberek açıklamalar
YARSAV Başkanı'ndan zehir zemberek açıklamalar
Adalet Bakanlığı'nın meslekten men edilmesini istediği YARSAV Başkanı ve Yargıtay Savcısı Eminağaoğlu: Cumhuriyet Savcısını, Cumhuriyet mitinglerine katılmakla suçluyorlar. Cemaat toplantılarına mı katılsaydım?



ANKARA - Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, hak arama özgürlüğünü kullandığı için ihraç istemiyle karşı karşıya kaldığını söyledi.
Eminağaoğlu, YARSAV Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Adalet Bakanlığının hakkında talep ettiği "ihraç istemine" ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Adalet Bakanlığının yürüttüğü soruşturmanın adli yönden Sincan Cumhuriyet Başsavcılığına idari yönden de HSYK’ya iletildiğini basından öğrendiğini belirten Eminağaoğlu, avukatına ve kendisine konuya ilişkin tebligat yapılmadığını bildirdi.
YARSAV’ın faaliyetlerinin Türkiye’de kapatma soruşturmaları ve kendisi hakkında açılan ihraç soruşturmalarıyla anıldığını ifade eden Eminağaoğlu, yapılan işlemlere karşı hukuk mücadelesine devam edeceklerini, kazananın da hukuk ve YARSAV olacağını kaydetti.
Hakkındaki soruşturmanın sonuçlandırılmasının zamanlama açısından son derece ilginç olduğunu ifade eden Eminağaoğlu, 15 Kasım 2009 tarihinde YARSAV’ın ikinci seçimli genel kurulu olduğunu ve genel kurul öncesinde YARSAV aleyhine gündem oluşturulmak için soruşturmanın sonuçlandırıldığını savundu.



-MİT VE EMNİYETE VERİLEN DİNLEME YETKİSİ KARARLARI-



Eminağaoğlu, "siyasi iradenin hukuk dışı gerekçelerle 70 milyon insanın telefonlarının Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nce dinlenmesine izin vermesine" sessiz kalamadığını ve konuya ilişkin yapılan işlemler nedeniyle YARSAV hakkında soruşturma açıldığını belirterek, Adalet Bakanlığının söz konusu işlemine ilişkin tek suç duyurusunda bulunan örgütün YARSAV olduğunu kaydetti.
Adalet Bakanlığı ve Telekomünikasyon İdarisi Başkanlığının (TİB) soruşturmayı etkilemek için her türlü iş ve işleme başvurduğunu öne süren Eminağaoğlu, TİB’de Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar doğrultusunda tespit yaptırıldığını söyledi.
TİB’deki tespitin ardından Adalet Bakanlığının suç duyurusunda bulunduğu için kendisi, tespit kararını verdiği için de Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hakim Osman Kaçmaz hakkında "ihraç isteminde" bulunduğunu savunan Eminağaoğlu, "Hak arama özgürlüğümüz nedeniyle ihraç ile karşı karşıya kalıyoruz" dedi.



-CUMHURİYET MİTİNGLERİ-



Hakkındaki soruşturmalara gerekçe olarak Cumhuriyet mitinglerine katılımının gösterildiğini belirten Eminağaoğlu, şöyle konuştu:
"(Cumhuriyet mitinglerine neden katıldın) deniliyor. Bir Cumhuriyet savcısı, Cumhuriyet mitingine katılmayacak da nereye katılacaktır? Cumhuriyet savcısı olarak bir cemaatin toplantısına katılmam beklenen bir şey değildir. Ama bugün cemaatleri soruşturan Cumhuriyet savcıları soruşturulmaktadır.
Dünyanın hiçbir ülkesinde yargıçlar şüphelilerin huzuruna çıkmamıştır. Bugün Türkiye’de bu tersine dönmüştür. Şüpheliler yargıçların huzuruna çıkarılamamaktadır. Yargıçlar şüphelilerin huzuruna çıkarılmıştır. Yargı bu noktaya itilmiştir. Siyasi irade hapşırdığı zaman, yargıda zatürre ortaya çıkıyor."
Türkiye’de yargıç güvencesinin ortadan kaldırıldığını savunan Eminağaoğlu, Adalet Bakanlığının dinlemelere ilişkin kararının yargıdan kaçırıldığını, kararların yargı denetimine tabi tutulmadığını ve "faili meçhul" dinleme kararları alındığını öne sürdü.



-EVRAK OLMADAN DİNLEME DEVAM EDİYOR-



Eminağaoğlu, "Dünyanın hangi ülkesinde Adalet Bakanlığı, yargıç ve savcıların telefonlarını dinler. Adalet Bakanlığı elinde evrak olmadan dinlemeye devam ediyor. Yargı baskı altında. Adalet Bakanlığı, yargıç ve savcıları dinleme noktasında mahkemelerden karar almaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu ’tedbir süresince dinleme kararları gizlidir’ diyor. Tedbir süresi sona erdiği halde dinleme kararları ilgilisine iletilmemekte" diye konuştu.
Hakkındaki soruşturmaların "hukuk dışı" olarak yürütüldüğünü ve soruşturmaları yürüten müfettişler hakkında dava açtığını ifade eden Eminağaoğlu, davalara ilişkin süreci beklediklerini ancak Adalet Bakanlığının "kamuoyunu maniple etmek" için süreci beklemeden soruşturmaları sonlandırdığını kaydetti.
"Adalet Bakanlığının bir soruşturmayı dayanak göstererek 11 bin yargıç ve savcı hakkında terör soruşturması yapılmasına izin verdiğini" iddia eden Eminağaoğlu, Adalet Bakanlığının işleminin iptali için dava açtığını ancak Adalet Bakanlığının "senin adın yok, neden dava açıyorsun" şeklinde savunma yaptığını belirtti.
Adalet Bakanlığının yargı erkini kullanarak hakim ve savcılar hakkında "terör suçlamasıyla" soruşturma yaptığını savunan Eminağaoğlu, "Egemenlik erkine terör olarak bakılmaktadır. 11 bin yargıç ve savcı adına mücadeleyi YARSAV yapacaktır. Yargının bağımsız olması, vatandaşların güvencesidir, yargının ayrıcalığı değildir. Yargı tek referans noktası olarak hukuku görmektedir. Hukuka aykırılıkları yapanlar dersini çalışmamıştır. YARSAV’ın haklılığına ilişkin kararları okuduklarında derslerini alacaklardır" dedi. (aa)