@ismailsaymaz

Yasa tanımazlar

11'inci baskına hazır!
Etiler'deki Dalmaz Center, kumar nedeniyle önceki gün bir yıl içinde 10. defa polisçe basıldı. Yine kumar aletlerine el konuldu, gözaltına alınan 87 kişiden 73'üne 150'şer YTL para cezası verilip serbest bırakıldı.
İki ayda tahliye oldu
Uluslararası organ kaçakçısı Dr. Yusuf Erçin Sönmez, yoksulların böbreklerini satın alıp nakil yaparken beş kez suçüstü yakalandı. İlk dördünde hapse bile girmedi; sonuncudaysa iki ay kaldı ve ilk duruşmasında çıktı.
Ağır cezalar mümkün ama...
Doç. Adem Sözüer: "Kanunlar uygulanmıyor. 10 kez basılan yere Kabahatler Kanunu değil, TCK uygulanır, örgüt de varsa 15 yıla kadar hapis mümkün. Organ naklinde de yasalar işletilse ağır cezalar verilebilir.
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

Bulgar ve Romen böbrekleri de bu doktordan az çekmemiş
İSTANBUL - Gazeteci Uğur Dündar, Doktor Yusuf Erçin Sönmez'i 'yoksulların böbreklerini zenginlere satıyor' diye tanıttığında yıl 1997'ydi. Yıl 2007, Yargıtay'ın, 'uluslararası organ kaçakçısı' diye nitelediği ve beş kez suçüstü yakalanmasına rağmen yasadışı nakillerine devam eden 'doktor', son vukuatının ardından önceki gün yine hukukun elinden kurtuldu.
Erçin, 1997'den 2000 yılına kadar üç kez suçüstü yapılarak gözaltına alındı. 2000 yılında da bir işadamına böbrek nakli hazırlığı yapılırken Kadıköy Vatan Hastanesi'ne operasyon düzenlendi. Her seferinde hukukun elinden kurtuldu. İddiaya göre Sönmez, böbrekleri yoksullardan 3-4 bin dolara alıp, 40-50 bin dolara zengin hastalara naklediyordu. İstanbul Tabip Odası, Sönmez'i altı ay meslekten men etti.
Sönmez'in ünü Türkiye'yle sınırlı değildi. Uluslararası camiadaki adı, 'Yakup'tu. Romanya İçişleri Bakanlığı'nın hazırladığı rapora göre, bir Türkün başında olduğu organ kaçakçılığı şebekesi İstanbul'da kaçak çalışan Romen ve diğer yabancı uyruklu işçiler arasından müşteri topluyordu. Mart-Mayıs 1998'de işçilerden alınan organlar,
Türkiye'deki bir hastanede Fransız, İngiliz ve İsraillilere takılmıştı.
Bulgaristan da Sönmez'in peşindeydi. Bulgar adli makamları Adalet Bakanlığı'na yazı yazarak adli yardım istedi. Yazıya göre, 13 Bulgar vatandaşının böbrekleri 12 Ocak 2004 ile 2 Mart 2005 arasında Çiftehavuzlar'daki 'Yeşil Bahar Hastanesi'nde alınmıştı.
Hukuk, Sönmez'i Arena'dan yedi yıl sonra buldu. Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2004 yılında Sönmez'e bir yıl 10 gün hapis cezası verdi. Kararı görüşen Yargıtay'ın ilamında, Sönmez'in şimdiye dek 300 ila 500 böbrek nakli yaptığı vurgulandı. Türkiye, Moldova, Romanya ve Bulgaristan'daki yoksullardan yaklaşık 3 bin dolara alınan böbrekler, zengin Türk ve İsraillilere 50 bin dolara takılıyordu. Yargıtay, Nisan 2005'te Sönmez'in 'organ mafyası lideri' olduğunu onaylarken, aynı yıl yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Kanunu, iki yıla kadar olan hapis cezalarını ertelediği için Sönmez'in cezası ertelendi.
Sönmez, uslanmıyordu. Son olarak 27 Nisan 2007'de yakalandı. Arkadaşlarının organlarının çalındığını öne süren dört kişi Kadıköy'de Özel Sönmez Hospital'a silahlı baskın yaptı. Polis hastanenin gizli bir bölmesinde, üçü İsrailli, biri Güney Afrikalı dört kişi yakaladı. Hastane, izinsiz böbrek nakli yapıldığı için daha önce mühürlenmişti. Sönmez, ertelenen infazı olduğu için bu kez cezaevine gönderildi. Ancak iki ay sonra, önceki gün ilk duruşmada tahliye oldu.

Uğur Dündar'ın önerisi
Sönmez'i kamuoyuna ilk kez tanıtan gazeteci Uğur Dündar'ın bir önerisi var: "Yakalandığı ilk olayda hüküm giymeyince işi organize faaliyete götürdü. Çok mahir bir cerrah olduğu konusunda kuşkumuz yok. Tarsus'ta bir hastanede bir gecede altı -yedi organ nakli yaptığı ihbar edilmişti. Çok da paralar kazandı. Hukuk sistemi cezalandırma konusunda aciz olduğuna göre önerim, hiç olmazsa Sönmez'in cerrahi birikiminden yararlanmanın yolu aranmalı..."
'Yasalar iyi uygulanmıyor'
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç Dr. Adem Sözüer, ' Sönmez' vakasını şöyle yorumladı:
"Yeni Türk Ceza Kanunu (TCK) 'organ kaçakçılığına' ciddi hapis cezaları getiriyor. Daha önce bu suçlarla ilgili bir düzenleme yoktu. Sönmez'in cezası eski TCK'ya göre verilirken cezası yeni TCK'ya göre ertelenmiş. Ancak bu süreç de 'deneme süresi' içerisinde olmalı, mesleğini yapamamalıydı. Denetimli serbestlik statüsünde, kendisine bir gözetmen tayin edilmeliydi.
Yeni suç işlenince, eski erteleme kararı da kaldırılır. Hem yeni hem de eski suçtan ötürü yargılanmalı. Yeni TCK'ya göre bu, iki-beş yıl hapis cezası gerektiriyor. Suç örgütlü ve tekrarlı biçimde yapılıyorsa, sekiz -15 yıla kadar hapis cezası verilmeli. Görünen o ki, kanun etkili uygulanmadığı için bu işlere devam etmiş. Şimdi kendisine 'adli kontrol' uygulanabilir. Nerelere gittiği kontrol edilmeli. Ve mesleğini de icra etmemeli."
Macerası 'Kurtlar Vadisi'ni aratmadı
Etiler'deki Dalmaz Center, 'Kurtlar Vadisi'nin bir kumarhane çekimine sahne olunca, senaryonun izinden gitti, art arda polis baskınına uğradı. Her baskın, Etiler'e yakışır biçimde 'eğlenceli'ydi. Dalmaz Center, önceki gece, bir yılda 10'uncu kez basıldı.
Dalmaz Center, 'Kurtlar Vadisi' adlı dizinin kumarhane çekimleriyle tanındı. Etiler Nispetiye Caddesi'ndeki bu eğlence merkezi, sahnesi olarak kullanıldığı dizinin kimi 'hukuk tanımaz' rollerinden esinlenmiş olacak ki, polisle başı hep belaya girdi. Bir yıl içinde 10 kez basılarak, bir rekoru da elde etti.
Merkeze ilk baskın eylül 2006'daydı. İlk altı baskında, kumar oynatan Özak Oyun Makinaları, Ekipmanları San. Dış. Tic. Lmtd. Şti'nin yetkilileri, kumar oynatmadıklarını, kumar alet ve masası üretmek için Sanayi ve Ticaret Odası'ndan izinlerinin olduğunu söylemişti. Kumarhane olarak düzenlenmiş alanın teşhir salonu olduğunu anlatan işletme sahipleri, gecenin geç saatlerinde 'teşhir salonu'nda bulunan onlarca kişiyi ve kumar pullarını açıklamakta zorlanmıştı. Dalmaz zaman içinde baskınlara alıştı. Her baskın bir macera tadındaydı. Dokuzuncuda, içerdekiler kapıyı açmayınca polis çilingir çağırdı. 95 kişi gözaltına alınırken, iki rulet masası ile kumar oynanan kâğıtlar ve yüzlerce pula el konuldu. 13 masada kumar oynandığı saptandı. Kabahatlar Kanunu'na göre 109'ar YTL'lik cezalarını ödeyen 95 kişi serbest kaldı. Bir baskında da polisler, masalarda 'Kumar oynatılmaz', 'Bu masalar teşhir içindir' yazılarıyla karşılaşmıştı.
Dalmaz, bu arada iki kez mühürlenmiş, bir kez de mühürlü olduğu halde kumar oynatırken basılmıştı. İçerde, müzisyen Hayko vardı. Hayko, baskın sonrası, mekanda kumar oynatıldığını bilmediğini ve sadece şarkı söylemek için geldiğini iddia ediyordu. Programda dört de dansöz vardı.
Yedinci baskında 60 kişi gözaltına alındı. Kredi kartıyla oyun oynatıldığına dair çeşitli belgeler ve ünlü kişilerin isimlerinin bulunduğu 500 kişilik bir liste ele geçirildi. İşletme sahibi Cengiz Kaya, 27 Mart'taki bu baskın sonrası tutuklandı. Hakkında, 'Yasak olan kumar makinelerini bulundurmak' ve 'Kumar oynanması için yer ve imkân sağlamak' suçlarından dava açıldı.
Önceki geceki son baskındaysa 87 kişi gözaltına alındı. Kumar malzemelerine el konuldu. Şüphelilerden 73'ü, 150'şer YTL para cezası kesilerek serbest bırakıldı.
Doç. Dr. Adem Sözüer'e göre Dalmaz'da da hukuk uygulanamıyor: "Bir yer 10 kere basılmışsa, o Kabahatlar Kanunu'na göre değil, 'kumar oynatma'yı düzenleyen TCK'nın 228. maddesine göre değerlendirilir. Bu da bir yıl hapis gerektirir. Yine, 'örgütlü suç' işlendiği için 220. madde işletilmeli. Telefonlar dinlenmeli, gelirin nerelere yatrıldığı saptanmalı. Kabahatler Kanunu'na göre cezalandırmak, eski uygulamayı sürdürmektir. Bu, eldeki kanunların bilgisizlikten uygulanmamasıdır."