Yasa var da yaptırım yok

Hormonlu sebzeler, meyvelerin üzerinde kalan tarım ilacı kalıntıları, genetik olarak değiştirilmiş bitkiler, içine pislik karışmış gıdalar... Yıllardır 'ne yediğini bilmek isteyenlerin' gündemindeki yerini koruyan bu konular, zaman zaman gazete ve televizyonlara yansıyan 'şok görüntülerle' alevleniyor.
Haber: DEMET BİLGE / Arşivi

İSTANBUL - Hormonlu sebzeler, meyvelerin üzerinde kalan tarım ilacı kalıntıları, genetik olarak değiştirilmiş bitkiler, içine pislik karışmış gıdalar... Yıllardır 'ne yediğini bilmek isteyenlerin' gündemindeki yerini koruyan bu konular, zaman zaman gazete ve televizyonlara yansıyan 'şok görüntülerle' alevleniyor. Tüm tartışmalarda vurgulanan ortak nokta, gerçek bir gıda denetimi için denetimlerin daha tarlada başlaması ve son satış noktasına kadar, kesintisiz olarak sürdürülmesi. Yine tüm tartışmalarda vurgulanan bir diğer ortak nokta ise gıda denetimlerindeki 'çok-başlılık' ve 'yasal boşluklar'...
Hükümet, Avrupa Birliği'yle uyum sürecinde en azından yasal boşlukları doldurmak için çalışmalarını hızlandırdı. Tohumculuk Yasası, TBMM gündeminde. Organik Tarım Yasası dün TBMM'den geçti. 'Gıda Güvenliği Yasası' ise haziran ayında yürürlüğe girdi.
KHK'den yasaya...
Türkiye'de gıda güvenliği ve denetimiyle ilgili hükümler 1995 yılında çıkarılan 560 sayılı 'Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararname'de yer alıyordu. Söz konusu kararnamede yetkiler, Tarım ve Sağlık bakanlıklarına bölüştürülmüştü.
Yeni yasada ise yetki Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na devredildi. Böylece denetim ve uygulamanın merkezi ve eskisine göre daha dinamik olması amaçlandı. Yasada para cezalarının alt sınırı 1 milyar lira olarak belirlendi. İnsan sağlığını ciddi ölçüde tehlikeye atacak durumlarda ise para cezası 5 milyar ile 20 milyar liraya çıkarılırken, yasakları ihlal edenler hakkında ayrıca üç aydan altı aya kadar hapis cezası ve meslekten men öngörüldü.
İçerdiği hükümler bakımından 'merdiven altı' diye nitelendirilen işyerleri ile mücadalede olumlu bir hava yaratan yasaya, tüketici dernekleri ile sivil toplum örgütlerinden itiraz sesleri yükseldi. Trilyonların el değiştirdiği gıda gibi dev bir sektörde 1 ya da 5 milyar liranın caydırıcı olmayacağı belirtilirken, aradan geçen altı ay içinde çıkarılması gereken 22 yönetmelikten sadece ikisinin çıkarılması da uygulama konusunda endişe yarattı.
Tüm Türkiye'de yoğun bir denetim kampanyası başlatan ve dinamik bir kadro hazırlamaya çalışan Tarım Bakanlığı ise kendilerine zaman verilmesini isterken semt pazarlarının disiplin altına alınması konusunda eksiklik olduğunu kabul ediyor. Görüşler şöyle:
'Eğitim işi bugüne kalmamalıydı'
Gıda Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ali Haydar Süslü: Gıda Ya-sası'ndaki yaptırımlar 2005 yılı sonunda yönetmeliklerin tamamı çıktıktan sonra uygulanacak. Şimdi eğitim amaçlı denetim yapılıyor. Aslında bu doğru bir yaklaşım. Ancak eğitim bugüne kalmamalıydı. Bazı insanlar bile bile, ticari amaçlı insan sağlığını tehlikeye atan hatalar yapıyor. Burada da 'merdiven altı üretim' dediğimiz ciddiyetsiz firmalardan bahsediyoruz. Yasayla gelen yaptırımların bir an önce etkili biçimde uygulanması lazım. Örneğin, et-süt ürünleriyle ilgili kontrolsüzlük büyük risk taşıyor. Pazarda et, süt, peynir satılıyor. Ayrıca siyasi yakınlıkla bazı firmalara ayrıcalık olabilir mi? Bağımsız bir gıda otoritesi oluşturulmalı diye düşünüyorum.
'1 milyar lira ne ki?'
TÜKODER Genel Başkanı Mehmet Sevim: Bu yasa, Avrupa Birliği'ne uyum yasaları kapsamında çıkarıldı. Ancak yaptırımlar konusu tartışmalı. Örneğin, son kullanma tarihi doldurmuş ürün satanlar için 1 milyar lira ceza öngörüyor. Üretim izni olmadan gıda maddesi üretenlere de yine 1 milyar lira ceza veriliyor. Gıda sektörü parasal hacim bakımından büyük sektör. Trilyonların döndüğü sektörde 1 milyar liralık ceza caydırıcı ceza değildir. Yasa önemli hükümler getiriyor. Ama önemli olan uygulama. Yasayı tamamlayacak olan yönetmeliklerdir. Ancak 'az' diye eleştirdiğimiz yaptırımlar da bu yönetmelikler olmadığı için uygulanamıyor. Biz bu işin sonuna kadar takipçisi olacağız.
'Sadece iki yönetmelik çıktı'
İstanbul Veterinerler Odası Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere: Yasa hazırlanırken meslek örgütleri ve uzmanlardan görüş alındı ama sonunda kendi istedikleri gibi çıkardılar. Bu, çerçeve yasa niteliğinde. Önemli olan yönetmelikler. Onlardan da sadece ikisi çıktı. Denetimler ziyaret amaçlı yapılıyor. Yasanın çıktığını söylüyorlar, bilgilendiriyorlar. Ortada kargaşa da var. Belediye 'Ruhsatları benden alacak' diyor, Tarım İl Müdürlüğü 'Benden' diyor. Yaptırımlar da caydırıcı değil. Cezanın ödenmesi önemli değil. Büyük kentlerde denetim sırası tekrar kendisine gelene kadar üretim yapar. Bir başka sorun da semt pazarları. Yeterince denetlenmiyor. Soğuk zincirin kırılmaması (ürünlerin +4 derecede satılması) gereken ürünler burada açıkta satılıyor. Bunların kaldırılması gerekiyor.
'Zaman verilmeli'
İTÜ Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu: Yasanın çıkması 'sihirli değnek' değil. Biz mutlaka bir yasa olması gerektiğini savunuyorduk. Sonuçta yasa çıktı. Bununla ilgili yönetmelikler hazırlanacak, uygulayıcılar eğitilecek. Gıda güvenliği yeni bir problem değil. Gelişmiş ülkelerde de yaşanıyor. Son bir ya da iki yıl içinde bu sorunun tüketiciye yansıması basın aracılığıyla oldu. Gıda sanayisine, sivil topluma ve vatandaşa da sorumluluk düşüyor.
37 bin denetim
Tarım Bakanlığı'nın verilerine göre, Türkiye genelinde 28 bin gıda üreten işyeri ile 400 bin civarında da gıda maddesi satan toplu tüketim işyeri bulunuyor. Yeni Gıda Yasası'nın kabulünün ardından, 31 Ağustos-4 Eylül 2004 tarihleri arasında 11 bin 741 işyeri 400 eleman tarafından denetlendi. İzmir'de 20-24 Eylül tarihleri arasında yapılan çalışmalarda 250 denetçinin katılımıyla 10 bin 17 işyeri denetlenir-ken, Ankara'da da 11-15 Ekim tarihleri arasında 245 görevliyle 8 bin işyerinde denetim yapıldı. Antalya'da da 15-20 Ekim arasında 7 bin 500 işyeri ziyaret edildi. Bakanlık yetkilileri, bu işyerlerinde bilgilendirme ve eğitim amaçlı denetimler yapıldığını söylerken, kaç işyerine yaptırım uygulandığına dair rakamların verilemeyeceğini söyledi.
Tarım Bakanlığı yetkilileri ne diyor?
Tarım Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mustafa Erten ise eleştirilere karşılık 'zamana ihtiyaç' olduğunu söylüyor.
"İki tane yönetmelik çıktı. Bunlardan biri gıda sicili, çalışma ve üretim izni ile istihdama yönelik yönetmelik. Diğeri ise ulusal gıda kodeks komisyonu yönetme-liği. Bundan sonra da öncelikle piyasa denetimi ve gözetimiyle ilgili yönetmelik hazırlanıyor. Yasada 20 milyara kadar para cezası ve altı aya kadar hapis öngörülüyor. Şu ana kadar cezaevine giren olmadı. Verilen cezalar önceden uygulanan Sağlık Bakanlığı yönetmeliğinde yer alan cezalar. Yaptırımların yetersiz olduğu eleştiriler yasa TBMM'de tartışılırken de yapıldı. Ancak şöyle bir durum var. Mevzuata uygun olmayan üretim orta ve küçük ölçekli işletmelerde oluyor. Bir simitçi ya da ekmek fırını için 1 milyar ya da 5 milyar ceza ve bunun yanında ürünlerin toplatılması ve imha edilmesi külfet oluyor. Ceza tabiiki öldürücü değil.
Ama yine de belli bir yaptırım gücü var."
Sorun, halkın alım gücü
Ağustos ayından itibaren yoğun denetim faaliyetine girdiklerini ve binlerce işletme-ye eksiklerinin bildirildiğini anlatan Erten, şöyle devam ediyor: "Gıda mühendisleri ve veteriner ağırlıkta 510 kişilik yeni istihdam imkânı yarattık. Sağlık Bakanlığı'ndan 500 kişilik eleman tayin ettik. Başbakanlık'tan 100 kişilik daha kadro istedik. 50 kişilik bir grup da merkezde 'tim' oluşturacak, ani baskınlarla hem denetçileri denetleyecek hem de denetimlere yardımcı olacak. Dinamik bir yapı olacak. Denetimde semt pazarlarında sıkıntı var. Buralarda hayvansal orijinli riskli ürünler (süt, peynir, et ürünü gibi) satılıyor. Bu noktada mevzuatta boşluk var. Oraların nasıl dizayn edileceği konusunda net bir mevzuat koyamadık. Piyasada oluşan fiyatla, halkın satın alma gücü arasında sıkışıp kalıyoruz. İnsan ucuz ürünü alıyor. Bu noktada çok keskin bir müdahale başarılı olamayabilir. Zamana ihtiyaç var."