Yaşadıklarımız korku filmi gibiydi

Ümraniye Özel Tip Cezaevi'nde 19 Aralık 2000'de düzenlenen operasyon sırasında
tutuklu bulunan Osman Osmanağaoğlu, "Er
Nurettin Kurt...
Haber: ERTUĞRUL MAVİOĞLU / Arşivi

İSTANBUL - Ümraniye Özel Tip Cezaevi'nde 19 Aralık 2000'de düzenlenen operasyon sırasında
tutuklu bulunan Osman Osmanağaoğlu, "Er
Nurettin Kurt, Ahmet İbili'yi öldürmek isteyen jandarmaların mazgallardan açtıkları karşılıklı ateş sırasında vuruldu" dedi.
Geçen hafta tahliye olan ve 250'li günleri
aşan ölüm orucu eylemini Küçükarmutlu'da bir evde sürdüren Osmanağaoğlu, dört gün süren Ümraniye operasyonu ardından götürüldüğü Kandıra F Tipi Cezaevi'nde askerlerin coplu tecavüzüne uğradığını iddia etti. Kandıra F tipi Cezaevi ile ilgili daha önce de benzeri iddialar çok sayıda tutuklu tarafından ortaya atılmış ve bu konuda soruşturma başlatılmıştı. Osmanağaoğlu biri er, sekiz kişinin öldürüldüğü Ümraniye Özel Tip Cezaevi'ndeki operasyonu şöyle anlattı:
'Er karşılıklı ateşte öldü'
"Operasyon başladıktan sonra Ahmet İbili kendini yakarak maltaya çıktı. Mazgalları tutan askerler ön ve arka taraftan İbili'ye ateş açtı. Çok sayıda mermi yarası alan Ahmet orada can verdi. Tam bu sırada bir asker de yere düştü. İbili'yi öldürmek için askerler karşılıklı ateş açarken, kendi arkadaşlarını da vurdular.
Askerlerin ateşi durmaksızın devam ediyordu. Ercan Polat yoğun ateş altında C-8 ile C-9 koğuşları arasında yer değiştirip kurşunlardan korunmaya çalışırken vuruldu. Korku filmlerine benziyordu yaşadıklarımız. Mazgallarda dolaşarak bizim geçtiğimiz koğuşu belirliyorlar, o koğuşun çatısını delerek tepemize gaz bombası yağdırıyorlardı.
Bir süre sonra nerede delik açıldığı, matkapların nerede çalıştığı bile anlaşılamaz
oldu. Bomba ve kurşun sesleri matkap seslerine karışıyordu.
Ercan'ın ölümünden bir gün sonra ana maltada Rıza Poyraz arkadaşımızı da vurdular. Aynı gün Umut Gedik üzerine yağan gaz bombalarından boğuldu ve öldü. İddia edildiği gibi koğuşun mimari yapısını değiştirmemiz söz konusu değil. Askerlerin içeri uzun süre giremediği haberleri de yalan. Onlar zaten içerdeydi. Kısa sürede Ümraniye koca bir sahra hastanesine dönüşmüştü. Her tarafta yaralılar vardı. Çatıdaki deliklerden yanıcı maddeler döktüler ve bizi yakmak istediler. Sürekli yer değiştirip ölmemeye çalışıyorduk. Üst katları tümden yaktıkları için aşağı kata inmek zorunda kaldık. Sonunda yıktıkları dış duvardan açılan gedikten dışarı çıktık. Yaralı durumda, sürüklenerek ve dövülerek araçlara bindirildik. Sonra Kandıra F tipi Cezaevi.
Kandıra F Tipi Cezaevi'ne götürüldümüzde görevliler bir yandan vuruyorlar, bir yandan 'İstiklal Marşı söyle'; 'Ölüm orucunu bırak' diye emrediyordu. Sonra bir odaya soktular. Yüzlerinde maske vardı. Üzerime saldırıp önce soydular ve bacaklarımı ayırarak copla tecavüz ettiler.