Yasak kalktı, Hasan avukat olacak

Bir sağa koşuyor, bir sola... Gelenlere dergi dağıtıyor, parasını hemen alıyor. Beyoğlu'ndaki Makine Mühendisleri Odası'nın lokalinde toplananlar, pek dışa vurmasalar da gözlerindeki sevinç pırıltısını saklayamıyor.
Lokal tıklım tıklım dolu. Gidenler, gelenler, birbirini kutlayanlar...
Haber: Celal BAŞLANGIÇ / Arşivi

Bir sağa koşuyor, bir sola... Gelenlere dergi dağıtıyor, parasını hemen alıyor. Beyoğlu'ndaki Makine Mühendisleri Odası'nın lokalinde toplananlar, pek dışa vurmasalar da gözlerindeki sevinç pırıltısını saklayamıyor.
Lokal tıklım tıklım dolu. Gidenler, gelenler, birbirini kutlayanlar...
Bir vakıf gönüllüsü olarak Hasan Sever nasıl koşmasın ki...
78'liler, yasaklarının kalktığını ve yayın organları 'Tükenmez' ya da uzun adıyla 'Yetmişsekizliler Tükenmez'in çıktığını duyurmak için 'şarap ve peynir partisi' yapıyor.
Özellikle yasakların kalkması, sağladığı toplumsal etkiden öte, Hasan Sever'in yaşamında büyük bir dönüm noktası.
Bir anda değişen hayat
Hasan'ı, Makine Mühendisleri Odası'nın lokalinde koştururken izleyince, inanılması güç yaşam öyküsü ve yasakların kalkmasıyla yaşamının nasıl da değişeceğini düşünüyor insan.
Çünkü yasaklar kalkana kadar söyleyebileceği bir mesleği yoktu Hasan'ın. Ama yasaklar kalktı ya artık Hasan avukat olacak.
Hasan'ın avukat olma serüveni biraz uzun ve sonu da kesin olarak belli olmayan bir serüvendi ilk başta. Gaziantepli fırıncı bir ailenin çocuğuydu Hasan. O yılların kolej düzeyindeki okullarından Gaziantep Lisesi'ni bitirip Ege Üniversitesi Fen Fakültesi'ne girdiğinde henüz 17 yaşındaydı.
İzmir'de kendini 'devrimci mücadele'nin en sıcak cephesinde bulmuştu Hasan. Fen Fakültesi'nde devam zorunluydu. Ancak onun okula gidecek zamanı yoktu! Çünkü 'profesyonel devrimci' olmuştu. Ege Üniversitesi'nde fazla deşifre de olunca, devamı daha az zorunlu olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Hayatının yarısından fazlasında da hep 'hukuk fakültesi birinci sınıf öğrencisi' olarak kaldı.
İllegal koşullarda evlilik
1977'de polis aramaya başladı Hasan'ı.
O da örgüt evlerinde saklanıyor, siyasal anlayışını örgütlemek için oradan oraya koşuyordu. 1978'de, kaçak yaşarken evlenmeye karar verdi Hasan.
"İllegal koşullarda evlenmek çok büyük problem. En az 15 gün askıda kalması gerekiyor kimliğin. Sorduk soruşturduk, köylerde askı süresinin olmadığını öğrendik. Kardeşimi aldım yanına, Poyrazköy'e gittik karımla evlenmek için. Muhtar 'Kardeşten şahit olmaz' dedi. Gitti kahveye bir adam getirip imzayı attırdı, nikâh cüzdanımızı verdi. Evlendiğimiz ilk gece Çengelköy'de arkadaşlarımızın evinde kalacağız. Geldik, kapı duvar. Hiç
unutmam, saat 23.00'e kadar parkta arkadaşlarımızın gelmesini bekledik. Karım hep 'Bir gelinlik giyemedim' der."
1979'da, bir yıllık evli ve yeni doğmuş bir çocuk sahibiyken, Adana girişinde bir Kaleşnikof, birkaç da el bombasıyla yakalanır Hasan. 15 gün sorgudan sonra cezaevine ancak koltuk altlarından tutularak taşınır.
Önderlerinden biri olduğu Dev Savaş Örgütü de Türkiye genelinde darbe üzerine darbe yer. Yargılanması için İstanbul'a getirirler. Önce Selimiye, sonra Sultanahmet cezaevleri.
1982'de yargılanmaya başlar.
"100 kişilik bir davaydı. Selimiye'deki Sıkıyönetim Mahkemesi'nin savcısı 57 kişi için idam cezası istemişti. Tam bir hukuk garabetiydi. Duvara yazı yazana da, pankart asana da idam cezası isteniyordu. Dava 1988'de bitti."
'Tam kaçacaktık, yakalandık'
"Bir tek bana müebbet verdiler. Sultanahmet Cezaevi'nden sonra Sağmalcılar'a gittik. Tünel kazmıştık. Tam kaçacaktık, yakalandık. Sürgünümüz Bartın Cezaevi'ne çıktı.
Bindirdiler ring arabasına. Tam üç günde gittik Bartın'a. Neden biliyor musun, ilk 24 saatinde yalnızca Sağmalcılar Cezaevi'nin etrafında döndük. Kaçmaya kalkıştığımız için verilen ceza bu. 24 saat tuvalet yok, su yok, yemek yok. Sadece cezaevinin etrafında dönüyoruz. Bayılanlar oldu. Dayanamaz hale geldikçe arabaları sallıyoruz durdurmak için.
Tam bir gün sonra durdurdular arabayı. O sırada biz kendimize ait yöntemlerle kelepçeleri çıkarmıştık. Zaten öyle bir döndürmeye bir de kelepçeyle dayanılmazdı. Daha arabanın kapısı açılır açılmaz en önde inen arkadaşımız, karşısında duran jandarma alay komutanının suratına yumruğu indirdi."
Cezaevlerinde elbet 12 Eylül'ün ağır cezaevi koşullarını, açlık grevlerini, tek tip elbiseye karşı direniş süreçlerini yaşıyor Hasan.
1991'de şartlı salıverilme yasasından yararlanarak tahliye oluyor. Yeni doğmuş bir bebek olarak bıraktığı oğlu kendisini 13 yaşında karşılıyor cezaevinin kapısında. Artık koşullar değişmiş, Hasan yıllarca hapis yatmış, herhangi bir mesleği olmayan kişi olarak hayata yeniden başlamıştır. Ancak bakmak zorunda olduğu bir eşi, bir de oğlu vardır.
'Babalığa yeniden başladım'
"Cezaevine girince babalığa ara vermiştim. Yeniden başladım. Cezaevinden çıkınca önce İzmir'e, oradan Manisa'ya yerleştim. Bu süreçte birkaç öğrenci affı çıktı ama ekonomik durum nedeniyle yararlanamadım. 1999'da İstanbul'a taşındık. 2000'de bir öğrenci affı daha çıktı. Okulu bırakmak zorunda kaldığım birinci sınıftan yeniden başladım hukuka."
Hukuk mezunu ama neye yarar?
Aslında Hasan müebbete mahkûm. Bir kişi ömür boyu hapis cezası aldı mı, en fazla 36 yıl yatıyor. Bu kadar ceza alanı bir de 'ömür boyu kamu hizmetleri'nden yasaklıyorlar. Hasan İnfaz Yasası'ndan yararlanıp hapisten kurtuluyor, ancak yasağı sürüyor. Yani avukatlık yapması, hâkim ya da savcı olması mümkün değil. Yine de okula gidiyor ve hukuk fakültesini 2.5 yılda bitiriyor. Artık hukuk mezunudur, ama yasaklar sürerken bu ne işe yarar;
"Cezaevi sürecinde hep hukukla iç içeydik. Ben 'Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmek'ten yani 146'ya 1'den mahkûm olmuştum. Cezaevinde neredeyse bu maddenin uzmanı oldum. Avukatlık yapamayacağımı biliyordum. Ama yine de okulu bitirmek istedim. Celalettin Can'ı da tanıyordum. 78'liler Vakfı Girişimi yasakları kaldırmak için uğraşıyordu. Başarılı olacaklarından emindim. Ben de katıldım yasakların kaldırılması çalışmasına."
Yine de şansını deniyor
2003'te bitiriyor Hasan okulu. İstanbul Barosu'na gidiyor. Stajyer avukat olmak için başvuracak. Olmayacağını biliyor, ama yine de şansını deniyor. Staj için formları alıyor.
İstenen belgeler arasında sabıka kaydı ve Avukatlık Kanunu'na aykırı suç işlemediğine dair taahhütname var. Elbette istenen bu belgeler Hasan'ın avukatlık yapmasını olanaksız hale getiriyor. Ancak hayatı koptuğu yerden yeniden bağlamak istiyor Hasan.
Siyaset yapamıyor, siyasi partilere giremiyor, muhtar adayı bile olamıyor. Dernek ya da vakıf kuramıyor, bunlara üye olamıyor...
Hani babasının ya da dedesinin İstiklal Madalyası olsa takması bile yasak. Bir daha evlenmeye kalksa 'Evet'i kendi söyleyemeyecek, bunun için bir 'vasi'ye ihtiyacı var.
Uslu, Fatsa, Yergök ve diğerleri
78'liler Vakfı Girişimi 2.5 yıl sürdüğü 'Yasaklar kalksın' kampanyasından sonuç alıyor. İki kutuplu parlamentoda yasakları AKP'nin ve CHP'nin oybirliğiyle kalkıyor. İki parti ilk kez bir yasada bu kadar birlikte oluyor. Yasa Meclis'ten geçince iki partinin milletvekilleri birbirlerini kutluyor. Elbette bu işe destek verenlerin başında Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu'nun çabaları yadsınamaz. Fikirleri farklı da olsa, böylesi bir yasağı insanlara yakıştıramıyor Salim Uslu. Parlamentoda AKP Grup Başkanvekili Eyüp Fatsa ile CHP Adana Milletveki Ziya Yergök yasakların kalkması için özel bir çaba harcıyor. İki partiye mensup milletvekilleri de önerinin lehinde konuşuyor ve lehinde oy veriyor. Böylece 78'lilerin yasakları kalkıyor. Hayatın önemli alanlarına da 25 binden fazla 78'linin katılmasına yol açacak yasal değişiklik yapılıyor.
Bu süreç gösteriyor ki ya Hasan'ın büyük bir öngörüsü vardı ya da kendine ve arkadaşlarına çok güveniyordu. Çünkü aksi halde insanın avukatlık yapamayacağını, hâkim ya da savcı olamayacağını bile bile 40'ından sonra hukuk fakültesini bitirmesi pek kolay değildi.
'Tek istediğim daha iyi bir Türkiye'
İlk gençlik yıllarını değerlendirirken "Bu toplumun daha iyi bir noktaya gelmesini istedim" diyor Hasan, "Bunun kavgasını düşünsel boyutta vermek istedim ama bir de baktık ki demokratik üniversite istiyoruz, bağımsız Türkiye istiyoruz, faşistler saldırıyor.
Önce bıçaklıyorlardı, sonra silah kullanmaya başladılar. O dönemde biz silahlandıysak, zorunlu bırakıldığımız için oldu bu. Yasaklarımız kalkarken bir parlamenter çıkıp 'Bu bir lütuf değil, insanların hakkı' diyor. Demek ki geçen 24 yılda insanların gözünde aklandık."
78'lilerin partisi sürerken, Hasan da dergi dağıtmayı sürdürüyor. Derginin ilk sayısının kapağında 'Yasakları Kaldırdık, Sıra Darbecilerde' başlığı atılmış. Anlaşılan yasakların kalkmasıyla Hasan yalnız 48 yaşında avukat olmayacak, sırada başka işleri de var. Hasan Sever'in yaşamöyküsü, tıpkı dağıttığı derginin adı gibi: 'Yetmişsekizliler Türkenmez!'