'Yasal hakkımız, fişleriz'

'Yasal hakkımız, fişleriz'
'Yasal hakkımız, fişleriz'
MİT; THY, MEB, PTT ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile yaptığı veri paylaşımı protokolüyle ilgili " Yasal hakkımız" savunması yaptı.

Türk Hava Yolları, Milli Eğitim Bakanlığı , Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile PTT Genel Müdürlüğü’nün MİT ile imzaladığı ‘çok gizli’ veri paylaşımı protokolüünün ortaya çıkması tartışma yarattı. MİT kaynakları protokolü, “Yasal hakkımız, veriler güvenlik amaçlı kullanılıyor” diye savundu.
Taraf gazetesinde yer alan iddiaya göre MİT; Türk Hava Yolları, Milli Eğitim Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ve PTT Genel Müdürlüğü ile ‘çok gizli’ veri paylaşımı protokolü imzalamış ve bu protokol ile MİT’in istediği zaman bu kurumların veri arşivine erişmesi sağlanmıştı. Protokoller, MİT’in fişlemesi olarak değerlendirildi. 

‘Yapılan işlem kanuni’ 

Tartışma yaratan protokol ile ilgili MİT kaynakları ise kanunlara atıfta bulunup ‘yasal hakkımız’ savunması yapıyor. Yapılan protokolün kanun dışı olmadığını savunan MİT kaynakları, Milli Eğitim Bakanlığı ile imzalanan protokolle alınan verilerin, aynı zamanda sınav suçlarıyla mücadele için de kullanıldığını dile getirirken, THY verilerine ulaşımı ise ‘küresel bir uygulama’ görüyor. İstihbaratçıların suçluların ya da zanlıların hareketliliğini takip etmek için sadece THY’nin değil TCDD’nin veri bankasını da kullandığı dile getiriliyor. ABD istihbaratının El Kaide ile mücadelede bu tür verileri çok yaygın kullandığı da dayanak olarak gösteriliyor. MİT, kamu kuruluşlarıyla yaptığı protokolleri, 2005 yılında iletişimin takibini düzen altına almayı amaçlayan 5397 sayılı yasayla kanuna eklenen bir maddeye göre imzalamış. Söz konusu madde, kamu kurumlarının arşivlerini, elektronik bilgi işlem merkezlerini, iletişim altyapısını MİT’in erişimine açıyor. Kanunun 3. maddesinin ilk bölümü şöyle: “Protokoller 31.11.1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 6’ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş. MİT; bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu hizmeti veren kuruluşların yöneticileri ve istihbarat hizmetlerinden sorumlu kişileri ile istihbaratın tevcihi, istihsali ve istihbarata karşı koyma konularında doğrudan ilişki kurabilir, uygun koordinasyon yöntemlerini uygulayabilir. Bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu hizmeti veren kuruluşlara ait arşivlerden, elektronik bilgi işlem merkezlerinden ve iletişim altyapısından kendi görev sahasına giren konularda yararlanabilmek, bunlarla irtibat kurabilmek, bilgi ve belge almak için gerekçesini de göstermek suretiyle yazılı talepte bulunabilir.” 

Jandarma ve poliste de var 

TBMM’nin 2005’te kabul ettiği ‘telekulak yasası’, istihbarat kuruluşlarına iletişimin tespiti, veri paylaşımı ve teknik takip konusunda çok geniş yetkiler veriyor. MİT’in yetkilerinin benzerleri jandarma ve polis istihbaratına da tanınıyor. Özel kuruluşların veri bankalarına mahkeme kararıyla ulaşılabilirken, kamu kuruluşlarının veri bankaları, üç istihbarat kuruluşuna da sonuna kadar açık. Bu yetkileri de hükümetin 2005 yılında TBMM’den çıkan kanunla yapıyorlar.
Yetki aşımı var
Hukukçular, protokollerin kanunda belirtilen yetkileri aştığını şu şekilde gerekçelendiriyor: Yasa metnine göre, MİT’in yetkisi her durumda ‘gerekçe belirterek’ ayrı ayrı başvuru gerektirir. Bu protokoller toplu bir izin anlamına gelir. Yasa metnine göre MİT, bu yetkisini ancak kamu kuruluşlarının veri tabanından bilgi alarak kullanabilir. Oysa protokol kamu kuruluşlarının veritabanının ve arşivinin MİT’e transfer edilmesini öngörüyor.

MEB protokolü tüm verileri kapsıyor

Milli Eğitim Bakanlığı ile MİT arasında imzalanan protokolde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın MİT’e aktaracağı verilerin içeriği şöyle anlatılıyor: Bakanlık tarafından yapılan sınavlara ait ad ve tarih bilgileri ile bu sınavlara başvuru yapan tüm adayların kimlik numarası, adı-soyadı, sınav yeri ve adres bilgileri ile mevcut olması halinde fotoğraf kayıtları ve iletişim bilgileri. MEBBİS veri sisteminde bulunan tüm bakanlık personelinin bütün kayıtları. e-Okul sisteminde bulunan tüm öğrencilerin ve ailelerinin bilgileri. MEB’e bağlı olarak hizmet veren tüm kurumların bilgileri. MEB tarafından yurtdışına gönderilen öğrencilere ait tüm bilgiler.

‘Protokol son derece tehlikeli’
Prof.Dr. Köksal Bayraktar MİT’in dört kurumla imzaladığı protokolü ‘vahim bir olay’ olarak nitelendirerek, “Böyle bir haber doğruysa Türk vatandaşı için son derece tehlikeli, vahim nitelikte ağır ve aynı zamanda kişiyi tamemen güvencesiz bırakan bir harekettir. Bu düzenleme bireyin en doğal haklarından biri olan kişilik haklarına, genel olarak özgürlüğüne, özel hayatına, kişisel verilerinin sır olarak saklanmasına ve ayrıca gezi özgürlüğüne aykırıdır. Böyle bir girişimde bulunmaya ne THY’nin ne diğer kuruluşların ve hangi gerekçeyle olursa olsun MİT’in hakkı yoktur” dedi.
THY’nin özel hukuk tüzelkişisi olduğunu anımsatan Bayraktar, şunları söyledi: “Özel hukuk tüzel- kişisinin, bir kamu kuruluşunun yani MİT’in böyle bir şey yapabilmesi akla hayale gelmeyecek bir harekettir. MİT, Türk devleti ve Türk insanını koruma görevini bir tarafa bırakarak korumasız bırakmaktadır. Bu protokol birtakım suçların işlenmesinin hazırlığı özelliğini taşımaktadır. Bunların hepsi birer suç.”


Bakan Yıldırım: Benim bilgim yok

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, MİT’in dört kurumla gizli bir sözleşme yaptığı, iddiaların sorulması üzerine “Uçak yolculuğu yaptığınız zaman adınızı, soyadınızı, bilgilerinizi almıyorlar mı, yeni mi başladı? Seyahat için vatandaşın devletle olan işleriyle ilgili her zaman vatandaş bilgileri devletin kurumlarında vardır. Bunda yadırganacak bir şey olduğunu düşünmüyorum” dedi. Yıldırım, “Üke güvenliğini ilgilendiren konularda da kurumlar görev sınırları içerisinde gereken neyse onu yaparlar. Bunun dışında bir işlem yapıldıysa bu da suçtur. Ben gizli protokol vardır, yoktur demiyorum, o konuda bir bilgim yok” diye konuştu.