Yaşar Kemal'den 'demokrasi' çağrısı

Yaşar Kemal'den 'demokrasi' çağrısı
Yaşar Kemal'den 'demokrasi' çağrısı
Yazar Yaşar Kemal, Diyarbakır'da bugün başlayan "Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı"na mesaj gönderdi. Kemal, Ülkemizin onuru demokratik düzen için el ele verelim" dedi.

DİYARBAKIR -  Kemal, mesajında, “Ben diyorum ki; yaraların sarılması bizim elimizde. Ülkemizin onurunu, ekmeğini, kültür zenginliğini kurtarmak elimizde. Gelin de doğru dürüst bir demokratik düzenin kurulması için aklımızla, yüreğimizle el ele verelim. Bu bir çağrıdır. Sözüm sizedir” dedi. 

'KÜLTÜRÜ YOZLAŞMIŞ BİR HALK, DUMURA UĞRAMIŞTIR'

Kemal, konferans salonunda alkışlarla karşılanan mesajına “ Bugün sizinle birlikte olamadım. Sizlere bir önceki konferansta da, her fırsat buldukça da söylediğim, yazdığım düşüncelerle sesleniyorum. Dileğim bu sözlere gerek kalmayacak günlerin gelmesi” dedi. Dünyanın bin çiçekli bir kültür bir bahçesi olduğunu ve her çiçeğin kendine özgür bir renk ve kokusunun olduğunu belirten Kemal, “Bir çiçeğin yok edilmesi dünyadan bir rengin, bir kokunun, bir aşılanmanın da yok edilmesidir. Kültürü yozlaşmış bir halk, dumura uğramıştır. Yaratıcı gücü kalmamıştır. Ölüme mahkum edilmiştir. Bir kültürün yok edilmesi insanlığımızdan da bir parçanın yok edilmesidir” diye seslendi. 

'DEMOKRASİ BİR GEREKSİNİMDİR'

Irkçılığın korkunç bir hastalık olduğuna dikkat çeken Kemal, “İnsanlık yıkımının altında, insanların yüreğine nefret tohumlarının altında ırkçılık vardır. Türkiye 'yi düşünce düşmanlığına, demokrasi düşmanlığına itmekte, kuşaklarımızın bağışlayamayacağı felaketlerde ırkçılığın büyük payı olmuştur. Bize gereken demokrasicilik oynamaya kalkışmadan, demokrasi kisvesi altında hiç bir gayri insani baskı düzeni sürdürmeyen demokratik bir düzenin kurulmasıdır. Demokrasi bir gereksinmedir. Demokrasi bir denge düzenidir. İnsanların onuruyla yaşadığı, kimsenin temel insan haklarından yoksun bırakılmadığı bir düzendir” dedi.

Kemal mesajını şöyle sürdürdü: "Onuruyla yaşamak, kendi dilini ve kültürünü de onurla taşımak ve yaşatmak demektir. Bu temel bir insan hakkıdır. Bir dil de salt konuşulmakla yaşamaz. Bir dilin yaşaması için, o dilde eğitim olması, dil kurumları, akademileri, enstitüleri olması gerekir. Yirmi yıldan fazladır Kürt sorunu konusunda yazdıklarımı 'Bu Bir Çağrıdır' kitabımda bir araya getirdim. Önsözde söylediklerimin bazılarını size bir kez daha tekrarlıyorum; çok hatalar yaptık. Ama umutsuzluğa düşmenin bir gereği yok. Bir ülke insanları insanca yaşamayı, mutluluğu, güzelliği seçecekse, bu evrensel insan haklarından, düşünce özgürlüğünden geçer. 

'YARALARIN SARILMASI BİZİM ELİMİZDE'

Dilini ve onurunu istemek en temel ve doğal haktır. Bu ülkede yaşayan herkesin diline, dinine, tüm insan haklarına sahip olduğu, onuruyla yaşadığı gerçek bir demokraside çözülmeyecek sorun yoktur. Hele ki habire itildiği çözümsüzlüğe kardeşlik bağları ile direnen Türklerle Kürtler arasında. Ey Türk halkı, Kürt halkı, bu toprakların kültür zenginliği olan tüm halklar, sözüm hepinizedir. Bugün bu ülkede yaratıcılığımız eksilmişse, vicdanımız vurdumduymaz olmuşsa, şiddet hayatımızın her alanında üstümüze çökmüşse, hiçbir kuruma güvenimiz kalmamışsa, bunlar bir kuşak ömrü süregelen bir kirli savaşın insanlığımızda açtığı yaralardır. Ben diyorum ki bu yaraların saRılması bizim elimizde. Ülkemizin onurunu, ekmeğini, kültür zenginliğini kurtarmak elimizde. Gelin de doğru dürüst bir demokratik düzenin kurulması için aklımızla, yüreğimizle el ele verelim. Bu bir çağrıdır. Sözüm sizedir.”