Yasayla, flörtü de yasaklıyorlar!..

Eski Kadın Sorunları Genel Müdürü, Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Selma Acuner, yeni Türk Ceza Kanunu (TCK) tasarısındaki sakıncaları anlattı.
  • Yeni TCK'da 'Haksız tahrik hükümleri saklıdır' diyen bir
    29. madde var. Bu madde ile 'Beni aldattı' diyerek eşini öldüren bir erkek yalnızca 2.5 sene hapis cezası alır.
  • 'Zina yapana ceza verilmesini Anadolu kadını istiyor' diyorlar. Halbuki Anadolu kadını 'Beni namus cinayetlerinden kurtarın' diye yalvarıyor.
  • Zinada cinsel suç yok. İki tarafın rızasıyla girdiği ilişki bu. Zina sadece boşanma sebebi olabilir.
  • Zina suç olursa imam nikâhlı herkes zina yapıyor demektir. Her mahalleye hapishane açmak gerekir.
  • Zina nedeniyle eşini hapse attırdıktan sonra o evlilik devam edebilir mi? Bundan çocuklar da kötü etkilenir.
  • Anadolu'da bir kadın zina yaptığı gerekçesiyle kocasını mahkemeye veremez. Kadınların yüzde 66'sı 'Böyle bir şey yaparsam kocam beni öldürür' diyor.
  • Evlenme yaşını 17'ye çıkaran, hâkim kararıyla 16 yaşında evliliği de kabul eden TCK, 15-18 arasındaki iki gencin birbiriyle flört etmesini yasaklıyor, 'Evlenmeden önce ilişkiye giremezsiniz' diyor.
  • Yani 'Flört suçtur, flört fahişeliktir' kavramı yasada bir şekilde yer alıyor. Gençlerin ilişkiye girdiklerini ise herkesin tepki gösterdiği bekâret kontrolüyle anlayacaklar.
  • Haber: NEŞE DÜZEL / Arşivi

    NEDEN Selma Acuner?
    Yeni Türk Ceza Kanunu tasarısıyla, AKP, insanların özel hayatlarına devlet eliyle düzen vermek için harekete geçmiş gözüküyor. Devleti şu anda AKP yönettiği için, bireyler arasındaki ilişki de, AKP'lilerin yaşam anlayışı doğrultusunda olacak. Ve toplum, getirilmek istenen bazı ceza maddeleriyle neredeyse tek çerçevesi AKP'lilik olan bir yaşam tarzının içine hapsedilecek. Üstelik işin ironik yanı, AKP'nin TCK'daki değişiklikleri, Türkiye'nin AB'ye üye olması için yapması. Avrupa'nın özellikle değişmesini istediği bazı maddeler AB'ye uygun değiştirilirken, zina, bekâret, flört gibi Avrupa'nın artık konuşmaya gerek görmediği alanlarda, AKP, Avrupa demokrasisinin çok dışında, sadece geri ülkelerde görünen bir başka çehresiyle ortaya çıkıyor. Kadın ve aile üzerine çalışan Ankara Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Selma Acuner'le bireylerin ilişkilerine devleti sokmanın tehlikelerini ve yeni TCK'daki tuzakları konuştuk. Bir dönem devlette Kadın Sorunları Genel Müdürü olan Acuner, KADER'in yöneticilerinden.

    Tam Avrupa Birliği ile müzakerelere başlayabilmek için uyum yasaları çıkarılırken, AKP bir zina meselesi çıkardı ortaya. Avrupa hukukunda hiç yeri olmayan bir biçimde zinanın suç olmasını istiyor AKP. Size öncelikle şunu sormak istiyorum. Muhafazakâr politikacıların bu cinsellik takıntısı nereden kaynaklanıyor? Bunun gerçekten siyasi bir getirisi mi var, yoksa bu daha derin psikolojik bir sorun mu?
    Muhafazakârlığın siyasileştirilmesi Türkiye'de yeni bir şey değil. Bütün siyasi partiler bunu yaptı. Bu muhafazakâr anlayışın temelinde kadının bedeninden korku var. İşte bu korku yüzünden cinsel tabular yaratılıyor, kadının bedeni kontrol altına alınmak isteniyor. İki kişinin ilişkisi, herkesin ilişkisi gibi görülüyor. Kadın rahat bırakılırsa, toplumun düzeni, ahlakı bozulur diye düşünülüyor. Eğer yeni Türk Ceza Kanunu bu haliyle yasalaşırsa...
    Ne olur? Yeni Ceza Kanunu da mı kadının bedeninden korkuyor?
    Tabii. Eğer yasada hâlâ namus cinayeti, 'nitelikli insan öldürme' maddesine girmiyorsa, siz kadının bedeninden korkuyorsunuz demektir.
    AB'ye uyumu amaçlayan yeni Türk Ceza Kanunu da mı namus cinayetlerine kapıyı açık bırakıyor?
    Evet. Kadının namusu erkekten sorulur anlayışı bu ceza kanununda da korunuyor. Yeni TCK'da 'haksız tahrik hükümleri saklıdır' diyen bir 29'uncu madde var. Bu ne anlama geliyor? Diyelim ki, Ahmet bey karısını yolda erkek komşusuyla konuşurken gördü ve namusum elden gitti diye tahrik oldu, bıçağını çekip karısını katletti. Bu cinayet davası hâkimin önüne gittiğinde 29'uncu madde devreye giriyor. Ve karısını katleden koca iki buçuk sene hapis yatıp çıkıyor. Eğer töre cinayetinde bir erkek bir erkeği öldürürse, 'nitelikli insan öldürme maddesine giriyor ve
    ömür boyu hapse mahkûm oluyor. Kadını öldüren erkeğe haksız tahrik uygulayıp az ceza vermenin ve ilave olarak da zinayı suç haline getirmenin sonucunda namus cinayetlerinin yolu daha da açılır. Daha çok kadın öldürülür.
    AKP, zinayı niye bu kadar önemsiyor? Zina Türk toplumunun çok temel bir sorunu mu? Yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğu söylenen bu toplum, muhafazakar politikacıların bütün dikkatini çekecek kadar çok zina mı yapıyor?
    Ceza Kanunu'ndaki zina hükümleri sekiz yıl önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi diye Türkiye'de
    aile bütünlüğü mü elden gitmiş? Zina suç olmaktan çıkarıldı diye, evli çiftler sekiz yıldır sürekli zina mı yapmış? İnsanlar ahlak değerlerini mi yitirmiş? Böyle bir şey yok. Türkiye'deki aile yapısı, muhafazakârların dediği gibi daha çok zina yapılıyor diye bozulmuyor. Hele son yıllarda boşanmaların neredeyse tamamı geçimsizlik yüzünden. Bu geçimsizlik de daha çok ekonomik güçlükten kaynaklanıyor. Zinaya ceza istiyor dedikleri Anadolu kadını acaba gerçekten bunu mu istiyor?
    Anadolu kadını sizce ne istiyor?
    Bir kere kim bu Anadolu kadını? Ben de, biz de Anadolu kadınıyız. Anadolu kadını gelişmiş standartlarda yaşamak istiyor. Çağdaş dünyadaki iyi yaşam şartları neyse ona ulaşmak istiyor. Zaten Türkiye'de toplum hep siyasilerin önünde gidiyor. Türkiye'de kadınların gündemi zina değil. Kadınların gündemi TCK'daki diğer maddeler. Yeni Ceza Kanunu'nda zina yerine tartışacağımız çok daha ciddi sorunlarımız var bizim. Namus cinayetleri konusu bile henüz çözülmedi bu ülkede. Zina suçunda kadın erkek eşitliği getiriyoruz diyen Başbakan, cinayet davalarında kadın-erkek eşitliğini getirsin. Elliden fazla kadın derneğini toplayan TCK Kadın Platformu olarak biz kendisinden randevu istedik zaten.
    Randevu alabildiniz mi peki?
    Bekliyoruz. Bunları kendisine anlatacağız. Bir ülkede kanunlar yapılırken, 'rıza' kavramı vardır. Namus cinayetleri, bekâret kontrolü, gençlerin flörtünü engelleyen maddeler, müstehcenlik kavramı, cinsel ayırımcılık gibi konularda kadınlar olarak bizim yeni TCK'ya rızamız yok. Zina hiç gündemde yokken ve yıllar önce çözülmüşken, toplumun önüne birden suni olarak getirildi. Anadolu kadınını dinleyeceklerse namus cinayetlerinde dinlesinler. Anadolu kadınının 'zina suç sayılsın' diye bir talebi yok. Anadolu kadını 'beni öldürmeyin. Beni namus cinayetlerinden kurtarın' diye yalvarıyor. 'Bana sosyal güvenlik sağlayın. İş imkânları yaratın. Kredi desteği verin. Ben de insanca yaşamak, çocuklarımı iyi yetiştirmek istiyorum' diyor. Türkiye'nin kadınları, 'En büyük insan hakkı ihlali olan bekâret kontrolüne son verin. Yapanı cezalandırın' diye bağırıyor.
    Yeni Ceza Yasası tasarısı, genç kızların onuruyla oynayan, onları intihara kadar sürükleyen bekâret kontrolünü yasaklamadı mı?
    Hayır. Bekâret kontrolü yapmanın yolu açık tutuldu. Yeni TCK'da bekâret kontrolünün adı 'genital muayene' oldu. 'Savcı ve hâkim izniyle yapılabilir' denildi. Diyelim ki, baba kızının biriyle cinsel ilişkiye girdiğinden şüpheye düştü, gidip savcı kararıyla kızını muayene ettirebilir. Okul yönetimi de kız öğrenciyi muayeneye gönderebilir. Çünkü kanun, genital muayeneyi 'vücut bütünlüğünü korumak, saldırıları engellemek' diye tanımlıyor. Oysa vücut bütünlüğü saçtan tırnağa, yüzden ayak parmağına kadardır. Eğer şiddete maruz kaldıysanız, bedeninizdeki darbe izleri incelenir. Avrupa hukukunda vücudun bütünlüğü kavramı vardır. Vücut bütünlüğü sadece zar kontrol edilerek sağlanamaz. Yeni TCK'da gençler arasındaki flört bile cezalandırılıyor.
    Anlamadım. Yeni TCK'da flörtü cezalandıran maddeler mi var?
    Açıkçası iş ona varıyor. 'Reşit olmayanla cinsel ilişki' maddesini tercüme ettiğinizde, 15-18 yaş arasındaki iki gencin hiçbir zorlama, şiddet olmadan rızaya dayalı ilişkisine TCK izin vermiyor. Evlenme yaşını 17'ye çıkaran, hâkim kararıyla 16 yaşında da evliliği kabul eden yeni TCK, gençlerin flört etmesini, evlenmedikleri sürece cinsel ilişkiye girmesini istemiyor. 'Girerseniz sizi cezalandırırım. Ancak evlendiğinizde ilişkiye girebilirsiniz' diyor. Yani 'Flört suçtur', 'flört fahişeliktir' kavramı yeni yasada bir şekilde yer alıyor.
    Peki gençlerin arasında bir ilişki olup olmadığı nasıl anlaşılacak? Onları, flört ediyorlar diye kim şikâyet edecek?
    Bekaret kontrolü yoluyla ilişki anlaşılacak. Kimin şikâyet edeceğine gelince... Eleştirilerimizden biri de bu. Yasadaki tanımlar net değil. Eğer gençlerden biri diğerinden üç yaştan daha büyük ise... Diyelim ki biri onbeş, diğeri 18.5 yaşında, şikâyete bile gerek olmadan savcılık doğrudan harekete geçebiliyor. Çünkü konu kamu davası haline geliyor. Cinsel tabuları zaten kıramamış bir ülkede, birey ilişkileri daha da tehdit altında kalacak demektir bu.
    Toplumda çok tartışılan zina konusuna geri dönersek... Zinanın suç olmasının ailenin kutsallığını koruyacağı söyleniyor. Çocuklarının annesini ya da babasını zina suçuyla mahkemelere verip, bütün toplumun önünde rezil eden biri gerçekten ailenin kutsallığına hizmet mi etmiş oluyor?
    Nasıl bir aile anlayışı bu? Sağlıklı bir aile yapısı karşılıklı saygıya dayanan demokratik bir yapıdır. Zinanın suç olmasıyla ortaya çıkacak olan ise kin, nefret ve intikam duygularının egemen olduğu sağlıksız bir aile ortamıdır. Bu ortam çocukları zehirler. İleride kendi hayatlarını da kin ve şiddet üzerinden kurmalarına yol açar. Zina nedeniyle eşini hapse attırdıktan sonra bir evlilik devam edebilir mi? Cezayla sağlıklı aile oluşturulmaz. Aksine cezayla evlilik zedelenir.
    Bu kanunla, karısını ya da kocasını ihbar eden muhbir kocalar ve karılar toplumu haline gelmek toplumu yüceltir mi peki?
    Yüceltmez tabii ki. Ayrıca zinayla ilgili Kadının İnsan Hakları Projesi'nin yaptığı bir araştırma var. Kadınlar kocalarını zina nedeniyle şikâyet edemiyor ki. Yüzde 66'sı 'şikâyet edersem kocam beni öldürür' diyor. Çünkü devlet Ceza Kanunu'yla bu kapıyı açık bırakıyor. Kadınlar kendilerine şiddet uygulayan kocalarını da şikâyet edemiyor. Üstelik kadınlar sadece kocaları tarafından değil, oğulları ve erkek kardeşleri tarafından da şiddete uğruyor, ama
    onları da şikâyet edemiyor. Doğu'da bir kadın istese bile kocasını zina suçuyla mahkemeye veremez. Mahkemeye verirse, ailenin diğer erkekleri, eşi hapisteyken onu öldürür. Zinanın suç olması kadına açılım getirmiyor. Kadınları koruyan bir anlayış değil bu.
    AKP, Radikal'in deyimiyle, "Devleti yatak odalarına sokarak" tam olarak ne yapmak istiyor?
    Evin içine girmeyi, iki insan arasındaki ilişkiye müdahale etmeyi, kimseye faydası olmayan muhafazakâr gelenekleri siyasallaştırmayı bu ülkede sadece AKP istemiyor ki... CHP de buna başta destek verdi. Laikliği savunan bir partinin şer'i hükümleri çağrıştıran zina suçuna, soyut bir eşitlik anlayışıyla destek olmasını da anlamak mümkün değil. Anayasa'da, 'özel yaşamın korunması' diye iki madde var. Anayasa'ya göre devlet özel yaşama müdahale edemeyeceğine göre, TCK da sınırlarını bilmeli. Özel ilişkileri Medeni Kanun düzenler. TCK ise cinsel istismarı ve cinsel saldırıyı düzenler. Zina, cinsel istismar ya da saldırı değildir. Zina ikili özel ilişkidir. TCK'da zinanın yeri yoktur. Türkiye bu konuyu sekiz yıl önce halletti ve zinayı Medeni Kanun'da düzenledi, zinayı boşanma nedeni saydı. Ayrıca şimdi zinanın TCK'ya tekrar sokulması, Türkiye'nin AB'den müzakere tarihi almasında da engel olur.
    Türkiye'de imam nikâhı özellikle Anadolu'da yaygın. İmam nikâhlılar da genellikle AKP tabanını oluşturuyor. Yeni yasayla imam nikâhlılar zina suçlusu olacak. AKP, kendi tabanına rağmen, imam nikâhını ortadan kaldırmak için tersine takiye yapıyor olabilir mi?
    Türkiye çelişkiler ülkesi. Eğer imam nikâhlıysanız zina yapıyorsunuz demektir. Bütün imam nikâhlılar hapse girecek derseniz de, o zaman Türkiye'nin her mahallesine bir zina hapishanesi açılması gerekir. Çünkü sayısı milyonu aşan imam nikâhlı var. Devlet önce bu sorunu çözsün. İmam nikâhı bu ülkede sadece kadınları değil çocukları da mağdur ediyor. İmam nikâhı yüzünden nüfusa kayıtlı olmayan ve okula gidemeyen çocuklar var.
    Bu yasadan sonra imam nikâhlılar da zina suçu işlemiş olacak. O zaman, zina suçuna iştiraktan nikâhı kıyan imamın da yargılanması gerekmez mi?
    Tabii. Destek vermiş oluyor çünkü. Bir madde getirip zinayı suç kabul ettim demekle iş bitmiyor ki. Bu maddenin bir sürü sonucu oluyor.
    Zinanın suç olmasının kadınları koruyacağı söyleniyor. Kadınları nasıl koruyacak?
    Korumayacak ki. Eğer gerçekten kadını korumak istiyorsanız, onun insani koşullarda yaşamasını sağlarsınız. Bu ülkede yoksulların yüzde 70'ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Devlet zinayla uğraşacağına kadınları iş sahibi yapmaya, onları eğitmeye çalışsın.
    Peki zina suç olursa, polisler şikâyet üzerine ev baskınlarına mı başlayacak?
    Herhalde. Özel haneye resmi görevlilerin girip çıkacağı dönem başlayacak.
    Bir de sözü edilmeyen Anadolu'daki yalnız kadınlar var. Yersiz ihbarlarla bu kadınları toplumun hedefi haline getirmek de söz konusu olmaz mı bu yasadan sonra?
    Tabii. Bu bir cadı avı olabilir sonunda. Zinanın mağduru zaten kadınlardı. Şimdi gene kadınlar zarar görecek.
    Bir de çocuklar konusu var tabii. Annesi ya da babası zina suçundan yakalanan bir çocuk bundan nasıl etkilenecek? Çevresi, arkadaşları ona nasıl davranacak?
    Toplumdan dışlanacak, yafta yiyecek çocuk. Çocuklar şiddet dolu bir ortama maruz kalacak. Çünkü zinayı suç haline getirirseniz, bunun şikâyet edilmesi eşler arasında fiziksel ve psikolojik bir şiddet ilişkisi yaratır. Böyle bir travmadan geçen çocuk ise büyüdüğünde sağlıklı bir aile hayatı kuramaz.
    Geçmişte siz, aile ve kadın konusunda başbakan Mesut Yılmaz'a ve aileden sorumlu bakan Işılay Saygın'a danışmanlık yaptınız. Eşlerden birinin zina yaptığı, diğerinin onu topluma rezil edecek kadar düşmanca davrandığı bir birlikteliği yasayla korumaya çalışmak ailenin kutsallığına uygun mu?
    Hiç değil. Zinada cinsel suç yok. İki kişinin rızasıyla kurulan bir ilişki bu. Bu sadece boşanma nedenidir. Boşanmak yeterli bir cezadır. Zinanın suç haline getirilmesi özel yaşama saldırıdır.
    Peki bu toplumun bireyleri, kendi özel hayatlarını bile tek başlarına halledemeyip, devletten çare bekleyecek kadar gelişmemiş mi gerçekten?
    Tabii ki değil. Sizinle yedi yıl önce bekâret kontrolünün kaldırılması için bir röportaj yapmıştık. Kızlarının hakkına sahip çıktığım için Anadolu'dan babalar beni aradı ve kutladı. İnsanlar bu dayatmalara karşı direniyor. Kadınlar, 'Ben kendi namusumu kendim korurum. Beni öldürmeyin. Kimsenin benim namusumu korumasına ihtiyacım yok' diye yıllardır bağırıyor. Ama bizi temsil edenler bu gerçeği duymuyor.
    Bir yandan AB'ye girebilmek için müthiş reformlar yapan, bir yandan da zina yasasıyla uğraşan AKP'nin berrak bir çizgisi var mı, yoksa akılları karışık mı?
    Şu anda berrak bir çizgisi yok. 'Siz gerçekten AB'ye girmek istiyor musunuz' diye Başbakan'a soracağız. Türkiye, AB'yle müzakereye başlamak için siyasi kriterleri yerine getirmek zorunda. Bu siyasi kriterlerden biri de kadın-erkek eşitliği ve bu eşitliği düzenleyen TCK. Kadın-erkek eşitliği, müzakereye başlamayı engeleyecek kadar ciddi, Kıbrıs kadar önemli bir konu. Avrupa Komisyonu on gün önce bunu koşul
    olarak Türkiye'ye gene bildirdi. 'Kadın hakları meselesi bu ülkede hâlâ sorun' dedi. Zina suç olursa, bekâret kontrolüne izin verilirse, namus cinayetlerine kapı böyle açık tutulursa, Ceza Kanunu bu haliyle Meclis'ten geçerse, AB bize müzakere tarihi vermeyebilir...