Yasin Börü davasında 2 sanık ifadesini geri çekti

Yasin Börü davasında 2 sanık ifadesini geri çekti
Yasin Börü davasında 2 sanık ifadesini geri çekti
Diyarbakır'da Yasin Börü ve 3 arkadaşının öldürülmesine ilişkin davanın duruşmasında daha önceki ifadelerinde diğer sanıkları teşhis ettiklerini belirten 2 sanık, ifadelerini geri çekti. Sanıklar Mecnun Akkoyun ve Sedat Çoban, emniyetteki ifadelerinin baskı altında alındığını öne sürerek, kimseyi teşhis etmediklerini söyledi. Sanık Mecnun Akkoyun, "Emniyette polis, bazı dosyalar verdi. İmzala dedi. İmzalamazsan aileni öldürürüz diye tehdit ettiler" iddiasında bulundu. Bir kişi tahliye edildi.

Diyarbakır’da 6-7 Ekim 2014 tarihindeki protesto gösterileri sırasında Yasin Börü ve 3 arkadaşının ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması dün görüldü. 34 sanık hakkında “canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme”, “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” suçlamasıyla açılan dava, güvenlik gerekçesiyle Ankara ’ya alınmıştı.Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, kimlik tespiti ve iddianamenin özetlenmesinin ardından sanıkların savunmalarına geçildi. Mahkeme Başkanı Musa Yeşil, sanıklar Mecnun Akkoyun ile Sedat Çoban'ın baskı altında kalıp, gerçekleri söylemekten kaçınabilecekleri gerekçesiyle diğer sanıkların salondan çıkarılmasına karar verdi.

KARAKOLDA BAYILMIŞIM AYILDIĞIMDA...

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada iddianamenin dayanağını oluşturan ifadeleri verdiği öne sürülen iki sanık, önceki ifadelerini geri çekti. Sanıklardan Mecnun Akkoyun, 23 Aralık 2014'te polis memurlarının evine gelip kendisini karakola götürdüğünü belirterek şöyle konuştu: "Polisler bir dosya verdi. Bunu imzalamamı söylediler. İmzalamazsam ailemin öldürüleceğini söylediler. Bayıldım, ayıldıktan sona bu kağıdı imzaladım" ifadesini kullandı. Savcığa çıkana kadar baskı gördüğünü ileri süren Akkoyun, " PKK veya KCK'nın eylemine katılmadım. Olayı görmedim. Televizyondan öğrendim. Polisler hazırladı dosyayı, bana komplo kuruldu. Üzerime atılı suçları kabul etmiyorum. Orada olsaydım, görüntüm çıkardı" diye konuştu. Akkoyun, Mahkeme Başkanı Yeşil'in, "27 tanığı teşhis etmişsin, doğru mu, 'karakolda avukat istiyorsun' diye soruldu mu?" sorusuna, "Polisler söyledi, önceki ifademi kabul etmiyorum, geçersiz. Hayır, sorulmadı, baskı altında imzalatıldı. Avukat sonradan geldi" şeklinde cevap verdi.Yeşil'in, "Polis sana ne sekide şantajda bulundu?" sorusu üzerine Akkoyun, "Bana dosya getirdiler, 'Bunları teşhis edeceksin' diye. Korktum, baskı altındaydım, bayıldım. Kamera görüntüleri var." Sanık avukatlarının, "Emniyette susma hakkın var' diye uyardılar mı" sorusuna Akkoyun, "Avukat gelince uyardı. Benim yüzümden bir sürü insan cezaevinde yatıyor. Bunu kabul etmiyorum. Polisler baskı uyguladı, onun için ifade verdim. Hiçbir ifade ve suçlamayı kabul etmiyorum" şeklinde karşılık verdi. Sanık Mecnun Akkoyun, 23 Aralık 2014'te polis memurlarının evine gelip kendisini karakola götürdüğünü belirterek, "Polisler bir dosya verdi. Bunu imzalamamı söylediler. İmzalamazsam ailemin öldürüleceğini söylediler. Bayıldım, ayıldıktan sona bu kağıdı imzaladım" ifadesini kullandı. Savcığa çıkana kadar baskı gördüğünü ileri süren Akkoyun, "PKK veya KCK'nın eylemine katılmadım. Olayı görmedim. Televizyondan öğrendim. Polisler hazırladı dosyayı, bana komplo kuruldu. Üzerime atılı suçları kabul etmiyorum. Orada olsaydım, görüntüm çıkardı" diye konuştu. Akkoyun, Mahkeme Başkanı Yeşil'in, "27 tanığı teşhis etmişsin, doğru mu, 'karakolda avukat istiyorsun' diye soruldu mu?" sorusuna, "Polisler söyledi, önceki ifademi kabul etmiyorum, geçersiz. Hayır, sorulmadı, baskı altında imzalatıldı. Avukat sonradan geldi" şeklinde cevap verdi.Yeşil'in, "Polis sana ne sekide şantajda bulundu?" sorusu üzerine Akkoyun, "Bana dosya getirdiler, 'Bunları teşhis edeceksin' diye. Korktum, baskı altındaydım, bayıldım. Kamera görüntüleri var" dedi. Sanık avukatlarının, "Emniyette susma hakkın var' diye uyardılar mı" sorusuna Akkoyun, "Avukat gelince uyardı. Benim yüzümden bir sürü insan cezaevinde yatıyor. Bunu kabul etmiyorum. Polisler baskı uyguladı, onun için ifade verdim. Hiçbir ifade ve suçlamayı kabul etmiyorum" şeklinde karşılık verdi.

' DIŞARIDA CESET SÜRÜKLÜYORLARDI'

Sanıklardan Sedat Çoban da pazarcılık yaptığını, olaydan kısa süre önce Kobani protestolarını gerçekleştirenlerin pazar yerine geldiğini, tezgahını kaldırarak kendilerine destek vermesini istediklerini anlattı.
Çoban, şunları kaydetti: "Satır çektik birbirimize, tezgahımı kaldıramayacağımı söyledim. Bayram oldu. Mallar depoda kaldı, çürümemesi için satmaya gittim. Caddedeki esnaf akşam 04.00 civarı kepenk kapattı. Herkesin elinde silah, satır vardı. Daha önce tartıştığım için korktum. Amcamların olduğu apartmanı işaret ederek, 'Şuradaki insanları tek tek evden çıkartacağız. IŞİD'çiler burada saklanıyor' diyorlardı. Arabayı depoya yerleştirdikten sonra eve çıktım. Grupla alakam yok. Eve çıkıp amcama durumu söyledim, 'Evleri yakacaklar' dedim. O da 'Gelsin, arasınlar. Biz kimseyi saklamadık' dedi. Daha sonra ayrıldım. Dışarıda bir ceset sürüklüyorlardı. Abim geldi, ne yaptığımı sordu, amcamlara geldiğimi söyledim. Tüm suçlamaları reddediyorum."
Gözaltına alındığında polislerin bazı fotoğraflar gösterip tanıyıp tanımadığını sorduğunu, kendisinin de fotoğraftakileri yüzleri kapalı olduğu için tanımadığını söylediğini belirten Çoban, "İlk defa polisle karşı karşıya geldim. Bana kağıt getirdiler, 'imzala' diye. Savcılıkta doğrulamadım bunları. Savcılık, 'Hakkındaki suçlar için ne diyorsun?' dedi. Reddettim. Gözaltı sürecinden sonra serbest bırakıldım. İsmimi basından öğrendim. Evimi aradılar, babama 'Sedat Çoban emniyete gelsin, ifade verecek' diye söylediler. Gittim, tutuklandım" diye konuştu.
Yeşil'in, "Bazı teşhislerde bulunmuşsun doğru mu?" sorusuna Çoban, "Ben o kadar kişiyi teşhis edemem. O kadar zeka fışkırmıyor ki. Yüzleri kapalı. Karanlık, bir çelişki olmuyor mu? Emniyette imzalattılar. Bana iyi davrandılar, sigara verdiler" ifadesini kullandı.
Çoban, Yeşil'in, "Bu kadar çok kişiyi teşhis edemem' diyorsun. Birkaç kişiyi teşhis ettin mi, 'eve girdi, taş attı' diye?" sorması üzerine de "Hayır, görmedim. Bana hiç okutmadılar. 'Sayfaları çevir, imzala' dediler" şeklinde yanıt verdi. Sanık avukatlarının, "Önce gözaltına alındığınız, sonra serbest bırakıldığınız doğru mu? Ahmet Atlı isimli bir komiserle ve emniyet müdürü ile görüştünüz. Basında çıkan haberin doğru olmadığına yönelik emniyete gittiniz, doğru mu?" şeklindeki suale Çoban, "Evet, 'Sana mahkemede söylerlerse polisin düzenlediği bir tertip dersin' diyip kestirip attılar. Su koyverdiler. Eve gönderdiler, bir saat geçti, aradan babamı aradılar, tutuklandım" diyerek cevap verdi.

Gördüğü grubun yaklaşık 200 kişiden oluştuğunu ve siyasi bir olay değil de mahalle kavgası olduğunu düşündüğünü, teşhis ettikleri arasında taş atan kimse bulunmadığını söyleyen Çoban, "Kimse benim yüzümden boşu boşuna cezaevinde yatmasın. Sonra ailemle yüz göz oluyorlar" ifadesini kullandı. Diğer sanıklar da ifadelerinde suçlamaları reddetti.

1 KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ 

Duruşmada Cumhuriyet savcısı, sanıkların olay günü başkaları ve birbiriyle yaptıkları görüşmelere ilişkin HTS kayıtlarının istenerek, Jandarma Kriminal Laboratuvarına gönderilmesini talep etti. Olaya ilişkin dosyadaki görüntülerin kriminal incelemeye gönderilmesini ve bir dahaki celse gizli tanıkların dinlenmesini isteyen savcı, "olayın azmettiricisi siyasetçiler hakkında ek iddianame tanzim edilmesi talebini, mevcut kanunda ek iddianame konusunun düzenlenmediği ve bu konuda soruşturma yapma yetkisi Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığında olduğu" gerekçeleriyle reddi talebinde bulundu. Bazı tutuksuz sanıkların tutuklanması taleplerinin reddini isteyen savcı, tutuklu sanıklar Sedat Çoban, Abdulvahap Turan, Rıdvan Baş ve Burhan Dicle'nin, adli kontrol şartıyla tahliyelerini istedi. Mahkeme olay günü hastanede olduğunu söyleyen Burhan Dicle'nin tahliyesine karar verip duruşmayı erteledi.

AA