Yavru balıklar için ölüm fermanı

Yavru balıklar için ölüm  fermanı
Yavru balıklar için ölüm  fermanı
Korumada yine 'geri adım, atıldı. Bakanlık her gün tonlarca yavru hamsi, sardalye, istavrit ve lüfer avlanmasına izin verecek bir tebliğ yayımladı.
Haber: SERKAN OCAK - serkan.ocak@radikal.com.tr / Arşivi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, yavru balıklarla ilgili bir tebliğ yayınladı. Balıkçıların tuttuğu balıklarda ‘göz ardı edilen’ yavru balık miktarı yüzde 5’ten 15’e çıkarıldı. Sivil toplum örgütleri ve balıkçı örgütleri duruma tepki gösterdi: “Tebliğ kimseye danışılmadan, bilimsel araştırması yapılmadan çıkarıldı. 150 balıkçı mutlu ama 20 bin balıkçı mutsuz oldu.”
Türkiye ’de özellikle son birkaç yıldır lüfer özelinde balıkçılıkla ilgili çeşitli kampanyalar yapıldı. Bakanlık da bu kampanyalarla ilgili olarak balıkçılığın geleceğini korumak için ‘24 metre av yasağı, lüfer av sınırının 14’ten 20 santime çıkarılması’ gibi çeşitli tedbirler aldı. Ancak bakanlığın önceki gün Resmi Gazete ’de yayımlanan yeni kararı balıkçılar üzerinde tam bir şok etkisi yarattı.
Eskiden bir kasa balık tutan balıkçının kasasında av sınırının altındaki küçük balıkların toplam miktarı, kasadaki toplam balığın miktarının ancak yüzde 5’i kadar olabiliyordu. Yeni düzenlemeyle bu oran yüzde 15’e çıkarıldı. Uygulama ticari amaçlı avlanan hamsi, sardalye, istavrit ve lüfer için geçerli olacak. Balıkçılıkla ilgili forum sitelerinden birinde bir kıyı balıkçısı şu örneği verdi: “Bir gırgır her seferinde 500-1000 kasa balık tutuyor. Bir kasada 10 kg olduğunu kabul edilirse 10 ton balıkta, 1.5 ton yavru balıktan söz etmek mümkün.”

20 bin balıkçı mutsuz

Türkiye’de en az 20 bin balıkçının üye olduğu Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Başkan Ramazan Özkaya yeni tebliğle ilgili tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Çıkan tebliğden bizim haberimiz yok. Üst örgüt olarak bizim görüşümüz alınabilirdi. Alınmadı. Birdenbire çıkması hepimizi hayrete düşürdü. Karar belki doğru da olabilir. Ancak hiç tartışılmadı. Demek lobi çalışmaları birileri için işe yaramış. Bu da birbirimizden ne kadar kopuk olduğumuzu aslında gösteriyor. Aslında bu bir taviz. Verilen taviz 150 balıkçıyı mutlu etti belki ama 20 bin balıkçı ise mutsuz oldu.”
Slow Food Türkiye / Fikir Sahibi Damaklar’dan Defne Koryürek de şunları söyledi: “Örgütleri, akademisyenleri aradık. Kimsenin haberi yok. Gırgır reislerinin bakanlığa dosyalar gönderdiğini duyuyorduk. Bizi en çok rahatsız eden konu bu. Devlete güvenmekle hata mı ettik? Balıkların, balıkçıların, hepimizin aleyhine bir karar çıkarıldı. Nasıl itiraz edebiliriz diye araştırma yapıyoruz. 24 metre yasağı ve Adalar Bölgesi’nin rezerv alanı ilan edilmesi bize umut oldu. Ancak hepsi kâğıt üzerinde kaldı. Neden yasak ve cezalar konuluyor, sonra neden bunlar affediliyor?”