scorecardresearch.com

Yaydan çıkan ok

Yaydan çıkan ok
Abdullah Öcalan'ın İmralı'da BDP heyeti ile yaptığı ikinci görüşme notlarının yayınlanmasıyla birlikte, -konuya ilişkin Oslo ve Paris benzeri sabotaj tartışmalarını yeterince yapıldığından, bir yana bırakarak- bütün taraflar açısından "ok yaydan çıktı".
Haber: Sedat YURTDAŞ / Arşivi

Öncelikle Öcalan, "Hem devlet hem de Kandil beni taşeron olarak kullanıyor" dediği, görüşmenin ardından, çekildiği suskunluk dönemine ya da tecrit öncesi döneme, yani “statü” talebinin “demokratik özerkliğin” olmazsa olmaz ilan edildiği zamanlara, artık dönemez. Şüphesiz liderliğinden de öte  “önderlik” olarak riske edilmiş halde.

Bütün bu sürecin mimarlarından MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın aracılığıyla, ancak bir anlamda tek başına, diğer tarafını oluşturan Başbakan Erdoğan da, artık geri dönülmez bir noktada. Zaten “zor olanı... barışı tercih ettik” ile “baldıran zehiri” içmeye hazır olduğunu defalarca telaffuz etmesi, durumu iyice bir tarif ettiğini gösteriyor. Dün Hakan Fidan’a (Müsteşarına) yönelenler, yarın kolaylıklar Ona da yönelebilirler!

Hele “Üçüncü Ustalık Dönemi”nde, elbette tek başına değil ama, önemli oranda kendisinde somutlaştırdığı temsille, başta MİT, sivil ve polis bürokrasisi, hatta Genelkurmay ve TSK açısından da geri dönülmez bir noktaya gelindiğini söylemek gerek. Darbe dönemi kapanmasa, belki başka ihtimaller üzerinde çalışılırdı! 

“Posta güvercini değiliz” diyen BDP de, geri dönülmez noktanın gereği olarak, öncelikle mektupların yanıtlarını almak ve belki dolaylı da olsa konuşmak, tartışmak üzere, ağırlıklı olarak Kandil’e ve Avrupa’ya uzanmış durumda. Süreç ilerlerse, çok kısa zamanda büyük bir barış mücadelesine girmek “sözün meşruiyeti” üzerinden gelecek inşa etmek çabası, en çok BDP’ye düşecek.  

Siyasi partiler, AKP , CHP ve MHP açısından ve hatta Parlamento dışı parti ve gruplar ile meslek örgütleri, işçi işveren sendikaları, STK’lar, tek bireyler aydınlar, yazarlar, çizerle açısından da geri dönülmez bir noktada olunduğu kesin.  MHP ırkçılık yağıyla kavruladursun, belki AKP ve daha bir yüksek olasılıkla CHP bölünebilecek.

Keza Türkler, Kürtler, Lazlar, Çerkezler, Arnavutlar ya da kendini bir şekilde “kökenli” olarak taraf eden bütün bir Türkiye toplumu açısından da geri dönülmez bir noktaya gelindi. Herhalde en kolay kaynaşacak olan halklardır!

Şüphesiz şu anda top PKK’de. Gerek Avrupa gerekse Kandil merkezli olarak “çok yoğun bir kararlaşma” sürecinde olduklarını tahmin etmek, hiç de zor olmasa gerek. 1970’lerde başlayan “silahlı mücadele”ye inanç ve bu uğurda ağır bedeli ödenmiş on yılların ideolojik, siyasal, toplumsal, psikolojik, ekonomik ve ahlaki yönleri açısından derin tartışmaların yapıldığı, öngörülerin geliştirildiği ve sonuçlarının tartışıldığı dar zamandaki büyük ve kaçınılmaz kararlaşma. Geçmişte Osman Öcalan. Nizamettin Taş ya da Kani Yılmaz…

Bir kere “yayı gerilmiş toplumun” barış adına, çözüm adına, atılmak üzere bıraktığı herkes için ve “herkese ait her şey” için; Anayasa, yasalar, adalet, tarifler, eğitim, yönetim  gibi devleti de toplumu da şekillendiren anahtar kavramlar, “anahtar/akil insanlar” üzerinden bir gelecek tasarımını içermesi bakımından, yeniliği, ilgisi ve kapsamı açısından son derece dikkate değer bir gelişme, bir aşama dönüşüm kavşağı olması özelliğiyle not edilmelidir.

Bütün bu gelişmelerin bir anlamda kaynağı, sebebi ve aynı zamanda sonuçlarını da yaşayacak olan halk, Kürtler ne düşünüyor. Özellikle Diyarbakır’da yapılan toplantılar çerçevesinde yazılanlar var. Kişisel olarak gözlemlerimi özetlersem.

Birincisi, “her şart ve kayıt altında Öcalan’ın tutumunu benimseyen” güvenen ve koşulları en iyi değerlendirerek gelecek dönük analiziyle, kazanımları korumayı ve geliştirmeyi sağlayacağı inancıyla destek veren bilinçli ve  sayıları hiç de az olmayan bir kesim.

İkincisi, Öcalan’a inanmakla birlikte, Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne devletin izlediği politikalara güvenmediği için, statüsüz bir şekilde olması sebebiyle “genel çizgiler içerdiği” kabul edilen sürecin, tatminden uzak olacağını düşünen, bir önceki kesimden birkaç misli daha geniş bir kesim.

Üçüncüsü, sürecin esasında “çözümü de barışı da getirmeyeceğine” inanan, ancak mevcut koşullar altında, uluslar arası siyasetin Türkiye ile özellikle de Erdoğan Hükümeti ile olan ilişkileri bağlamında, hiç olmazsa “artık daha fazla kan dökülmez” diyerek sürece “kerhen destek vermeye hazır” bir kesim.

Dördüncüsü, öteden beri bir şekilde “silahın miadı doldu” artık sivil, demokratik, barışçıl mücadelenin esas alınması ile “iç hukuk ve iç demokrasinin” yaygın uygulanması ile “likayat”ın esas alınacağı barışçıl politikaların hayata geçirilmesinin geçmiş de olsa zamanının geldiğine inanan herhalde oldukça “küçük bir kesim”.

Bütün bu kesimler, sürece farklı noktalardan bakarak değerlendirmeler yapsalar da, hepsinin birlikte özellikle de Başbakan’ın sözlerine dikkat kesildiklerini belirtmekte yarar var. Söz gelimi, Başbakan’ın “Bunlar ‘iki eşit halk gibi’ dediğin zaman, kantara çıkarıyor. Kantar tutmayabilir.” Şeklindeki sözleri aynı derecede, ağır bir şekilde yaralıyor. Hani milliyetçilik ayaklar altına alınmıştı!

Yine, Kürtlerin en küçük demokratik tepkilerine Polis merkezli yargı destekli bir sert refleksle, gözaltı ve tutuklama ile yanıt verilirken, Sinop’ta Samsun’da BDP’li milletvekillerine saldırınlar ile Hatay’da BDP Kongresini basanlar hakkında, ne örgütlü saldırıdan, ne kamu malına zarar vermekten, ne polise mukavemetten işlem yapılmaması “eşitliği” hiç olmazsa şimdilik “inandırıcı olmaktan çıkarmaya” yetiyor.

Şüphesiz tüm bu kesimler özellikle “Kandil’in tutumuna göre” her biri durumunu yeniden gözden geçirecek. Belki de yeniden mevzilenecek. Bu noktada “her kişi ve güç”, eğilim esasında “tarihsel bir karar verecek”. Bu durum, Kürtler açısından, kartların önemli oranda yeniden karılması anlamına geliyor.

Peki Kandil, Avrupa ne yapacak. Esas sözlerini belki yarın belki de birkaç gün içinde duyacağız ya da “gerçek seslerini zamana yayılmış halde” duyacağız.

Kanaatim; kısmi itirazlara, yoğun çekincelere, geniş hayal kırıklıklarına  rağmen, esas gövdenin atılan okun atılış amacına uygun tavır sergileyeceği. Bir kısmının “baldıran zehiri içmek” tadında da olsa “önderliğine” bağlı kalacağı yönünde. Herkesin çok iyi bildiği, “hayatın müsveddesinin olmadığı”!  


http://www.radikal.com.tr/112341411234149

YORUMLAR
(9 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

barış kalben istemek mazeretlere kapalı olmak demektir - semi ekrem

Dogru biçimde empati yapabilirsek inanın bu kafa agrıtıcı mazeretlere tamah etmeyiz neden birbirimizi suçlayıcı güven vermeyeci reaksiyonları gösteriyoruz.İdrak etmemiz gerken önemli konu barışa odaklanmaktır tarafların hesap yapması dogaldır ve yandaşlarını teskin ederken de moral motivasyonunu üst seviyede tutar bunu devlette pkk de yapar bunlar dogaldır asıl amaç neticeni iki topluma eşit mesafede olmasıdır

tekerrür - Blgekltgn

Kanın dökülmesini durdurmak denen safsata var ya..hah işte o..yahu bu kan neden döküldü bunca zaman?Bi amacı olmalı değil mi?Tabiki de durmalı, ama İsrail in Abd nin İngiltere nin dediğine gelmek mi çözüm anlayışınız?Çözüm bu değil, özerklik, zaten onların istediği idi.Kimsenin derdi Kürtler kendi kendini yönetsin bağımsız olsunlar değil, bir Amerika İngiltere bunlarla uğraşmaz, terör örgütünün ellerindeki silah dahi bunlara ait, bu adamlar o topraklara yatırım yapmış, kara kaş kara göz hayrına değil, özerklik gerçekleştiği anda da yüzlerce yıllık sömürge faaliyetlerine yine başlayacaklardır, yaptıkları yatırımların kat kat fazlası o toprakların altında ve o toprakların stratejisinde yatmaktadır, karlarına milyonlara katlarken, zırnık koklatmayacaklardır bağımsızlık hayali kuranlara.Aynı hevesin peşinden gidip şimdi Amerika bayrağının üzerine secde eden Araplardan ders almadınız mı ?Onlar da dinine düşkünlerdir sözde bakın şimdi hallerine? Ya Filistin?.Nerde Irak a götürüdkleri demokrasi?Onlar kendilerinden başka kimseyi düşünmez, sizi de düşündükleri yok, elinize para veriyosa bu ilerde kat kat fazlasını elinizden alacağını bildiği içindir.O zaman İslam ve halifelikti attıkları kemiğin ismi, şimdi Kürtlük oldu, aynı oyun, aynı dolap, roller farklı.Askerin elini haksız yere boşuna bağlamadılar, tam bu süreçte kimsenin müdahale etmemesi içindi ki, bunu göremeyecek kadar gözünüzü yeşil sarı kırmızı renk bürümüş, arkasındaki maviyle beyazı göremeyecek kadar.

şaka gibi - Blgekltgn

Süreçte bi kaç etken kullanmaktalar ;birisi dikkat dağıtıcı, kitlelerin her dediğine 'he' demesi için namaz kılarken 30 haber kanalı çağırmak yeterli, ilk önce meşruluğu sağlayacaksın tabi, bu da Ya Allah Bismillah ile olur ancak bu topraklarda, ibadetini sirke çevirceksin, göstereceksin ki koyun kesim senden asla zarar gelmeyeceğine inansın.İkincisi bu sürece engel olacak, bölünmeyi engelleyecek, cumhuriyeti koruyacak kalelerin işini bitir, sözde ergenekon davası, askerin elini kolunu bağla,mit başka..Üçüncüsü de bugünler için turşusunu kurduğun terör örgütü elli bin masumun katilini üzerilerine sal, karşına al konuş, İsrail in yöneteceği toprakların göstermelik kukla lideri, kağıt üzerinde değil ama fiilen tanımış ol.Ki bu kişi ırkı için binlerce kişiyi katletsin, sonra bu ve bunun güruhlarına tepki gösterilince o halkı faşistlikle suçlasın.Şaka olmalı..şaka..Hem emelleri için binlerce kanı akıtmaya razı gelmiş bir bebek katili, hem bir kukla, ve bu kişiyi savunan biri kalkıp karşıdakini faşistlikle suçlamıyo mu..ne sefil bir savunma taktiğidir, çözüm anlayışı ABD nin İsrail in İngiltere nin isteğini yapmak olan bu zihniyetin..

kimin kardeşliği - Blgekltgn

'Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz. Biz AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebiliriz.'' Demiş konuşmada. Daha ne kadar açık olabilr ki? Sen benim sırtımı kaşı ben de seninkini safsatası yürüttükleri aşikar.'Ben senin eline özerklik hatta ileriki safhalarda bağımzıslık vereyim, böylece İsrail e olan görevimi de yerine getirmiş olurum, sen de benim bu topraklarda bu kadar yaptıklarımızdan sonra sağ kalabilmem için gerekli araçları sağlamada yardım et, malum, aynı kaptan yemek yiyoruz.' Bunlar domino taşı gibidir, birini devirince teker t eker götürüler birbirlerini.''Cemaatin merkezi ABD’dir. Benim buraya alınmamla birlikte Fethullah da ABD’ye alındı'' Asmadılar, bugünler için oraya aldılar, aynı süreçte diğer taraftan ülkenin İslam egosunu tatmin edecek kukla başkanı da abd de koruma altına alınır.Ne denilebilir, aynı amaca hizmet eden iki farklı kol, arkası gelmez bir ‘kukla kardeşliği’

barış için başlayan süreç çok mantıklı ve sevindirici idi: - okkes cavus

gerek pkk sözcüleri gerek bdp gerek hükümet, bu çok hassasiyet isteyen konuma önemle itinalı olunmalı. bdp süreci çok ağırbaşlı ve yapıcı tavrını sürdürmeli. hükümet ise bazı faşizan gurupların çeşitli yerlerde bdp lilere saldırıları konusunda, emniyet bakımından asla en ufak bir esneklik göstermemeli. bu faşizan kesim bazı partilerden ve derneklerden yardım aldığı biliniyor. bunlar barışı istemeyen ayırımcı sabit fikirli, ülkenin gelecegi konusunda hiç bir projesi olmayan dünde çeşitli illerimizde kan döken kesimler. hükümet bu kesime katı tutum alır emniyet görevlilerine kesin talimat verilir. bunlara asla müsamaha edilmez olay ciddi tutulursa, bunlar asla hareket edemezler barış karşılıklı verilen söze sadık kalmaktır ..........

Kiyameti koparmaya gerek yok... - Renasbotani

Gorusme tutanaklarinin aciga cikmasi cok yerindedir.Bence sadece bununla kalmamali ve mektuplarda aciklanmali.Ve hukumetinde kafasindaki cozum plani aciga cikmalidir.Ancak boyle toplumun butun kesimleri tartisip netlesme saglar.Boylesi surecler deprem soku yaratir.Dusunmeyen beyinler,gormeyen gozler ancak boyle sok anlarda acilir.Gelecegi yeniden insa etmek icin herkesin netlestigi ve karar verecegi surecteyiz.Gelin hep beraber ANADOLU ve MEZOPOTAMYA'yi tarihine yakisir bir sekilde yeni cagdas bir medeniyetin,ileri insan haklarinin ve ornek bir OZGURLUGUN vatani yapalim.Inanin bu hepimizin ozlem duydugu ve mutlu yasayacagi bir hedeftir.Avrupa'danda daha illeri bir uygarligin gelisecegi KAPI ACILMAK uzeredir.Ve buradan butun ortadoguya yayilacak gelismelere gebedir.Bu yolun sonunda HERKES KAZANACAKTIR...

yumruklar sıkılıyken tokalaşma olmaz - sabahattinali

sağduyulu her insan gibi şiddet ve çatışmaların son bulması ve akan kanın durmasını istiyorum 15 milyon ailenin aylık 600 liranın altında bir gelirle yaşama tutunmaya çalıştığı gerçeğini görerek çatışmalara ayrılan kaynakların insanların daha kaliteli yaşama standartlarına kavuşmalarını istiyorum.karşılıklı tehditlerle sıkılı yumruklarla tokalaşmanın nasıl gerçekleşeceğine doğrusu merak ediyorum.