Yedi çocuk öksüz

Zeytinburnu'ndaki bina önceki gece saat 00.39'da sokağı bir toz bulutuna boğarak yıkıldı. Belediyenin kurtarma araçlarından bir süre sonra AKUT, GEA, Sivil Savunma ekipleri gelerek arama-kurtarma çalışmalarına başladı. Bina sakinlerinden ikisi öldü, 28'i yaralandı. Facia, yedi çocuğu öksüz bıraktı.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - Gece yarısından sonra Zeytinburnu Çırpıcı Mahallesi Taşocağı Caddesi'ndeki 29 numaralı apartmanın pek çok penceresi karanlıktı. Beş katlı apartmanın yedi dairesinde kalabalık yaşam, her geceki sıradanlığındaydı. Apartmanın kolon ve kirişlerindeki çatlamaların sesi henüz duyulmayacak kadar düşüktü.
Apartmanın giriş katında Doğu Karadenizliler Kahvehanesi'nin işletmecisi İlhan Karadeniz, babası, kardeşi ve bir işçisi, yerleri yıkıyordu. Kahvehaneyi altı yıl önce ilk açtıktan kısa süre sonra kolonlardaki çatlakları fark etmişlerdi. Ama İhsan Karadeniz, "Zeytinburnu'ndaki bütün binalar böyle" diyerek boş vermişti. Kolonlardaki çatlakları sıvayla kapatmışlardı.
Tehlikeyi hepsi biliyordu
Onların hemen üst katında 2 numaralı dairede İdris Güneş çalıştığı tekstil atölyesinden yeni gelmiş, yemeğini yemiş, pijamalarını giyiyordu. Annesi, babası, üç kardeşi, iki yeğeni ve üç çocuğuyla 117 metrekare evde yaşıyorlardı. Güneydoğu'dan 15 yıl önce göç etmişlerdi. Ucuz işgüçleriyle yaptıkları tek birikim bu evdi. 'Hoca' denilen bir emlakçıdan bu evi, 2000 yılında almışlardı. Binanın depremde zarar görmediğini söylemişlerdi. Ama onlar, taşındıktan kısa süre sonra kolonlarda ve kirişlerdeki çatlakları gördüler. Depremde binanın zarar gördüğü dedikoduları vardı. Eskiden kahvehanenin yerinde bulunan fırının kolon kestiği de söyleniyordu. İdris Güneş ve babası, binanın güçlendirmesi için beş ay önce uğraşmaya başladı. Bütün daire sahipleri, tehlikenin farkındaydı.
Tahlil için 1500 YTL istediler
Sadece apartmanı yaptıran, ilk mal sahibi Ali Aktaş onları oyalıyordu. İdris Güneş ve komşusu Habib Demir, belediyeye giderek işlemlere başladı. Ama kolonlardan parça alınıp tahlil yapılması için 1.500 YTL isteniyordu. Binada oturanların maddi durumu kötüydü, parayı toplayamadılar. İdris Güneş yatağa gitmeden önce saate baktı; '00:38'di. Yanlarındaki bir numaralı dairede Rabiha Yıldız, eşi, kardeşi ve üç çocukları uyuyordu. 17 Ağustos depreminden bir yıl sonra bu daireyi satın almışlardı. Herkes depremde binanın zarar gördüğünü söylüyordu. Ama onlar bunlara aldırmadı.
Onların akrabası Yıldırım ailesi üçüncü kattaki beş numaralı dairede oturuyordu. Mahmut Yıldırım'ın 40 gün önce evlenmesiyle evde yaşayan kişi sayısı, 14 olmuştu. Evdeki gelinler, bütün odaların yerlerini her akşam olduğu gibi yataklarla kapladı. Yaşlılar ve çocuklar uyudu. 30 yaşındaki Mahmut Yıldırım, önceki gün aynı evde yaşadığı kardeşi Habib Yıldırım'la apartmandaki çatlakları güçlendirmeleri gerektiğini konuşmuşlardı. Babası, beş yıl önce bu evi satın almıştı. Yan taraftaki 4 numaralı dairede Ahmet Demir'le 38 yaşındaki eşi Necla Demir uyuyordu. İki kızları ve bir oğulları vardı. Ahmet Demir, önceleri otellerde çalışıyordu. Son günlerde işsizdi. Evini yeni bir iş kurmak için sadece birkaç gün önce satmıştı. Evi boşaltmaya hazırlanıyorlardı. Apartmanın güçlendirilmesiyle gidecekleri için ilgilenmemişlerdi.
Taksitleri ödüyorlardı
Onlarla aynı soyadı olan Gülhan Demir ve 31 yaşındaki eşi Kaside Demir, 8 numaralı dairede oturuyorlardı. 14 ay önce banka kredisiyle bu evi almışlardı. Henüz taksitlerini ödüyorlardı. En küçüğü 1.5 yaşında, en büyüğü dokuz yaşında dört çocukları vardı. Gülhan Demir, yakınlarına evin çürük olduğunu defalarca anlatmıştı. Ama büyük olduğu için burayı tercih etmişlerdi.
ABD'den geldi, yerleşti
Yan komşuları Hacer Akar ve eşi Mehmet Akar'dı. Mehmet Akar, 20 yıldır Amerika'da yaşamış, beş ay önce dönmüştü. ABD'de kazandığı parayla evi satın almıştı. 28 yaşındaki kızları onlarla birlikte kalıyordu. Apartmanın çatlaklarını görmüş ve binanın güçlendirilmesi gerektiğini komşularına söylemişti. Kahvehanede temizlik yapan İlhan Karadeniz, çatırtıları duydu, kolonlar sallanıyordu. Dışarı çıktıklarında tuğlaların döküldüğünü gördüler. Bağırdılar, camlara taş attılar. Ama halen karanlık pencereler yani uyanmayanlar vardı. Sallanan binaya yaklaşarak zillere bastılar. Onlarca insan sallanan binanın içinden çıktı. Ancak hepsi çıkamadan saat 00.39'da bina, sokağı bir toz bulutuna boğarak yıkıldı. Enkazın altında insanlar vardı. Yaralıların çığlıkları duyuluyordu. Binanın yıkılacağını bilerek yıllardır yaşayanlar, enkazın altında ya da çevresindeydi. Hepsine birileri bu felaketi bilerek daireleri satmıştı.
Yedi çocuk annesiz kaldı
Belediyenin araçları ve kurtarma ekipleri olay yerine geldi. Kısa süre içinde AKUT, GEA, Sivil Savunma ekipleri, enkaza gelerek arama kurtarma çalışmalarına başladı. Toplam 28 yaralı hastaneye kaldırıldı. Enkazdan Necla Demir ve Kaside Demir'in cesetleri çıkarıldı. Kaside Demir'in yanında 7 yaşındaki kızı Nevin, ağır yaralı olarak bulundu. Toplam yedi çocuk, annesiz kaldı.
Felaketten sonra Türkiye için çok bildik manzara vardı. Güvenlik çemberinin gerisinde onlarca insan, enkazda kendi korkularını, belki geleceğini izledi. Çünkü burada çoğu kişi çürük binalarda yaşıyordu.