Yedi kadın işçi, bir mahalle, yedi cenaze...

Yedi kadın işçi, bir mahalle, yedi cenaze...
Yedi kadın işçi, bir mahalle, yedi cenaze...

Bircan Karataş, Naciye Karadeniz, Özlem Ünal, Nebahat Salkım ve Nuriye Can (soldan) işe gitmek için bindikleri servis aracında boğuldu.

İşe giderken 'nakliye' aracında sele kapılan yedi kadın da İnönü Mahallesi'ndendi. Mahallede dün tüm sokaklar acıya çıkıyordu
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN / Arşivi

Özlem’in aynı işte çalıştığı annesi Nezihe Ünal (sağda), o gün işe gitmemişti. Ancak ölümden kurtulduğuna sevinemiyor.

İSTANBUL -  Sefaköy’deki İnönü Mahallesi’nin her bir sokağı acılı bir eve açılıyor. Mahalleli birer eşya gibi taşındıkları nakliye aracında selin değil, sorumsuzluk ve ihmalin öldürdüğü  yedi emekçi kadına ağlıyor. Yası öfke tetikliyor. Aileler, mahalleli hep bir ağızdan soruyor: “Yük arabasında insan taşınır mı?”
Sel sularına camsız, kapısı sadece dışarıdan açılan nakliye aracında yakalanan Halkalı’daki Pameks Tekstil işçisi yedi kadının mahallesinde dün yas ve öfke vardı. İnönü Mahallesi’nin sokakları kalabalık, mahalle sakinleri taziye için birbirine yakın evler arasında gidip geliyor. Daha önce Pameks Tekstil’de çalışmış olan kimi mahalleli, çalışma koşullarının ağırlığı ve yetersizliğinden dert yanıyor. 26 senedir İnönü Mahallesi’nde oturan ve daha günlüğü 25 TL’ye Pameks’te çalışan, ismini vermek istemeyen kadın, “Her gece 11.00’e kadar mesai. Mesaiye kalmazsan sabah gelme diyorlar. O bölgede başka fabrikalarda var onların çalışanlarına niye bir şey olmadı? Bahçe duvarı yıkıktı, su doldu” diye firmaya tepki gösteriyor. Bir başkası firmadan yetkililerin mahallede gezerek, alilere para teklif ettiğini iddia ediyor.
Cenazelerin çıktığı evlerin içinde ise feryat var. 22 yaşındaki Güldane Çiftçi, ev hanımı bir anne ve işçi emeklisi babanın dört çocuğundan biriydi. Üç gün önce işe başlamıştı, sigortasız çalışıyordu. Ağabeyi Bayram Çiftçi, firmanın bodrum katını her sene su bastığını söylüyor. Sokağın sağındaki arada 19 yaşındaki Özlem Ünal’ın evi var. Pameks’te modelistlik stajı yapan Özlem’in annesi Nezihe Ünal da aynı işyerinde çalışıyor. Kızının öldüğü gün işten önce hastaneye giden Nezihe Ünal sayıklıyor:
“Kuzum 3 Eylül’de 20 yaşını girdi. Doğum gününü bile kutlayamadı. Pameks kuzuma mezar oldu.”
Özlem’in dört kardeşinden biri 14 yaşındaki Öznur ise “O kadar seviyordum ki evlenmesini bile istemiyordum ama öldü” diye ağlıyordu. 

Son telefon: Çıkamıyoruz
47 yaşındaki beş kız annesi Naciye Karadeniz’in evinin önünde 17 yaşındaki kızı Şeyda  başı önünde oturuyor, kucağında Karadeniz’in bir yaşındaki torunu Dilara var. Dudaklarından “Bizim için çalışıyordu” sözleri dökülüyor. Şeyda annesinin babasına destek olmak için üç senedir çalıştığını anlatarak, “Hafta sonları bile vakit yoktu. Bazen cumartesi ve pazar günleri de çalışıyordu. Cumartesi işe gidip pazar günü geldiği bile oluyordu. Bizim için uğraştı” diye konuşuyor. Karadeniz’in aynı işyerinde çalışan damadı Erdal Tutan ise kayınvalidesinin sesini son kez duyduğunu anlatıyor:
“Aradı, işyerinin önündeyiz ama arabadan inemiyoruz dedi. Telefonu kapattık ve koşmaya başladık. İkinci kez aradım, daha çıkamamışlardı. Üçüncü aradığımda ulaşılamıyordu.”
Bircan Karataş’ın beyaz sıvalı evinin önünde ise topuklarına basılmış siyah ayakkabıları duruyor. Kapının önündeki kalabalık, bir yıl önce Ardahan’dan göçen ailesini geçindirmeye çalışan 22 yaşındaki Bircan Karataş’a ağlıyordu. Dört kardeşin en büyüğü olan Karataş, kardeşlerini okutuyordu. Açık lisede okuyordu. İş dönüşü kitaplarına gömülüp ders çalışıyordu.

Boynu bükük iki kız...
38 yaşındaki Nebahat Salkım ise sekiz yıldır Halkalı Pameks tekstil fabrikasının kalite kontrol bölümünde çalışıyordu. İki kız çocuğu annesi Salkım, 1990 yılında İstanbul ’a taşındıktan sonra bir kahvede garson olarak çalışan eşi Coşkun Salkım’ın ücretiyle geçinemeyince fabrikada işe girmek zorunda kalmıştı. İki yıl sonra emekli olacaktı.
Salkım’ın 59 yaşındaki annesi Makbule Özkan, 20 günlük izinde yanına gelen kızının geçen pazar günü İstanbul’a döndüğünü anlatarak “Üç gün oldu yollayalı yavrumu. Tarhanamı yaptı, turşumu yaptı, evimi temizledi. Meğer Kuran’ını okutacakmışız ondan temizlemiş. Ben onu toprağa koydum” diyerek ağladı. Salkım’ın kızı Nesrin Salkım da “Fabrikanın yük taşıma aracında öldü. Bunun sorumluluğu işyerine ait. Sorumluların cezalandırılması için ne gerekiyorsa yapacağız” dedi.
Aynı mahallede oturan, aynı işyerinde çalışan ve birlikte ölüme giden Bircan, Güldane, Özlem ve Naciye’nin cenaze namazı da birlikte kılındı. Dört kadının cenazesi, Halkalı daki  Kanarya Mezarlığı ’nda defnedildi. Nebahat Salkım, memleketi Zonguldak’ın Çatalağzı beldesinde toprağa verildi. Nuriye Can Sinop ’un Başaran köyünde, Altun Yüksek ise  Giresun’da son yolculuklarına uğurlanacak. 

Ölüm servisinden canlı çıktı...
Halkalı’daki cenaze töreninde minibüsün içinden kurtulmayı başaran fabrika işçisi Gülsüm Şenkoğlu da vardı. Şenkoğlu, yaşadığı olayı, tören sırasında gazetecilere anlattı. Şenkoğlu, minibüsün her zaman kullandıkları servis minibüsü olmadığını, yağmurun yoğun olması nedeniyle o minibüsün kendilerine tahsis edildiğini söyledi. Kendisinin de minibüste şoförün yanında oturduğunu, fabrikanın bahçesine girdiklerinde inmek için kapıyı açtığını  anlatan Şenkoğlu, “Minibüsten aşağı inecektik. Ayaklarımız ıslanınca çektik. O  anda birden su boşaldı, ben de inanamadım. Bir panik oldu. Şoförümüz çok çaba  harcadı, beni o kurtardı. Olaydan sonra bayılmışım” dedi. Şenkoğlu, minibüste 11 kişinin bulunduğunu ve dördünün kurtulmayı başardığını söyledi.
 Minibüsten yaralı olarak kurtulan Fikriye Öztürk de Rumeli Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi altında. 

Şirket sahibi tutuklu, firma savunmada: Islanmak istemediler
Yedi işçinin ölümünün ardından, ‘dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu birden fazla kişinin ölümüne sebep olmakla’ suçlanan tekstil firmasının ortaklarından Cevdet Karahasanoğlu, fabrika müdürü Ferit Göncü  dün tutuklandı. Fabrika sahibi ve müdür gerekli önlemleri almamak ve kadın işçileri  ‘nakliye aracı’yla taşımakla suçlanıyor. 
Pameks Giyim Sanayi ise kazayla ilgili açıklama yaptı:
“Hava bültenlerinde 9 Eylül günü yağış olacağının öğrenilmesi üzerine şirket idare amirlerimiz tarafından fabrikaya yürüyüş mesafesinde oturan çalışanlarımızın zaman zaman olduğu gibi servisle alınmaları için araç tahsis edilmiştir. Araç bazı haberlerde belirtildiği gibi kapalı kasa kamyonet olmayıp yandan sürgülü kapısı olan, ayrıca arkadan iki yana açılan kapısı bulanan ve bu kapılarda da iki adet camı bulunan bir araçtır. Bununla birlikte insan taşımaya elverişli olmayan bu aracın kullanımına ilişkin şirketimiz içinde inceleme başlatılmıştır. Araç içerisinde 11 kişi bulunmaktadır. Fabrikaya gelindiğinde yerde 20 santimetre seviyesinde su bulunduğundan araç içeri girmiştir.
Çalışanların ıslanmaması için araç fabrika önündeki idari giriş kapısına yanaştırılmıştır. İçerdeki personel tarafından aracın yan sürgülü kapısı açılmıştır. Çalışanlar yerdeki suyu görünce ıslanmamak için inmemişler ve araç kapılarını kapatmışlardır. Bu sırada fabrika alanı yanındaki Ayamama Deresi taşarak duvarları patlatmıştır. Bir dakika gibi kısa bir sürede taşan sel suları aracın üstünü kaplayacak şekilde park alanını doldurmuştur. Şirket çalışanları ve araç şoförü canı pahasına sular altında kalan araçtakileri kurtarmaya çalışmış fakat ancak yedi çalışanımız bu sırada can vermiştir.”