Yengeçleri figüran balıkları star yapmıştı

Ona 'Türkiye'nin 'Kaptan Cousteau'su diyorlardı. Ama balıklara, yengeçlere elbiseler giydiren, sualtına dev dinozor maketleri, 10 metrelik uzay gemisi indirip sualtında geçen fantastik filmler çeken Haluk Cecan, Türkiye için Cousteau'dan biraz daha fazlasıydı.

İSTANBUL - Ona 'Türkiye'nin 'Kaptan Cousteau'su diyorlardı. Ama balıklara, yengeçlere elbiseler giydiren, sualtına dev dinozor maketleri, 10 metrelik uzay gemisi indirip sualtında geçen fantastik filmler çeken Haluk Cecan, Türkiye için Cousteau'dan biraz daha fazlasıydı.
Türkiye'nin ilk sualtı belgeselcisi Haluk Cecan, dün İstanbul'da, Kanlıca Mezarlığı'nda toprağa verildi. 61 yaşındaki Cecan, iki yıldır akciğer zarı kanseri tedavisi görüyordu. Tam 40 yıldır sualtında çektiği 300 belgesel ve fantastik filmle Türkiye'de ve dünyada 38 ödül alan Cecan, en çok doktorlar artık dalmasına izin vermediği için üzülüyordu.
Cecan son olarak 2005 yılında Fransa'da düzenlenen 32. Sualtı Filmleri Festivali'nde 'Çılgın Müzisyenler' adlı filmiyle 'En iyi Fantastik Film' ödülünü aldı. Çekimleri tamamen havuzda gerçekleşen filmde, dalgıç oyuncular nefeslerini tutarak oynadı.
1946 yılında İstanbul'da doğan Cecan, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitirmişti. Ama Ayvalık'ta bir dalgıcın ona hediye ettiği sualtı haritası ve anfora, rotasını rakamların gürültülü dünyasından mavi sessizliğe çevirmesine vesile oldu.
1999 yılında TRT için sualtı belgeselleri yapmaya başlayarak milyonlarca eve konuk olmaya başladı. TV izleyicileri onu belgesellerle tanısa da Cecan'ın, 'Tenten ve Denizler Hâkimi' (1992), 'Dinozor' (1996), 'Mahşerin Atlıları' (2000) gibi fantastik filmleri de vardı. Elbette olayların tamamı sualtında geçiyordu!
İstanbul Balıkadamlar Kulübü, İTÜ Su Altı Sporları gibi kurumlarda yöneticilik yapan Cecan, hastalanmadan önce 'Sonsuz Mavilik' adlı belgesel için Suriye sınırına kadar bütün Akdeniz'i gezerek 30-35 metre derindeki bütün antik ve saç batıkları görüntüledi. Milliyet Pazar'daki yayımlanan son röportajlarından birinde "Hastalanmasam Amerika'dan iki kişilik denizaltı satın alıp daha derine inmek istiyordum. Çünkü Türkiye'de denizin altında bir sürü batık, hâlâ bulunamayan uçaklar, gemiler var" demişti.