Yeni anayasayı yapmazsak siyasetçi altında kalır

Yeni anayasayı yapmazsak siyasetçi altında kalır
Yeni anayasayı yapmazsak siyasetçi altında kalır
TBMM Başkanı Cemil Çiçek tüm partileri uyardı: "Yeni anayasayı yapmazsak, çıkacak siyasi krizleri herkesin iyi hesap etmesi lazım."
Haber: TARIK IŞIK-RİFAT BAŞARAN / Arşivi

TBMM Başbakanı Cemil Çiçek, Meclis’te temsil edilen 4 siyasi partiye de anayasa konusunda uyarılarda bulundu: “Yeni Anayasa yapılamadığı taktirde bu ülkenin karşılaşacağı anayasadan kaynaklanan siyasi problemleri, krizleri şimdiden herkesin iyi hesap etmesi lazım. Bu krizler bizi boğar.”
Radikal’in sorularını cevaplandıran Çiçek, Türkiye ’nin önemli değişimlerin yaşandığı bir süreçten geçtiğinin altını çizdi. Değişimlerin beraberinde bir kısım dalgalanmaları da getirdiğini ifade eden Çiçek, tartışmaların ‘sert’ geçmesi ve sonuca bağlanan sorun sayısının az olmasını ‘Türkiye’nin eksikliği’ olarak gösterdi. Sorunların zamanında çözülmemesinin toplumda travmalara sebep olduğunu anlatan Çiçek, değişimi “belli bir değerler manzumesi” çerçevesinde sürdürmek için Avrupa Birliği (AB) konusunu önemli bir fırsat olarak gördüklerini vurguladı. AB projesinin bir devlet politikası olduğunu vurgulayan Çiçek, özellikle 2002’den itibaren hareket kazanan proje ile Türkiye’nin ötelediği sorunları takvime bağladığını söyledi.
Türkiye’nin 1963’den 2002’ye gelinceye kadar bir çok reformu yapmadığı için AB’nin, ‘Türkiye yine reformları yapmaz, gelirler-giderler işi ağırdan alırlar’ yanılgısına düştüğünü söyleyen Çiçek, AB’nin reformların yapılmayacağını düşündüğü için müzakere tarihi verdiğin savundu. “Ama Türkiye, AB’yi şaşırttı. Reformların hepsini yaptı ve müzakere başladı” diye konuşan Cemil Çiçek, ‘Türkiye hızlı gittiği için’ başta Fransa ve Almanya’nın tam üyeliğe karşı çıktığını belirtti. Çiçek, “Önde gelen AB üyesi bazı ülkeler Türkiye’nin tam üyeliğinden rahatsızdırlar. Bunu bazen beyanat olarak veriyorlar, bazen Rum kesimini kullanarak bir kısım başlıkları müzakere ettirmeyerek bu süreci uzatmaya gayret ediyorlar. Türkiye bugün itibariyle müzakere yapan bir ülke değil, oyalanan engel çıkartılan, üyeliğinden rahatsız olunan bir ülke olarak müzakereleri sürdürüyor” diye konuştu. AB olsa da olmasa da Türkiye’nin zamanı iyi değerlendirmesi gerektiğini kaydeden Çiçek, “Bunların başında da yeni bir anayasa geliyor” dedi. Çiçek anayasa tartışmaları ile ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:
KRİZLER BİZİ BOĞAR: Esas sorumluluk Meclis’te temsil edilen 4 siyasi partinin omzundadır. Bu fırsatı kaçırırsak hem Türkiye’ye, hem siyaset kurumuna yazık olur. Bir daha böyle bir fırsat ele geçer mi onu bilemem. Yeni anayasayı yapamazsak hiçbir mazeret bizi kurtaramaz. Yeni bir anayasa yapmaya daha fazla yoğunlaşmalı, daha fazla çalışmalıyız. Bu komisyonda çalışan arkadaşlarımız olduğu odanın ışıkları gece 12’ye 1’e, 2’ye, 3’e kadar yanmalı. Akşam 5’de 6’da o odalar kapanmamalı. (Yeni Anayasa) yapılamadığı taktirde bu ülkenin karşılaşacağı anayasadan kaynaklanan siyasi problemleri, krizleri şimdiden herkesin iyi hesap etmesi lazım. Bu krizler bizi boğar. Karşılaşacağımız durumlar bizi bunaltır. Siyasetçi de sorunların altında ezilir.
DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ: Programın gerisindeysek bir memnuniyetsizliğimiz var demektir. Şundan oldu bundan oldu… Tamam makul mazeretleri söyleyebiliriz. Ama aradaki farkı kapatacak bir çalışmayı, cumartesi pazar da olur ortaya koymak lazım. Diyelim geçen hafta 5 gün çalışacağız dedik, 3 gün çalışmışız. Kaybettiğimiz 2 günü 3 günü telafi etmemiz lazım. Ya da daha erken toplanarak daha geç dağılarak. Danışmanlarımızı, uzmanlarımızı daha çok çalıştırarak yapacak çok işimiz var. Bir taraftan madde müzakereleri yapılacak, öbür taraftan da mutabık kalınamayan maddelerle ilgili mutabakat nasıl sağlanacak bunun yol ve yöntemleri veya ortak metinler üzerinde danışmanların da çalışması gerekiyor.
SİYASETÇİ SINAVDAN GEÇİYOR Türkiye’de siyasi partiler bu manada bir sorumluluk sınavından da geçiyor. Onu hesaba katarak, bu günlerin hesabını iyi bilmeli, değerlendirmeliyiz. Belki herkesin kafasına uygun bir anayasa yapma imkanı olmayabilir. Bir kısım işleri belki zamana bırakabiliriz. Bir televizyon dizisi var; Zengin kız fakir oğlan… Orda bir hanımefendi var. Kızların annesi. Sıkıntı olduğu zaman ‘akışına bırak’ diyor. Bazı sorunları belki akışına bırakabiliriz. Ama olabildiğince mutabık kaldığımız maddelerin sayısını artırmaya, mutabık kalamadıklarımızla ilgili de alternatif çözümler üretmeye daha çok yoğunlaşmamız lazım. Partilerin en azından bu işlere kafa yorduğunu kabul ediyorum. Bu işler uzatıldığı zaman toplumda ümitsizlik, karamsarlık baş gösteriyor. Biz milletin vekilleriyiz. Millet nezdinde azledilecek konuma düşmememiz lazım. Bunun da yolu anayasada mesafe almamıza bağlı.

Şu ana kadar kimse desteğini çekmedi


(Uzlaşma Komisyonu ile ilgili) tarih tartışmaları olabilir. Ona karşılık da başka partilerimizin cevapları var. O cevaplar kendi aralarında kamuoyu tarafından değerlendirilir. Şu ana gelinceye kadar hiçbir siyasi parti ‘ben bu desteği çektim’ demedi. Tam tersi benim en son yaptığım ziyarette de bu sürece devam yönündeki iradelerini açıkça ortaya koydular. Bizi bağlayan budur, biz buna bakarız. Dolayısı ile bu destek devam ettiği, bu irade ortada olduğu sürece bizim işimiz bir an evvel daha çok çalışarak bir yere getirmektir. Demediğine göre destek çekilinceye kadar bu süreci devam ettirmek durumundayız. Dikkatimizi siyasi parti genel başkanları ne dedi, onlara cevap yetiştirmeye onların laflarını irdelemeye ayıracağımıza, ona partilerin yetkili kişileri var. Onlar cevapveredursunlar birbirlerine biz önümüzdeki işe bakalım. 2012 yılı sonuna bu anayasayı bitirmeyi hedefliyoruz derken bir noktadan hareket ettik. Türkiye, geleceği açısından son derece tesir kat sayısı yüksek arka arkaya zincirleme 3 tane seçim yapılacak. Partilerin geleceği, yönetim kadroları, Türkiye’nin istikameti dahil hepsi bu seçimlerle şekillenecek. Böyle bir ortamda yeni Anayasa için en uygun zamandır. Önümüzde tatil yok, parti kongreleri yok. Kış ayları olması hasebiyle komisyon üyesi olarak özel bir mazeretimiz yok. Tam da anayasa yapmak açısından bu zaman dilimi fevkalade verimlidir. Bunun için de bu zamanı iyi kullanmaları gerekmektedir. Bu da komisyonun sorumluluğundadır.”

Herkes durumdan rahatsız


Dört siyasi partinin anayasa metni olarak ortaya koyduğu bir metin olmadığına dikkat çeken Cemil Çiçek, “Yani partilerimizden birisi yargı ile ilgili düzenle ilgili ne düşünüyor diye derli toplu bir metin kamuoyuna açıklamadı” dedi. Bütün partilerin köklü bir yargı reformuna ihtiyaç olduğunu söylediğini belirten Çiçek şöyle devam etti: “Bu düzenlemeyi anayasa ile yapmazsanız bugünkü sistemle devam edeceksiniz. Bugünkü sistemden kim memnun?. Anketlere bakarsanız yargı güvenilir kurum olarak ilk üçte mi? Gazete manşetleri yargı haberleriyle, yargı sorunlarıyla dolu. 4 siyasi parti de bunu kabul ediyor ki, ‘ben şöyle düşünüyorum’ diyor. Hepsinin ortak noktası bugünkü hal hal değildir. Bugünkü halle Türkiye yoluna devam edemez. En temel erkle ilgili bu kadar köklü bir düzenleme ihtiyacı ortadaysa siyaset kurumu bunu göz ardı edemez.”

Meclis kanun fabrikasına döndü

Yargı konularının bazen siyasi sorun, bazen güvenlik sorunu, bazen de sosyal problem olarak Türkiye’nin önüne geldiğini belirten Çiçek, sözlerine şöyle devam etti: “Burası (TBMM) kanun fabrikasına döndü. Bazı ülkelerin 4 senede çıkardığı yasayı biz iki ayda çıkartıyoruz. Böyle bir ülkede hukuk istikrarı da olmaz, hak adalette de ciddi sıkıntı olur. Geçtiğimiz günlerde 15 bin kadar insan tahliye edildi. Çünkü genel ve eşit düzenleme yaptınız. Hemen feryat başladı; ‘Kadına şiddet kullanmış olanları, kötü muamelede bulunmuş olanları nasıl tahliye edersiniz?’ Bak işte böyle sıkıntılar da olacak. Artık dünya küreselleşti. Sizin yaptığınız sizde kalmıyor. Siz de başka ülkelerde hak ihlalleri olduğu zaman ‘neden bunlar oluyor’ diyorsunuz. Suriye meselesinde olduğu gibi. Siz kendiniz başkalarına bir şey derken, kendi içinizde hak ihlalleri varsa, ‘canım sen ne karışıyorsun buna’ diyemezsiniz. Karma Parlamento Komisyonu müzakerelerinde gündeme gelen konulara da bakın.”