Yeni bir mağdur!

Ünlü ve saygın işadamı Üzeyir Garih cinayetinden sonra gelişen skandallar dizisi, bir çocuğu mağdur haline getirdi. Alelacele zanlı ilan edilen 13 yaşındaki F.N. ile ailesinin yaşamı altüst.
F.N. hukuka aykırı biçimde gözaltına alındı, fotoğrafları yayımlandı, adı 'deli'ye ve 'tinerci'ye çıktı, poliste işkence gördü. F.N.'nin babası olay nedeniyle işini kaybetme tehlikesi yaşadı.
Haber: HATİCE YAŞAR / Arşivi

İSTANBUL - Üzeyir Garih cinayetinde 'katil zanlısı' olarak yakalandıktan sonra serbest bırakılan 13 yaşındaki F.N., cinayeti kabul etmesi için polisin baskısına maruz kaldığını söyledi.
İkinci kez getirildiği Eyüp Adliyesi'nden dün çıkarken başından geçenleri anlatan F.N., Garih'i o gün ilk kez gördüğünü belirtti. F.N., "Otoparkın oradayken Tuğba adındaki bir kız, bana ve Yeşim adındaki arkadaşıma Üzeyir Garih'i göstererek, 'Her cumartesi buraya geliyor ve para dağıtıyor' dedi. Bunun üzerine Yeşim'le yanına gittik, bize 200'er bin lira para verdi. Ondan sonrasını bilmiyorum. Ben mezarlığa girmedim. Çünkü mezarlıkta başka çocuklar vardı, onun için oraya giremezdim" diye konuştu.
TV izlerken
F.N., Garih'in yanından ayrıldıktan sonra, Eyüp'te kokoreççilik yapan Ahmet Yıldırım adlı kişinin bileyletmek üzere kendisine bir bıçak ve para verdiğini söyledi. Bu
işi hallettikten sonra evine döndüğünü, TV izlerken birinin öldürüldüğü haberini duyduğunu anlatan F.N., daha sonra lastikçilik yapan Tuncay adlı kişinin yanına gittiğini belirterek şöyle devam etti:
"Bir süre sonra babamla birlikte polisler oraya geldi. Polisler babama, benim cep telefonu çaldığımı söylemişler. Alıp götürdüler beni. Sordukları soruların yanıtlarını bilmediğimi söyleyince beni çıplak halde klimalı soğuk bir odaya attılar. Yarım saat beklettiler. Üzerimde şortum kalıncaya kadar soydular, hayalarımı sıktılar ve cinayeti anlatmamı istediler. Orada hem çok üşüdüm, hem de korktum. 'Bu işi sen yaptın, doğruyu söyle, kafanı kopartırız' dediler. Onlara 'Valla ben yapmadım' dedim."
'Yapmam imkânsız'
Önceki gece savcılığa çıkartıldıktan sonra polisin kendisini yeniden gözaltına aldığını ve şubeye götürdüğünü belirten F.N., orada mezar sulayan ve dilenen 'Hasan', 'Emrah' ve 'Ördek' diye çağırdıkları üç çocuğun bulunduğunu ifade etti. F.N., "Emrah benden büyük, diğerleri küçüktü. Onlarla yüzleştirdiler. Bunu benim yapmam imkânsız. Bunu ancak büyük biri yapabilir" dedi.
'Polislikten vazgeçtim'
Yaşadıklarını şaşkınlık ve korku içinde anlatan F.N.'nin hayalinde, gözaltına alınmadan önce polislik mesleği varmış. Ancak polislerin gerçek yüzünü,gözaltındayken
gördükten sonra artık polis olmaktan vazgeçmiş.
Ailenin yakın bir komşusunun söylediğine göre F.N. gözaltında tutulduğu sırada yakınında bir yerde birinin bağırarak, "Ben ve F. beraber yaptık" dediğini duymuş.
4. sınıftan terk
Cinayetle suçlanması üzerine oturduğu Eyüp
Sultan semtinde birdenbire 'ünlü' oluveren F.N. ve ailesinin evi, dün gün boyu medya ve meraklıların ablukasındaydı.
Baba H.N. de "Benim oğlum adam öldüremez, cinayet işleyemez" diyordu ki gazetecilerin
ısrarları üzerine F., kapıya çıktı. Konuşmak istemediğini belirten ve yorgun olduğu gözlenen F. sadece, "Suçlu değilim. Gerçek suçluyu bulacaklar" demekle yetindi.
Anne A.N. "Oğlum öyle bir şey yapacak insan değil" diye konuştu.
F.N. 1 ve 2. sınıfları Ankara Yıldırım Beyazıt İlköğretim Okulu'nda okumuş.
İstanbul'a gelince 3. sınıfa Topçular
İlköğretim Okulu'nda devam etmiş. F.N. 4. sınıfa devam etmeden okuldan ayrılmış.
Aile mağdur
Baba H.N. olup bitenlerden dolayı çok mağdur olduklarını ve başta basın olmak üzere kendilerini mağdur edenler hakkında dava açacaklarını söyledi. H.N., dokuz yıldır çalıştığı Topçular'daki tekstil atölyesinden bu sabah arandığını ve işten kovulduğunu söyleyerek, "Patronum bana 'Gazetelere çıktın, oğlun katilmiş de fol' diyerek beni işten attı" dedi. Neyse ki işyeri sahibi daha sonra H.N.'yi işe geri çağırmış.
Baba H.N. Garih'in çocuğuna para verdiğini, oğlunun onu öldürmesinin imkânsız olduğunu da söyledi. Bir ara görüntü almaya çalışan kameramanlara tepki gösteren baba, sandalye fırlattı.
Ağabeyi kızgın
Geride kalan F.N.'nin ağabeyi B. ise kardeşine yöneltilen suçlamalara, takılan
'deli' lakabına ateş püskürdü. "Bir çocuk böyle bir cinayeti işleyebilir mi? Siz inanabiliyor musunuz?" diyen B., günlerdir acı çektiklerini söyledi. Vitrin boyacılığı yaparak ailenin geçimine yardımcı olan B. yargısız infaz yapıldığını söyledi. F.N.'nin mahalleden arkadaşı M. de, "F., asla böyle bir şey yapacak çocuk değil" dedi.
Dört kardeşin en küçüğü olan F.N.'nin evli, Ö. adında bir ablası var. Anlatımlara göre, olayın duyulmasıyla kocası baba evine ziyareti yasaklamış.
Yoksulluğun resmi
F.N.'nin evi yoksulluğun resmi. İki odalı evde banyo yok. Soba, yaz olmasına karşın hâlâ yerli yerinde. Kapının hemen girişindeki holde kış için odunlar üst üste dizilmiş. Eşyalar bohçalara doldurulmuş, taşınmaya yönelik hazırlık var. Komşular ve olup bitenleri duyarak ziyarete gelen ailenin hemşerilerinin anlattığına göre ev kirası 50 milyonmuş, ev sahibi 70 milyon isteyince taşınmaya karar vermişler.
'İyi çocuktur'
Evde bozuk bir TV, duvarlarda Kemal Sunal'ın ve Kenan İmirzalıoğlu'nun posterleri var. Yaz olmasına karşın rutubet kendini hissettiriyor. Evi dolduran ve aileyi 10 yılı aşkın süredir tanıyan birkaç komşu, aile ve F.N. hakkında bilgi veriyor:
"Üç gündür evlerine biz ekmek getiriyoruz. Anneleri veremdi, tedavi gördü. F., iyi çocuktur, efendi ve de terbiyelidir. Tiner ya da alkol kullanmıyor. Kabadayı değil, aksine uysaldır. Bizi sokakta gördüğünde, tanımasa da hatır sorar. Çocuk, kaç gündür yemek yiyemiyor, konuşamıyor. Zaten haftanın yedi günü ayakkabı boyacılığı yaparak ailenin geçimini sağlıyor."
Aileden suç duyurusu
F.N.'nin ailesi çocuklarının gözaltında gördüğü kötü muamele nedeniyle savcılığa suç duyurusunda bulundu. Oğlunun böyle bir olaya karışmasının imkânsız olduğunu, oğluna kötü muamelede bulunulduğunu iddia eden anne A.N., "Dört yıl önce bir oğlumu trafik kazasında kaybettim. Bir acı o zaman yaşadım ikinci acıyı da şimdi yaşıyorum.
Onu doktor kontrolünden geçirip herkese tinerci ve deli olmadığını ispatlayacağım" diye konuştu.
İçişleri Bakanı, Emniyet Müdürlüğü ve basının haksız yere oğlunu suçladığını kaydeden H.N. de, "Biz bütün bunların hesabını herkesten tek tek soracağız. Rezil oldum, oğlumun alnına kara bir leke sürüldü. Sorumlu olan herkesi dava edeceğim" dedi.