Yeni RTÜK Başkanı'nından ilginç laiklik yorumu

Yeni RTÜK Başkanı'nından ilginç laiklik yorumu
Yeni RTÜK Başkanı'nından ilginç laiklik yorumu
'Türkiye'de laiklik dine müdahale hareketi'

 

RTÜK'ÜN YENİ BAŞKANI DURSUN HABERİ İÇİN TIKLAYIN
 


ANKARA- Yeni RTÜK Başkanı Davut Dursun, kendi adına açtığı internet sitesinde, laiklik, islam dünyasında demokrasi gibi konularda çok sayıda yazısı bulunuyor. Dursun'un, http://www.davutdursun.com/ adlı sitesinde yer alan 11 Ocak 1996 tarihli 'Yeni bir toplum kurmanın aracı olarak laiklik' başlıklı yazısında, "Toplum, Batıya göre geri idi, onlarca sorunu vardı; bunun müsebbibi de din görülüyordu! Bu durumda yapılacak olan şey toplumsal geriliğin ve problemlerin faturasını dine kesmek ve dini toplumsal alanlardan tard ve tasfiye etmek olmalıydı! Türkiye’de laiklik işte bu noktada devreye girmiş ve toplumsal gerilikten sorumlu tutulan dinin toplumsal ve siyasal alanlardan tard ve tasfiye edilmesi ameliyesi laiklik şeklinde sunulmuştur. Bu sebeple Türkiye’de laiklik esas itibariyle bir dine müdahale hareketi olmuştur" ifadelerine yer veriliyor.
Makalede dikkat çeken laiklik ile ilgili değerlendirmeler şöyle:

PROBLEMLERİN FATURASI DİNE KESİLDİ: Dinden ve kutsaldan kopuş, Cumhuriyet dönemine kadar, bir bakıma, evrim çizgisini izlerken cumhuriyetle birlikte gerçekleştirilen radikal değişiklikler ve otoriter uygulamalarla iyice hızlandırılmıştır. Cumhuriyet yönetimine egemen olan kadro iktidar yoluyla toplumu dönüştürme/modernleştirme projesini uygulamaya koymuş, bu çerçevede toplumu yeniden inşa etmeye koyulmuştur. Söz konusu kadronun zihin yapılarına ve siyasal ideolojilerine egemen olan düşünce, o dönemin pozitivist/materyalist görüşün etkisi altında şekillenmişti. Bu zihin yapısı dini ve geleneksel tüm değerleri mevcut toplumsal sorunların müsebbibi olarak görüyordu. Toplum, Batıya göre geri idi, onlarca sorunu vardı; bunun müsebbibi de din görülüyordu! Bu durumda yapılacak olan şey toplumsal geriliğin ve problemlerin faturasını dine kesmek ve dini toplumsal alanlardan tard ve tasfiye etmek olmalıydı!

LAİKLİK DİNE MÜDAHALE HAREKETİ OLDU: Türkiye’de laiklik işte bu noktada devreye girmiş ve toplumsal gerilikten sorumlu tutulan dinin toplumsal ve siyasal alanlardan tard ve tasfiye edilmesi ameliyesi laiklik şeklinde sunulmuştur. Bu sebeple Türkiye’de laiklik esas itibariyle bir dine müdahale hareketi olmuştur. Dinin dünyaya, dünyevi hayata ve özellikle de devlet idaresine müdahalesini önlemeye yönelik bir harekettir. Bu durumda din, toplumsal, siyasal ve yönetsel alanlardan çekilerek kişisel bir vicdan konusu haline getirilmektedir. Bunun gerçekleştirilmesi için siyasal gücün kullanılması Türkiye’deki laikliğin en belirgin özelliği olarak belirmektedir.

YENİ BİR ULUSAL DİN TASARLANDI: Cumhuriyet kadrosu temelde yeni bir toplum ve yeni bir “ulusal din” kurmayı istihdaf edinmişti. Tasarlanan yeni “ulusal din”in esasları topluma ve siyasete rehber olmayacak; tam tersine toplumun ve siyasetin gerekleri doğrultusunda sürekli değişebilecekti. Bir bakıma toplumsal ve siyasal ihtiyaçlara göre şekillenen bir din olacaktı. Bu belki bir din olacaktı, ama bunun İslam diniyle ne kadar ilgisi olacağı merak konusudur. İşte bu amaca yönelik olarak yapılmış olanlar ve izlenen temel politikalar “laiklik” şeklinde sunulmuştur. Oysaki bütün bunların köklü bir din reformasyonu olduğu açıkça gözükmektedir. Tek Parti yönetimi döneminde izlenen din politikalarının, esasında bir din reformu olduğu ve bir “ulusal din” yaratmayı amaçladığı rahatlıkla söylenebilir.(...)Okulların ders programlarından din derslerinin çıkarılması, dini kisvelerin giyilmesinin yasaklanması, Osmanlı/Arap alfabesinin terki, hutbe ve ezanın Türkçe okunması, dini mahkemelerin kapatılması, dini değerlere dayalı Mecelle’nin yerine İsviçre Medeni Kanunu’nun uygulamaya sokulması, anayasadan İslamın devletin resmi dini olduğu hükmünün çıkarılması, dini yayın ve öğretimin yasaklanması ve benzeri gelişmeler Türk laiklik sistemine şekil vermişlerdir. Bütün bunların devlet otoritesi ve iktidar gücüyle yapılmış olması, zorunlu olarak totaliterliği gündeme getirmektedir.

LAİKLİKLE OTORİTERİZM ATBAŞI: Türkiye’de ve tüm İslam dünyasında laiklik, devlet gücüyle yeni bir toplum inşa etme amacına yönelik toplumsal/siyasal projeler bağlamında düşünülmesi gereken ve zorunlu olarak dine müdahaleyi gündeme getiren, esasında bir “ulusal din” yaratmaya yönelik politikadır. Böyle bir amaca varabilmek, toplumun kendi dinamizmi, hür tercihleri ve gelişimiyle mümkün değildir. Bu sebeple zorunlu olarak totaliter/otoriter uygulamalar gündeme gelmekte ve adeta laiklikle otoriterizm atbaşı yürümektedir. Türkiye’de ve İslam dünyasındaki uygulamalar laikliğin, ancak totaliter/otoriter yöntemlerle uygulanabileceğini göstermiştir." (Radikal)