Yeni yaşama merhaba

Dolapdere'de rutubet içindeki bir odada hayatta kalmaya çalışan iki çocuk, şimdi Aziz Nesin Vakfı'nın koruyucu kanatları altında yeni bir yaşama başladı.
Haber: SUNA AKTAŞ / Arşivi

İSTANBUL - Dolapdere'de rutubet içindeki bir odada hayatta kalmaya çalışan iki çocuk, şimdi Aziz Nesin Vakfı'nın koruyucu kanatları altında yeni bir yaşama başladı.
Nurgül, Neslişah ve Gizem, cezaevinde bulunan bir babanın üç çocuğu. Nurgül yedi, kardeşi Neslişah dört yaşında. En küçük kardeş gizem ise üç yaşına henüz girmiş. Yakın zamana kadar Dolapdere'de bir apartmanın bodrum katında mutfağı, tuvaleti ve suyu olmayan tek odada anneleriyle yaşıyordu üç küçük kız. Anne Nezihe Kahraman çocuklarına bakamamanın çaresizliği içindeydi. Karınlarını komşuların yardımıyla doyuruyorlardı. Bütün yedikleri de tencere diplerinde kalan pilav ve makarna, biraz da bayat ekmekti. 'Çocuk Hakları Beyannamesi'ndeki hiçbir hakkı yakalayamamış binlerce çocuktan ikisi olan Nurgül ve Neslişah, şimdi Aziz Nesin Vakfı'nın kanatları altında güvencede.
Anne Gizem'i vermedi
Nurgül ve Neslişah için yeni hayat, onları kötü ortamlarında gören Yeşim Yasin ve Pınar Selek'in, Aziz Nesin Vakfı'nı aramasıyla başladı. Ali Nesin'in, "Derhal çocukları getirin" sözleri üzerine vakfın annesi Nuran Güngör devreye girdi. Nuran Güngör gördüklerini, "Ev diyemezsiniz, çok keskin kötü bir koku vardı içeride. Çocuklar ve anne sağlıksız bir ortamda yaşıyordu. Baba anlattıklarına göre sokak çetesinin reisi konumundaymış. Aileye bakacak kimse yok. Çocuklar çok kötü bir durumdaydı. Almaya karar verdik. Anne üç yaşındaki Gizem'i vermedi. Nurgul ve Neslişah'ı ise iki gün önce vakfa getirdik" diye anlattı.
Çocukların uyum sağlamada zorluk çekmediğini belirten Güngör, "Neslişah geldiğinden bu yana annesini bir kez sordu. 'Artık biz hep burada mı kalacağız?' dedi. 'Evet' dedim. 'Annem bizi görmeye gelecek mi?' diye sordu yine 'Evet' dedim. Bir daha bu konuda konuşmadı. Burada ablaları, ağabeyleri ve bizler ilgileniyoruz onlarla. Mutlular" dedi. Neslişah kendisine gösterilen bu ilgiden ve meyve ağaçlarının arasında koşturmaktan, oyunlar oynamaktan ve rahat uyumaktan memnun. Ablası Nurgül ise yeni hayatlarını şöyle anlatıyor: "Sabah uyanıyoruz, yemek yiyoruz, dişlerimizi fırçalıyoruz, oyun odasında oynuyoruz. Öğlen uykusunu uyuyoruz, yüzüyoruz, eğleniyoruz..."