Yeşile hastayım

Yeşile hastayım
Yeşile hastayım
AP Türkiye Raportörü, Gezi olaylarında polisin orantısız güç kullanımını eleştirdi. Başbakan Erdoğan, "Biber gazı AB mevzuatında var" dedi.

Uluslararası Kamu Denetçiliği Sempozyumu’nda Gezi Parkı polemiği yaşandı. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten, Gezi Parkı olayları sırasında polisin biber gazı kullanmasının yasalara uygun olup olmadığını kamu denetçisinin (ombudsman) denetlemesi gerektiğini söyledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise biber gazının Avrupa Birliği (AB) mevzuatında da olduğunu hatırlatarak, sadece kullanım şeklinde sorunlar olabileceğini belirtti. Kendisinin çevre düşmanı gibi gösterilmesine de kızarak, “Avrupa’nın her yerinde yeri gelince ağaçlar sökülüp bir başka yere naklediliyor. Bunları hep görürüz biz. Avrupa’ya Fransız değiliz. Yeşile hayranım, hastayım” dedi.
Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından dün düzenlenen Uluslararası Kamu Denetçiliği Sempozyumu’nun açılışına TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Avrupa ülkelerinin ombudsmanları katıldı. AP Üyesi Ruijten Türkiye’nin, yeni fasılların açılması ve müzakere sürecinde yapıcı ilişklerin sürmesi için çaba harcamasının çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’nin reform sürecini devam ettirmesi, temel hak ve özgürlükleri güçlendirici takviyeler yapması çok önemli. Gösteri ve protesto yapma hakkı da önemli. Yasal düzenlemeler içinde de bunun yer alması lazım. İnsanlar yaşam tarzlarının güvence altında olduğunu hissetmek isterler. Tabii ki çoğunluğun, her zaman için azınlığın durumunu göz önünde bulundurmak gibi bir görevi vardır” dedi.
İçişleri Bakanı Muammer Güler’in Gezi olaylarının ardından “orantısız güç kullanıldığının” tespit edildiğini açıklamasının ardından, bu konuda ileriye doğru adım atılacağını düşündüklerini de ifade eden Ruijtet şunları söyledi: “Dolayısıyla vatandaşların güvenini tesis edebilmek açısından bu çok önemli. Polis ve güvenlik kuvvetleri de eğer yasa dışına çıkarlarsa mutlaka bunun sonuçlarıyla karşılaşacağını bilmek durumundalar. Dolayısıyla obmudsmanlık meüessesesi de insan haklarına dayalı olarak bu konuda polis tarafından kullanılan gücün yanında biber gazı ve benzer uygulamaların yasalara uygun olup olmadığını denetlemeli.” Ruijten bunun Türkiye’deki obdumsmanlık müesseseninin tarafsızlığını ve bağımsızlığını kanıtlayabilmesi için önemli olduğunu belirtti. 

11 yıl önce hapis yattım

Başbakan Erdoğan ise konuşmasında, demokrasinin sadece kurumların tesis edilmesi ve hakların teslim edilmesinden ibaret olmadığını söyledi. Demokrasinin, bir zihniyet devriminin, benimsemenin, özümsemenin, kabullenmenin sonucunda en ideal anlamda işlevsel hale geleceğini vurgulayan Erdoğan, “Zihniyet devrimi geriden geldiği için reformlarımızın tam manasıyla topluma, bireye, vatandaşa yansıması zaman almaktadır” diye konuştu. Erdoğan, bundan 11 yıl önce bir siyasetçinin, bir siyasi partinin her konuda konuşma, her konuda görüş bildirebilme özgürlüğü olmadığını belirterek, kendisinin, Talim Terbiye Yüksek Kurulu’nun övgüyle bahsettiği kitaplarda yer alan Ziya Gökalp’e ait bir şiiri okuduğu için mahkûm olduğunu, hapiste yattığını anlattı. Erdoğan şöyle devam etti: “Kimse şu anda bunu görmüyor. Sadece bununla kalınmadı, biz bunların önlerini açtık. Şu anda yazarken, çizerken bırakın eleştiriyi, eleştiri sınırlarını aşarak bize hakaret etme özgürlüğüne sahip olanlar, şu anda bizi ‘Bizim düşünce özgürlüğümüz yok’ diye eleştiriyor. Bunu anlamak mümkün değil.” AB’nin veya bazı çevrelerin hükümete karşı karalama kampanyası olduğunu, bunun AB’deki ‘dostlar’ tarafından yürütüldüğünü söyleyen Erdoğan, Avrupa’nın Türkiye hakkında son derece yanlış bilgilendirilmesi için özel bir gayret gösterildiğini ifade etti. Erdoğan, “Türkiye’de toplumsal olaylara müdahale temel hak ve özgürlüklerin kullanılması konularında aynı şekilde dünya ve Avrupa kamuoyu sistemli şekilde yanlış yönlendirilmektedir” dedi. Hükümet olarak “yüzde yüz her şeyi çözdük” iddiasını olmadığını da sözlerine ekleyen Erdoğan, “Bizim polisimiz dayak yemiştir birçoğu yerinde son anına kadar tahümmül etmiştir. Biberli gaz veya biber gazı sıkmak AB mevzuatında zaten var. Burada açısını, derecesini isabetli bir şekilde kullanmamış olabilir ki, bunlar hakkında zaten gereği yapılıyor. O ayrı mesele ama ‘biber gazı kullanılamaz’ diye bir şey AB müktesebatında da mevzuatında da yok” dedi.
Avrupa’nın her yerinde yeri gelince ağaçların sökülüp bir başka yere nakledildiğini ifade eden Erdoğan şunları söyledi: “Bunları hep görürüz biz. Avrupa’ya Fransız değiliz” dedi. Kendisinin de belediye başkanlığı yaptığını, bu işlerin ne denli önemli olduğunu bildiğini ifade eden Erdoğan, “Ve biraz da yeşile hayranım, hastayım. Bu işi çok severim ve bize adeta ‘çevre düşmanı’ gibi bir yaklaşım içerisinde olmak inanın bize karşı çok büyük bir haksızlık olur.”