Yıldızlara ihtiyacımız yok

Yaklaşık 1 milyon 300 bin üyesi olan Uluslararası Mimarlar Birliği'nin (UIA) Altın Madalyası, dün İstanbul'da düzenlenen törenle Japon mimar Tadao Ando'ya verildi.
Haber: EFNAN ATMACA / Arşivi

İSTANBUL - Yaklaşık 1 milyon 300 bin üyesi olan Uluslararası Mimarlar Birliği'nin (UIA) Altın Madalyası, dün İstanbul'da düzenlenen törenle Japon mimar Tadao Ando'ya verildi. Mimarlığın en büyük ödülü sayılan
'Pritzker Ödülü'de (1995) dahil çok sayıda ödülün sahibi olan Ando, resmi bir mimari eğitimi almadı!
22. Dünya Mimarlık Kongresi'ne katılan Ando, dün ödül töreninden önce basının önüne çıktı. Tek tek yanıtlamak yerine soruları toplu olarak dinleyen Ando, daha sonra da bugünün mimarlığı hakkındaki düşüncelerini anlattı:
Çağın derdi: Güzellik!
"Bence mimarlığın günümüzdeki en büyük problemi mimarların mesleğe sadece bir sanat olarak bakmaları. Binaların sadece sanatsal yönüyle ilgileniyorlar. Mimarlığın aynı zamanda sosyal bir meslek olduğunu unuttular. Mimarların sosyal sorumluluklarını hatırlamaları gerekiyor. Ben II. Dünya Savaşı'ndan sonra Japon halkının yok olan şehirlerini yeniden inşa etmek için ne kadar direndiklerini hatırlıyorum. 20'nci yüzyılın sonlarında hâkim olan ekonomik anlayıştı. Yapıların birçoğu bu kaygılarla inşa edildi. Şimdi bizim yeni yüzyılda yapmamız gereken yapıları tasarlarken sosyal sorumluluğumuzun farkında olmak. İronik olan da bizim mimarlıktan bir sanat olarak bahsetmemiz, binaların güzelliğinden başka hiçbir şeyle ilgilenmememiz. Bununla mutlu olmamız. Bugün mimarlık mesleğindeki en büyük problem bu."
Ando, kendi eğitimi hakkındaki soruları yanıtlarken ise eğitime pek inanmadığını, bu yüzden de kendi kendini eğittiğini söyledi.
Son yıllarda özellikle Asya'da şehirde yaşayan insan sayısının giderek arttığını belirten Ando "Çok yakın gelecekte insanların büyük kısmı şehirlerde yaşamaya başlayacak. Mimarların görevi de şehre gelen bu insanlara yaşayabilecekleri binalar, alanlar yapmak. İstanbul'da toplanan dünyanın dört bir yanından mimarlar da insanların kentlerde kendine ait yaşam alanlarına sahip olması konusunda çözümler üretmeli. Mimarlıkta yıldızlara ihtiyacımız yok. Sosyal sorumluluğunun farkında olan ve insanların yaşamalarına izin veren yapılar tasarlayan genç mimarlara ihtiyacımız var" dedi.
Afetten önce kenetlenin
Ando, İstanbul'da düzenlenen kongreyle ile ilgili soruları da yanıtladı: "Jeopolitik konumumuz itibarıyla çok önemli bir yerdesiniz. Ve bence ülkenizi daha ileriye götürmek için size izin verilmiyor. Depremden sonra yaşadıklarınızı biliyorum. Biz de aynı acıları çektik. Hatta ben yeniden yapılandırma komitesindeyim. Bu tip felaketlerden sonra herkes birbirine kenetlenir. Ancak yapılması gereken felaketten sonra değil önce bir araya gelmek. Çözüm burada yatıyor. Kongre için burada toplanan mimarlar kendilerini sorgulamalı ve kendilerine insanların ihtiyaçlarını karşılamak için ne yapmaları gerektiğini sormalı. Bu kongrenin amacı da bu olmalı."
Sahaf kurdu bir gezgin
Tadao Ando, ikiz erkek kardeşlerin ilki olarak 1941'de Osaka'da doğdu. 10 ve 17 yaşları arasında günlerini sokaklarda ya da sokağındaki marangozhanede uçak, gemi maketi yaparak geçirdi. Berbat bir öğrenciydi. 20'li yaşlarında kendi kendini eğitmeye karar verdi. Önce ülkesini karış karış gezerek tapınakları, sunakları ve çayhaneleri inceledi.
Ardından dikkatini Avrupa, Afrika ve ABD'ye çevirdi. Eğitim prensibini mümkün olduğunca çok gezmek, mümkün olduğunca çok okumak olarak belirlemişti. Bu sırada Le Corbusier'yi keşfetti. Corbusier'in sahafta gördüğü kitabı için haftalarca çalıştığı oldu. Teknik eğitimini Mimariyle ilgili işlerde çıraklık yaparak edindi. 28 yaşında Japonya'da kendi bürosunu açtı. Pritzker Ödülü, İngiliz Kraliyet Mimarlar Ödülü, Japonya mimarlık Enstitüsü dahil pek çok ödül alan Ando, Tokyo, Harvard ve Yale üniversitelerinde misafir öğretim üyeliği de yaptı. Ando, "Bence mimari yüksek sesle konuşmamalı. Doğanın ışık ve rüzgâr kılığında konuşabilmesi için, mimari sessiz olmalı" diyor.