Yine insan avı

Üç günlük fiyasko
İstanbul Emniyeti, Eyüp Mezarlığı'nda cumartesi günü katledilen ünlü işadamı Üzeyir Garih'in soruşturmasının dördüncü gününde yeni bir 'bir numaralı zanlı' ilan etti. F.N.'nin suçlanmasındaki gibi, Yener Yermez'in de adı verildi, fotoğrafları dağıtıldı.
Yener Yermez firarda
İlk iki gün neredeyse unutulmuş gibi duran Garih'in cep telefonuna önceki gün ulaşıldı. Cep telefonu, Hasdal Kışlası'nda bir askerdeydi. Bu asker telefonu, Yener Yermez adlı başka bir askerden aldığını söyledi; Yermez firarda ve bütün Türkiye'de aranıyor.
Ciddiyet geri planda
Yine tıpkı F.N.'de olduğu gibi, Yermez'in cinayeti işlediğine kesin gözüyle bakan polis kökenli bilgiler yayıldı. Yermez'in telefonu bulmuş veya satın almış olabileceğine dair, işini ciddiye alan personelden gelen uyarılar da oldu ama bunlar ön plana çıkmadı.
Telefon öyküleri
Telefonun bulunuş öyküsü de sakız gibi çiğnendi. Üç ayrı polis kaynağından üç ayrı senaryo anlatıldı. Senaryoların ortak yönü şu: Yermez, cumartesi akşamı çarşı izninden dönerken nizamiyede aranmış, üzerindeki telefonu bir astsubay alıkoymuştu.
Vatandaşın ihbarı
Telefon bir senaryoya göre teknik incelemeyle, birine göre ise 'bir vatandaşın tesadüfen duyduğu bilgiyi ihbar etmesiyle' bulunmuştu. Telefonu son kullanan askerin adını vermesinden sonra da Yener Yermez'in birliğinden firar etmiş olduğu ortaya çıkmıştı.
Kanlı pantolon
Yermez'in cinayet faili olduğuna dair kanaatleri pekiştiren bir bilgi de, Hasdal Kışlası'ndaki dolabında kan lekeli bir pantolon bulunduğu yönündeydi. Pantolonun incelemeye alındığı ifade edilirken, kanlı bir tişörtün aranmakta olduğu da belirtildi.
Ailesi sorgulandı
Emniyet'in çeşitli kademelerinden peş peşe bilgiler gelirken, Yener Yermez'in ailesinin Kayseri'deki evi de sivil polis ekiplerince kontrole alındı. Ailenin kimseyle görüşmesine izin verilmedi. Yermez'in annesi ve amcasının oğlu polis tarafından sorgulandı.
Haber: AHMET ŞIK / Arşivi

İSTANBUL - Eyüp Sultan Mezarlığı'nda bıçaklanarak öldürülen işadamı Üzeyir Garih'in katil zanlısı olarak ortaya atılan 13 yaşındaki F.N.'nin olayla ilgisinin olmadığı ortaya çıktı. Ancak ikinci 'bir numaralı zanlı'nın ortaya çıkması da uzun sürmedi. Garih'in kayıp cep telefonu Hasdal Kışlası'nda bir askerde ele geçirilince
'sabıkası kabarık' bir erin peşine düşüldü.
Üzeyir Garih'e ait cep telefonunun sinyallerini takip eden polis, konuşmanın Hasdal Kışlası'ndan yapıldığını tespit etti. Alınan özel izinle kışlada büyük bir arama yapan güvenlik güçleri, cep telefonunu bir askerin üzerinde buldu. Ancak bu asker cep telefonunu aynı kışladaki arkadaşı Yener Yermez'den aldığını söyledi.
Ancak yapılan araştırma sonucu 'bir numaralı şüpheli' haline gelen er Yener Yermez'in firarda olduğu anlaşıldı. Hırsızlıktan sabıkası bulunan ve son olarak cinayetten hüküm giyen Yermez'in, Şartlı Tahliye Yasası uyarınca 23 Aralık 2000 tarihinde tutuklu bulunduğu Kayseri Cezaevi'nden tahliye edildikten sonra askere alındığı öğrenildi. Firari şüpheli Yermez tüm yurtta aranıyor.
Üç ayrı senaryo
Üzeyir Garih'in öldürülmesinden sonra cinayeti çözecek en önemli delil olduğu düşünülen cep telefonunun nasıl bulunduğuna ilişkin üst düzey polis yetkilileri üç ayrı senaryo anlattı. Olayla ilgili polisin elinde 'gözaltına alınan asker olmadığı' ancak üç astsubay ile dört erin Merkez Komutanlığı'nda ifadelerine başvurulduğu soruşturmayı yürüten Eyüp Cumhuriyet Savcılığı'nın da istek halinde bu kişileri sorgulayabileceği belirtildi. Üzeyir Garih'in cep telefonuna ulaşılma senaryoları şöyle:
1- Astsubay kullandı
İstanbul Emniyeti'nden 'üst düzey bir yetkili'nin Anadolu Ajansı muhabirine anlattığı senaryolardan birine göre, er Yener Yermez cumartesi günü çarşı iznine çıktı. Yermez, akşam saat 17.15 sıralarında çarşı izninden döndü. Hasdal Kışlası'nın girişinde bir astsubay tarafından üzeri aranan Yermez'de cep telefonu buldu.
Kışlaya cep telefonuyla girişin yasak olduğunu belirten astsubay, telefonu Yermez'den alarak kendi sim kartını yerleştirip pazartesi gününe dek kullandı. Astsubayın hattı borcundan dolayı kesilince 15.30'dan sonra sinyaller kesildi. Aynı gün Yermez, izine çıkacağını belirterek astsubaydan aldığı telefonu 25 milyon lira karşılığında arkadaşı Mehmet Kızılkaya'ya sattı. Teknik takip yöntemiyle telefonun kullanımlarını tek tek belirleyen polis, bu çalışmadan elde ettiği bilgilerle Merkez Komutanlığı'na giderek, askeri yetkililerle durum değerlendirmesi yaptıktan sonra üç astsubay ve dört erin ifadelerine başvurdu.
İfadesi alınan astsubay, telefonu Yermez'den aldığını doğrulayarak, "Bu telefon bendeydi, ancak iade ettim" dedi.
Bu tespitlerden sonra askeri yetkililerle birlikte gece saat 01.30 sıralarında Hasdal Kışlası'na giden polis, nöbetçi subaydan o ana kadar 'Nevşehirli Yener' olarak tanıdıkları Yermez'in kendilerine getirilmesini istedi. Koğuşa giden ve Kayseri doğumlu Yermez'e "Senden başka Yener var mı?" diye soran nöbetçi subay, "Var" cevabıyla karşılaşınca her ikisinin de giyinerek nizamiyeye gelmesini istedi.
Ancak, polis ve askeri yetkililerin nizamiyede beklediği sırada Yermez firar etti. İddiaya göre Yermez'in dolabında üzerinde kan lekeleri bulunan bir pantolon ele geçirildi. Söz konusu pantolon incelenmek üzere polis laboratuvarına gönderildi. Yapılacak inceleme sonucu, kan lekesinin öldürülen Üzeyir Garih'e ait olup olmadığı ortaya çıkacak. Asıl kan izinin,
Yermez'in çarşı izninde giydiği gömlekte olduğunu tahmin ettiklerini anlatan yetkili, ancak bu gömleği henüz bulamadıklarını belirtti.
2- Şarja konulunca bulundu
İkinci senaryoya göre ise olay günü cep telefonundan Eyüp bölgesinden gelen sinyaller bataryanın bitmesi üzerine kesildi.
Ancak pazartesi akşamı saat 20.00 sıralarında Hasdal Kışlası'ndan telefondan yeniden sinyaller alındı. Kışlaya giden polisler, askeri yetkililerle birlikte telefonu kullanan er Mehmet Kızılkaya'yı yakaladı. Ancak Kızılkaya'nın telefonu para karşılığında aldığını söylediği Yener Yermez'in firar ettiği anlaşıldı.
3- Vatandaş ihbar etti
Bir diğer seraryoya göreyse pazar günü çarşı izni nedeniyle Eyüp bölgesinde dolaşan birkaç askerin konuşmalarına tanık olan bir vatandaşın '155 Polis İmdat' telefonuna ihbarı üzerine kayıp cep telefonu bulundu. Askerlerin kendi aralarında, "Bizim Yener bir cep telefonu bulmuş. Kışlada elden ele dolaşıyor" şeklindeki konuşmalarını duyan 'meçhul vatandaş' polise ihbarda bulundu.
Hasdal Kışlası'nın adını da veren meçhul vatandaşın ihbarı üzerine kışlaya giden polisler tüm cep telefonlarının seri numaralarını karşılaştırarak asker Mehmet Kızılkaya'daki cep telefonunu buldu. Ancak Kızılkaya'nın telefonu aldığını söylediği Yener Yermez'in firar ettiği belirlendi.