scorecardresearch.com

YÖK: Programlar arası geçiş için o programda en düşük ÖSS puanı şartını getirdik



YÖK, Radikal’in iki gündür sürdürdüğü üniversitede bölümler arası geçiş haberleri üzerine aşağıdaki açıklamayı gönderdi:
“Bazı üniversitelerin öğrenci kabul ve kurumiçi geçişlere ilişkin uygulamasına yönelik olarak basında çıkan haber ve yorumlar dolayısıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması ihtiyacı doğmuştur.
Ülkemizde yükseköğretime giriş sistemi ve bir programa kaydolma, mevcut yasal düzenlemelere göre, “öğrencinin başarısını” esas alan bir sistem dahilinde yürütülmektedir. Bazı üniversitelerde, bu sistemin dışında, “öğrencinin başarısı”nın önüne “öğrencinin isteği”ni geçiren bir tarzda diğer bütün üniversitelerden farklı bir sistem uygulanmaktadır.
Türkiye’de sadece bir üniversitede uygulanan sisteme göre ise, bir öğrenci eşit ağırlıklı puan ile girilebilen bir programa kaydolduktan sonra sayısal puan ile öğrenci alan bir programa geçiş yaptırabilmektedir. Buna benzer tarzda iki üniversitede de uygulama yapılmakta, fakat bu iki üniversitede daha dar alanda, aynı puan türü içinde geçişlere izin verilmektedir.
Türkiye’deki mevcut yükseköğretime giriş sistemine bütünüyle aykırı bu uygulama, fırsat eşitliğini ortadan kaldırmaktadır. Diğer bütün üniversitelerde öğrencilerin, aynı puan türü içinde kaydolduğu bir fakültedeki bir programdan bir başka fakültenin programına geçiş yapabilmesi için ertesi yıl tekrar sınava girmesi ve puanının önemli bir şekilde eksiltilmesi söz konusudur. Kurum içi yatay geçişler bilindiği gibi Yükseköğretim Kurumları Arasında Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yatay Geçiş Esaslarına İlişkin Yönetmelik çerçevesinde gerçekleştirilmekte olup, bu üniversitenin uygulamasının yasal mevzuat ve yönetmelikte yeri yoktur.
Böyle uygulama yapan bir üniversitede farklı puan türleri arasında bile öğrenci kaydırması yapılabilmektedir. Eşit Ağırlıklı puan türünden öğrenci alan bir programa kaydolan bir öğrenci, çok daha farklı bilgi birikimi gerektiren ve bu bilgi birikimini sorgulayan sayısal puan türünden yüksek puanla öğrenci yerleşen mühendislik programlarına geçiş yapabilmektedir.
Yükseköğretim Denetleme Kurulu’nun 07.01.2009 tarihli raporundan önceki yıllara ait müteaddid denetleme raporlarında da konuya dikkat çekilmiştir. Son raporda bir üniversite ile ilgili olarak, tespit edilen diğer ihlallerinin yanı sıra öğrenci alımlarına dair “Kurum içi yatay geçişlerin yasa ve mevzuata uygun olmadığı tespit edilmiştir... Bu durum devlet ve diğer vakıf üniversitelerinde görülmeyen ve mutlaka öncelikle incelenip değerlendirilmesi gereken bir durumdur... Üniversitenin akademik uygulamalar konusunda kendi başına buyruk, yasalarda yeri olmayan ve 2547 sayılı yasanın ruhuna uygun olmayan işlemler yaptığı, bu uygulamalara son verilmesi gerektiği değerlendirilmiş-tir” denilmiş ve bu raporun gereği olarak bu üniversitelerden 2009-2010 öğretim yılından itibaren diğer bütün üniversiteler gibi hangi programa öğrenci almak istiyorlarsa o programlar için talepte bulunmaları istenmiştir.
Daha sonra bu konu üzerinde yapılan çalışmalarla, bu değişikliğin bir sonraki yıla, öğrenci seçme ve yerleştirme sistemindeki köklü değişikliklerin tamamlanmasına kadar ertelenmesi, fakat bu sene için bir programdan diğer bir programa geçiş için, o programın yurtiçindeki diğer bütün üniversitelerdeki en düşük yerleştirme puanının taban puan olarak kabul edilmesi yönünde Yükseköğretim Genel Kurulu bir karar almıştır.
Karar şu şekildedir:
“ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunda Fakülte ve Yüksekokul altında öğrenci kabul eden programların koşul ve açıklamalar kısmına ‘Bu program altındaki bölümlere ÖSYM tarafından yerleştirme yapılırken, ilgili program altında yer alan bölümlerin yurtiçindeki diğer üniversitelerdeki en düşük punı dikkate alınır ve söz konusu bölümler arasından yurtiçindeki diğer üniversitelere yerleştirme puanı en düşük olan bölümün puanı ilgili programlar için minimum puan kabul edilir. Bu puan ve üzerinde puana sahip olan adayların tercihleri dikkate alınarak yerleştirme yapılır. Ayrıca, ilgili programların altında ortak dersleri aldıktan sonra, bölümleri seçebilmesi ve bir bölümde eğitimine devam edebilmesi için öğrencinin ÖSS puanının o bölümün yurtiçindeki diğer üniveritelerdeki sınava girdiği yıldaki en düşük puanını karşılaması veya üzerinde olması gerekir. Öğrencinin puanı ilgili bölümün en düşük puanından düşük olursa o bölümde eğitime devam edemez‘ koşulunun eklenmesine karar verilmiştir.”
Görüldüğü gibi bu karar iddia edilenin aksine programlar arası geçiş uygulamasını ve bu geçişin devamını sağlayan kılavuz notu ve şartını kaldırmamakta, sadece geçiş yapılacak programlar için asgari bir puanın sağlanması şartını ilave etmektedir. Bu puan ise ilgili programın Türkiye’deki tüm üniversitelerin yerleştirmedeki en düşük giriş puanıdır. Burada savunulan uygulama, Türkiye’deki üniversiteye giriş sisteminin ihlâli olması yanı sıra, sadece bir üniversiteye has bir durum olduğu müddetçe adalet duygusunun, fırsat eşitliği prensibinin yok sayılması anlamına da gelmektedir. Yatay geçiş yönetmeliğinde yapılacak değişiklikle, bunun olduğu şekliyle yaygınlaştırılması ise, doğuracağı sonuçlar itibariyle üniversiteler başta olmak üzere ilgili tarafların görüşlerinin alınması, hatta toplumsal bir mutabakat sonrası mümkün olabilecek niteliktedir.
T.C. YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞI, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği.” (Radikal)

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/9390849390843

YORUMLAR
(3 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Gerçek eşitsizlik hangisi? - cerenoguz

Böylesine başarılı bir uygulamanın ilerletilmesi yönünde çalışılacağı yerde kaldırılması YÖK'ün ayıbını gösterir. Ülkemizde her anlamda 'modern' olanı gerçekten ne zaman uygulamaya başlayacağız acaba? Sabancı'nın sistemini çağdaş bir uygulama olarak nitelendiren YÖK başkanın, bunu gerçekten inanarak söylemiş olmadığı bu açıklamadan anlaşılıyor. Dilerim Sabancı'nın eşitsizlik olarak nitelendirilen sisteminin öğrencilere kendilerini bilinçli yetiştirebilme imkanı tanıdığı ve asıl eşitliğin bu noktada başladığı bir an önce fark edilir.

Halkını dibe çeken ülke! - dogaK

İyi de bu yeni uygulamanın Sabancı Üniversitesi'nde sağlanan disiplinler arası sistemin uygulanmasına imkan vermeyeceği, artık EA türünden mezun olan bir öğrencinin mühendislik fakültesine geçemeyeceği apaçık ortada. Önerilen çözüm ile "Bakın, tamamen yasaklamadık! Size yine de şans tanıyoruz." derken aslında üniversitenin tüm sistemini değiştiriyor. Sadece ÖSS de başarılı olan öğrenciye düşünüp karar verme hakkı tanıyor. Bu üniversiteden mezun öğrencilerin %93 lük başarı yakalamış olduğu vurgulanıyor - ki öğrencilerin kendi alanlarında ne kadar başarılı olduğunu gösterir bu oran- . Bu sonucu diğer üniversitelerle karşılaştırıp düşünelim lütfen. İnsanlara hem başarılı, hem mutlu olma şansı tanıyan bu sistem varken nasıl bir ülkenin vasat bireylerin yetişmesine neden olacak bu değişikliği yapması, kendi kuyusunu kazması beklenir! Bir de YÖK'ün bu çalışmaları "Halk için halka rağmen!" jakoben tavrını çağrıştırmıyor mu sizde de? Çünkü Sabancı Üniversitesi'nin bu sistemine halktan durup dururken tepki gelmedi kurumun başındakiler 10 yılın ardından, sistemin eşitsizliğe yol açtığını fark edip halkı bu konuda bilinçlendirmeyi(!), eşitsizliği engellemeyi uygun gördüler. Tabi bu sefer uygulayıcıların ne kadar aydın oldukları tartışılır.

ÖĞRENİMDE BAŞARI? - sntymt55

YÖK açıklaması "öğrencinin öğrenim başarısı"ndan bahsediyor. Not almaya dayalı bir sistemde başarı nedir? Geçer ya da pekiyi not almak tek başına başarı mıdır? Amacı araştırmak, öğrenmek ve bilmek değil not almak olan bir sistemin "başarı!" tanımlaması zaten başlı başına bir yetersizlik ifadesi. YÖK başarı falan değil, farklı olanı red etmek, yanılıp değiştirebilmeyi önlemek, böylece mutsuz, vasat, işini gücünü neredeyse küfrederek yapan ve kesinlikle bir- iki saate sığdırılan yetersiz bir sınav sistemi ile vasatların Türkiye'sini devam ettirmek isteğinde. Değişim ve farklılıkları kabuleden herkesin karşı çıkması gereken bir açıklama.