Yoksulluk bu kuyrukta

Ekonomik krizlerin ardından yaşanan yoksulluğun sokakta kendini gösteren en çarpıcı yüzü, Halk Ekmek bayilerinin önündeki uzun kuyruklar.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - Ekonomik krizlerin ardından yaşanan yoksulluğun sokakta kendini gösteren en çarpıcı yüzü, Halk Ekmek bayilerinin önündeki uzun kuyruklar.
Markette 200 bin lira olan 'ekmek parası'ndan
100 bin lira tasarruf etmek için uzayan kuyruklardaki insanların öyküsü, aynı zamanda
işsizliği, yaşamaya yetmeyen emekli maaşlarını, bol ekmek yiyerek geçiştirilmek zorunda olunan öğünleri, okutulamayan çocukları anlatıyor.
Bu öykülerden sadece biri olan 45 yaşındaki Fahriye Karahaner, her gün saat 06.00'da kalkıyor. Mardin'den 20 yıl önce geldiklerinde yaptıkları üç odalı gecekonduları sayesinde başlarını sokacakları
bir yuvaları var. Evde 10 kişi yaşıyor. Herkes uyurken o yer yataklarında yatan çocuklarının üzerinden geçerek kapıya ulaşıyor.
Evde işsizler ordusu
Evde tek çalışan kişi olan ve aylık 150 milyon lira aylık alan şoför oğlu Mehmet, yarım saat sonra uyanacak. Fahriye Karahaner'in gelini de uyanmış, Mehmet'e kahvaltısını hazırlıyor. Evli bir oğlu da
eşiyle bu evde kalıyor. O işsiz; amele pazarlarına gidiyor ama iş yok. Diğer dört çocuktan iki kız ise çalıştıkları konfeksiyon atölyesinden çıkartılmış, onlar daha uyuyacak. Fahriye Karahaner, acele etmek zorunda, henüz sokak lambalarının geceyi aydınlatan sarı ışıkları sönmeden bir elinde naylon poşeti, diğer elinde avucunda buruşturduğu 500 bin lira ile Soğanlı 1 No'lu Halk Ekmek Bayisi'ne doğru yola çıkıyor. Acele etmek zorunda; kuyruğun sonuna kalırsa ekmek bitebilir.
Saat 06.15 olduğunda uykulu insanlardan oluşan kuyruk uzamış bile. Ekmekleri getirecek dağıtım aracının gelmesine daha 45 dakika var. Kuyruktaki sohbetlerde şekerin kilosunun son zamlarla ne kadar olduğu, domatesin kilosunun 700 bin liraya çıktığı konuşuluyor. Aslında Karahaner'in evinde
günde 25 ekmek yeniyor. Ama şimdi beş ekmek alabilecek. Çünkü ekmeklerin mümkün olduğunca çok insana verilmesi için bir kişiye en fazla beş tane satılıyor. Saat 07.00'de, özlemle beklenen ekmek kamyoneti geliyor.
Kuyruk azalıp, sıra ona gelirken anlatıyor:
"Keşke İstanbul'a gelmez olaydık. Memlekette en azından aç kalmazdık. Ancak artık orada da hiç bir şeyimiz kalmadı".
İki kuyruk daha var
Beş ekmeği poşete doldurduktan sonra saat 07.30'da evinin yolunu tutuyor. İki saat sonra ikinci dağıtım kamyoneti geldiğinde yine kuyruğa girecek, yaklaşık 1.5 saat bekledikten sonra beş ekmek daha alacak. Her gün olduğu gibi üçüncü kez saat 15.30'da sıraya girecek. Yani 100 bin lira ucuza ekmek alabilmek için günde en az üç saat kuyrukta bekleyecek.
Fahriye Karahaner, poşette ekmekleriyle kuyruktan ayrılırken, iki kadın semt pazarının ne kadar pahalı olduğunu konuşuyor.
Bu kadınlardan biri 65 yaşındaki Seher Meral, ekmeklerin çok küçük olduğundan,
küçük torunun bile doymadığından şikâyet ediyor.
Bir öğüne beş ekmek az
İki odalı evde yedi kişi kalıyorlar, beş ekmek bir öğünlerine bile yetmiyor. Onun için kuyruktan sonra markete gidip iki ekmek daha alması gerekiyor. Meral, "Evli olan
bir oğlum var. Aynı evde yaşıyoruz. O çalışıyor da, hepimize bakıyor. Her şeyi az az yiyoruz" diyor.
Kuyruğun sonlarında bulunan 59 yaşındaki Necmi Sevmiş, sıranın kendisine gelmeden ekmeklerin bitmesinden endişe ediyor.
"Uyanamadım, yaşlılık işte" diyor. Ekmek kalmazsa iki saat sonra gelecek dağıtım kamyonunu bekleyecek. Aslında bir emekli olarak kuyruklara alışık. 170 milyon liralık maaşıyla dört kişi yaşıyorlar. İki oğlu da işsiz. Bayburtlu. "Gelmez olaydım. Zamanında bir gecekondu yapmıştık onu satıp memlekete dönmeye çalışıyorum" diyor.
'Sezer nereye, biz oraya'
Her gün, günde iki kez birlikte halk ekmek kuyruğuna gelen iki yaşlı komşu ise kuyruktaki insanların büyük çoğunluğunun görüşlerini dillendiriyor. Yusuf Basalak,
"76 yaşındayım. Emekliyim. Her gün ayakta iki saat ekmek bekliyorum. Biz bunları yaşarken milletvekilleri kendi maaşlarına zam yapacak kadar yüzsüz" diyor. Hiç sormadan siyasi tercihini de açıklıyor;
"Cumhurbaşkanı Sezer nereye, biz oraya. Bir tek onda iş var".
Arkadaşı Yusuf Eraslan ise daha önce yine Ecevit zamanında kuyrukta beklediklerini hatırlıyor.
Halk Ekmek Bayisi'ni işleten Süleyman Güler ise az sayıda ekmek gelmesinden şikâyetçi:
"Mecburen herkese en çok beş ekmek satabiliyoruz. 20-30 ekmek isteyen beş tane alabiliyor. Bunun için günde üç kez sıraya girmek zorundalar. Daha fazla ekmek çıkarılması gerekiyor."