@bahadir_ozgr

Yolsuzluğun cezasını seçmen kesiyor

Türkiye 10 yıl sonra yine yolsuzluk iddialarının gölgesinde seçime gidiyor. AK Parti dört seçimdir ilk defa böyle ithamlarla karşı karşıya. Geçmiş deneyimler seçim öncesi yolsuzluk olayları karşısında seçmenin alternatif gördüğü anda tercihini değiştirdiğini gösteriyor. İşte son 30 yılın bir bilançosu...
Haber: BAHADIR ÖZGÜR - bahadır.ozgur@radikal.com.tr / Arşivi




DALAN’I İMAR VURDU 1983’teki seçimlerde yüzde 45,1 oy alan ANAP hemen ardından 1984 yerel seçimlerinde de yüzde 41,5 oyla belediyelerde de hakimiyetini ilan etti. En ciddi rakibi (SODEP) SHP’nin oyu yüzde 23,5’ti. Seçimin kalbi İstanbul’da ANAP’lı Bedrettin Dalan yüzde 49,6 oy seçildi. SHP’li aday Korel Göymen yüzde 26,2 oy aldı. Dalan, İstanbul’u imara açan başkan olarak tarihe geçti. Sarıyer sahil şeridi, Unkapanı, Tarlabaşı Bulvarı derken İstanbul adeta şantiyeye döndü. Ve bu imar harekatı yolsuzluk iddialarını da gündeme taşıdı. SHP’nin önergesiyle 1986’da Meclis’te kurulan Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu, 35 dosyayı Meclis’e sundu. Seçim öncesinde imar yolsuzluğu gazete manşetlerini süsledi. 



İSKİ SHP’NİN OYUNU KESTİ 1989’daki yerel seçimlerde SHP’nin sloganı belliydi: “Dalan = Talan, Yalana da, Dalan’a da son.” Kampanya etkili oldu ve SHP’den Nurettin Sözen yüzde 35,9 oyla İstanbul’un başına geçti. SHP ülke genelinde de yüzde 32,7 oy aldı. ANAP’ın oyu yüzde 23,7’ye indi. Sözen dönemi için İstanbul suzukluk demekti. Muhalefet buradan vurdu ve 1991’deki genel seçimlerde SHP geriye düştü. DYP yüzde 27 ile birinci, ANAP yüzde 24 ile ikinci olurken, SHP yüzde 20,7 oyda kaldı. Bu dönem DYP-SHP koalisyonu iş başındaydı. Ancak SHP asıl darbeyi İSKİ ile yiyecekti. İSKİ Genel Müdürü Ergun Göknel’in ihaleleri paravan şirketlere aktardığı ileri sürüldü. Seçime bir kaç ay kala 1993’te patlayan ‘klor’ davası SHP’ye son darbeyi indirdi. İktidar ortağı DYP de aynı dönemde İLKSAN başta olmak üzere bir dizi yolsuzluk iddiasıyla uğraşıyordu.



SKANDALLAR RP’Yİ PARLATTI İSKİ ve İLKSAN’ın gölgesinde girilen Mart 1994’deki yerel seçimlerde Refah Partisi, yolsuzluklara son verme sloganıyla hazırlandı. İstanbul’daki başkan adayı; iki kez milletvekilliği seçimini kaybetmiş Recep Tayyip Erdoğan’dı. Erdoğan’ın tüm seçim stratejisi, ‘yolsuzluklarla savaş ve hizmet’ üzerine kuruluydu. SHP, Erdoğan’ın karşısına Zülfü Livaneli’yi çıkardı. Ve seçim SHP için hezimet oldu. 1989’da yakalanan yüzde 28,7 oy oranı yüzde 13,6’lara indi. ANAP yüzde 22,9, RP ise yüzde 19 almıştı. DYP’nin oy oranı da yüzde 15,4’e düştü. RP’nin asıl başarısı İstanbul’u yüzde 25,1 ile kazanmasıydı.



DYP’YE PARSADAN DARBESİ Yerel yönetimlerde RP, ülkede ise DYP-SHP koalisyonu iktidardaydı. Koalisyonun ilk vaadi yolsuzlukların üzerine gitmekti. 1995’e kadar bir kaç kez yıkılıp yeniden kurulan DYP-SHP hükümetleri döneminde tarih bir kez daha tekerrür etti ve yolsuzluklar aydınlatılmak bir yana katlanarak arttı. En fazla gündemi oluşturanlar şöyleydi: TURBAN ve TEDAŞ yolsuzluğu, Çiller hakkındaki malvarlığı soruşturması ile Selçuk Parsadan’ın Çiller sayesinde örtülü ödenekten 5.5 milyar lira aldığı skandal. Aralık 1995’teki genel seçimler öncesi Kasımda patlayan Parsadan skandalı DYP’de deprem etkisi yarattı.



CİVANGATE, SEKA VE DİĞERLERİ 1995 genel seçimleri geldiğinde yerel yönetimlerde belli bir başarı sağlayan RP, DYP-SHP’nin yolsuzluklarını gündeme getirerek iktidara talip oldu. Sonuçta yüzde 21,3 ile birinci parti çıktı. Onu yüzde 19,6 ile ANAP, yüzde 19,1 ile DYP, yüzde 14,6 ile DSP, yüzde 10,7 ile CHP izledi. 4 yıl boyunca sırasıyla DYP-CHP, DYP-ANAP, RP-DYP hükümetleri kuruldu. Aynı yıllarda, Emlakbank (Civangate skandalı), Türkbank ihalesi, Mesut Yılmaz hakkında malvarlığı soruşturması, Karadeniz otoyol ihalesi, SEKA arazisi, GSM ihalesi, Körfez geçiş ihalesi gibi birçok yolsuzluk gazete manşetlerinden hiç düşmedi. Meclis’in de iddiaları araştırmak yerine aklaması veya soruşturmaları kapatmayı seçmesi sandıkta siyasi tarihin en sürpriz sonuçlarından birine yol açacaktı.



YOLSUZLUK SÜRPRİZE YOL AÇTI 1999’da hem yerel hem genel seçimler bir arada yapıldı. Ve adı yolsuzluklarla anılan partiler hezimete uğrarken, yerel yönetimlerde başarılı bir grafik çizse de RP, 28 Şubat duvarına çarptı. Genel seçimlerde iki sürpriz parti çıkış yaptı. Siyasi hayatında hep dürüst olarak görülen Bülent Ecevit’li DSP yüzde 22,8 ile birinci, 1980’den sonra hiçbir iktidarda yer almayan MHP de yeni lideri Devlet Bahçeli ile yüzde 17,9 oyla ikinci, kapatılan RP’nin yerine kurulan FP ise yüzde 15,4 ile üçüncü oldu. 10 yıla damgasını vuran partiler olan ANAP yüzde 13,2, DYP yüzde 12 oy alabildi. Baykallı CHP ise yüzde 8,7 ile Meclis dışında kaldı. Yerel seçimlerde ise FP tüm partileri geride bırakarak yüzde 18,4 oy oranını yakaladı.



AKLAMA VE KRİZ DSP’Yİ BİTİRDİ
2002’ye kadar ülke DSP’nin önce ANAP, ardından MHP ile yaptığı koalisyon hükümetleriyle yönetildi. Ancak bir önceki hükümetler döneminde kamuoyuna yansıyan Emlakbank, Türkbank, GSM ihalesi vb. gibi yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının hiçbirinin üzerine tam gidilmemesi, DSP’nin önderliğindeki hükümetlerin de sonu oldu. Üstüne üstlük bir de banka hortumlama vakalarının patlak vermesi DSP’yi tamamen sildi. 2002 seçimlerdindeki tablo bu duruma kesilen ağır faturaydı. AKP yüzde 34,2 ile büyük çıkış yaparken, CHP yüzde 19,3 ile önemli bir oy oranı elde etti. DYP yüzde 9,5, MHP yüzde 8,3, ANAP yüzde 5,1, DSP yüzde 1,2 ile adeta silindi.

Akıllara kazınan yolsuzluk sözleri

Süleyman Demirel: Verdimse ben verdim 
(İLKSAN skandalı)

Murat Karayalçın: Pırıl pırıl bir parti teslim aldım (İSKİ yolsuzluğu sonrası)

Tansul Çiller: Bir dolandırıcının iddialarına kaldılar. Başım dik, dimdik ayaktayım. Başım göğe değecek kadar dik. (Selçuk Parsadan vurgunu ile ilgili)
Hüseyin Parsadan: 14 yıl kaçtım, 4 yıl daha kaçsam zaman aşımı olacaktı. Vallahi sizleri tebrik ediyorum. (Yakalandığında polislere söylediği söz)
Zühre Parsadan: Eşimin mesleğine dolandırıcılık diyorlar. Oysa o çok dürüst. Hiç fakirden çalmadı. Hep zenginden aldı. (Eşi Selçuk Parsadan’ı savunurken)
Selim Edes: Rüşvetin belgesi mi olur p..venk. (Emlakbank skandalı ile ilgili mahkemede kendisine rüşvet verdiğini söyleyen Engin Civan'a hitaben)
Mesut Yılmaz: Ucu nereye giderse gitsin, hangi isme ulaşırsa ulaşsın, benim yakınım dahi olsa açılan soruşturmalardan dönüş olmayacaktır. (Hakkında cetelerle işbirliği ve yolsuzluk iddialarıyla ilgili Meclis’te soruşturma açılmadan önceki konuşması)