Yönetmelik hülle zahmetinden kurtardı

Haber: ENİS TAYMAN - enis.tayman@radikal.com.tr / Arşivi

Çevrecilerle hükümet arasında süren hukuk mücadelesi dün yayımlanan yönetmelikle yeni bir boyuta taşındı. Tabiat Varlıkları ve Doğal SİT alanları ile Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmelik 2 Mayıs’ta Resmi Gazete ’de yayımlandı. Yönetmelik tabiat varlıkları ve doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerinde yer alan; Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiralanması, ön izin verilmesi, kullanma izni verilmesi, ecrimisil, tahsis, işletme hakkı verilmesi, işletilmesi, işlettirilmesi ve tahliye işlemlerine ilişkin usul ve esasları düzenliyor. Çevrecilere göre bu tip yerleri daha kolay kiralanabilir hale getiren yönetmelik sayesinde idare artık Çıralı’daki gibi araziyi turizme tahsis için önce futbol takımına vererek hülle yapmak zahmetinden kurtulmuş oldu. Hukukçular ise yönetmeliğin uygulanması halinde büyük bir doğa tahribatı yaşanacağı uyarısını yaptı.

Tarım Orkam-Sen Mersin Şube Yönetim Kurulu Üyesi ve çevre mühendisi Yılmaz Kilim, “bu yönetmelikle SİT alanlarının yatırmalara açılmasının yolu yapılmış oldu” dedi. Kilim, Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nda yer alan “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu” ibaresinin “Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu” şeklinde ve “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu” ibaresinin “Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu” şeklinde değiştirildiğini hatırlatarak “tabiat varlıkları ile ilgili konular Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bürokrasisine teslim edilmiş oldu” diye konuştu. Kilim’e göre geçen yıl Çıralı sahilinde yaşanan ve Ormanspor’a tahsis edilen arazinin özel şahsa devredilmesi olayında yaşanan “hülle”nin bu yönetmelikle gereksiz hale geldiğini savundu ve kiralama işleminin artık doğrudan yapılabileceğini söyledi.

Ekoloji Kolektifi Derneği avkutı Fevzi Özlüer ise “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun doğal SİT’ler, koruma ve kullanma koşulları ile ilgili 728 ve 740 nolu ilke kararlarına ek olarak bu yönetmelikle de bu tür alanlarda hangi faaliyetlerin ihalesinin yapılabileceği düzenlenmiş oldu” derken bu faaliyetlerin nasıl yapılacağına dair ilke kararı olmadığına dikkat çekti. Özlüer, “yani SİT alanlarında faaliyetler yapılacağı söyleniyor; ama nasıl yapılacağı söylenmiyor” dedi. Yönetmelikte kıyı ve sahil şeritlerinde yapılacak düzenlemelerin de bulunduğunu belirten Özlüer, “Yönetmelikle kanun arasında çelişki var. Yönetmelik bu alanları ihaleye vermekle ilgili koşulları düzenliyor. Ancak yasa, ‘koruma ve kullanma koşullarını belirlemen gerek’ diyor. Bu kullanımlar için gerekli ilke kararları ve koruma amaçlı imar planları ise yok. Mesela ikinci derece SİT alanlarını turizme açmak için ihaleye çıkıldı diyelim. Bu alanların nasıl kullanılacağına dair bir ilke karar yok. Bu durumda yönetmeliğe dayalı olarak ihaleye çıkılabilir. Ancak tahribat ağır olur. Çok ciddi bir kamu zararı doğar” diye konuştu.

Özlüer, “Bundan böyle birinci derece doğal SİT alanlarında, enerji nakil hatları, baz istasyonları ve doğalgaz hattı geçirilebileceğini, ikinci derece SİT alanlarında turizm yatırımı yapabilirler, üçüncü derecede SİT alanlarında ise maden ocaklarının açılması mümkün olacak. Bunun ihale koşulları oluşmuş oldu” dedi. Özlüer, enerji nakil hatınınn nasıl geçirileceğine dair ilke kararı olmadığı takdirde ise bu alanda yoğun bir tahribatın söz konusu olabileceğini savundu.