Yorgo için kampanya

Karadeniz kökenli Rum yazar Yorgo Andreadis 'tehlikeli' diye Türkiye'ye sokulmadı, Türk aydınlar kampanya başlattı.
Haber: Celal BAŞLANGIÇ / Arşivi

Orient Ekspres, Bulgaristan' dan Yunanistan'a yöneldiğinde başından aşağıya kızgın sular döküldü. Çünkü o Yunanistan'a hiç girmeden Türkiye'ye geçmek istiyordu. Ter basmıştı.
Almanya'da beş yıl iktisat okumuştu Yorgo. O sürede, 'Bir daha çıkamam' diye bir kez bile gitmemişti ülkesine. Ailesinin iç savaşa katılmışlığından, solculuğundan o da 'sakıncalılar' listesine girmişti Yunanistan'da. Okulu bitirip ülkesine dönme vakti gelince, 'Belki bir daha pasaport vermezler' deyip önce Türkiye'ye gitmeye, oradan ülkesine geçmeye karar vermişti. Çünkü babasının, dedesinin doğduğu toprakları görmek istiyordu. Yıl 1960'tı ve Yorgo 24 yaşında Türkiye'ye doğru yola çıkmıştı. Tren Yunanistan'dan transit geçiş yapıp Meriç'in öte yakasına vardığında karşısına çıkan Türk gümrük memuru da trende bir Yunanlı görünce şaşırmıştı.
Her istasyonda rakı ikmali
Ama Yorgo Türklerle kolay ilişki kuruyordu. Üniversite öğrencisiyken çok Türk arkadaşı olmuştu ve onlarla anlaşabilmek için Türkçe dersleri almıştı. Bu yüzden de kendisiyle 250 kilometre yol gidecek olan Türk gümrük memuruyla hemen iletişim kurdu ve hatta ona Almanya'da en çok rakıyla helvayı özlediğini söyledi.
"Söylemez olaydım. Zavallı gümrük memuru, her tren istasyonunda taze ekmek, helva ve rakı ikmali yapıyordu. İstanbul'a sarhoş bir halde vardım. Atalarımın yurdu Karadeniz'e gitmek istiyordum. Türkiye' nin öteki bölgelerini de görmek istediğimden Karadeniz'de (Pontus) çok az kalmayı tasarlamıştım. Ama Karadeniz'in misafirperver insanları beni bırakmadı, bir buçuk ay kaldım. O günden bu yana Türkiye'ye o kadar çok gittim ki sayısını unuttum."
Bu anlatılanlar Yorgo Andreadis'in yakında Belge Yayınları'ndan çıkacak son kitabı 'Bir Yunanlının Karadenizli Olarak Portresi'nde yer alıyor. Yorgo'nun ailesi 1880'de Trabzon'dan Batum'a göçmüş. Babası Kyriakos, orada kurulan Pontus Ulusal Meclisi'nin üyesiymiş. Aile 1930'da Yunanistan'a gitmiş. Yorgo altı yıl sonra Selanik'in Kalamaris Mahallesi'nde doğmuş.
İftira kampanyası
1960'ta Türkiye'ye ilk gelişinden sonra da kitaplarını art arda sıralamış. Kitaplarında ağırlıklı olarak Karadeniz Bölgesi' nin kültür ve tarihine ilişkin bilgiler, gözlemler, yaşanmışlıklar var. 'Pontus'un Yitik Kızı Tamama', 'Neden Kardeşim Hüsnü', 'Pontus Kültürü', 'Dönme Hıristiyanlar', 'Pontus Rumlarının Tarihi', 'Gizli Din Taşıyanlar', 'Tolika' Yorgo'nun kitaplarının bazıları. 'Pontus'un Yitik Kızı Tamama' ile 1993'te Abdi İpekçi Türk-Yunan Barış ve Dostluk Ödülü'nü almış Yorgo. Ödül de 'iki halk arasındaki en büyük uyuşmazlığı, önyargılardan uzak, açık bir anafikirle, savaşa karşı, barıştan yana işleyip su yüzüne çıkardığı için' verilmiş. TÜYAP kitap fuarlarına onur konuğu olarak katılmış.
1998'de önce Karadeniz'deki bazı toplantılarda ve yerel gazetelerde, ardından da ulusal bir gazetede Yorgo'ya karşı iftira kampanyası açılmış. Kullandıkları 'malzemeler' zaten Yorgo'nun kitabındaki yaşamöyküsünde var. Ama bir 'sır' gibi sunuyorlar Yorgo'yla ilgili bilgileri: "Yorgo Andreadis'in kitapları Türk halkını incitip zarar veriyor. Babasının Bağımsız Pontus Meclisi'nin üyesi olduğunu biliyor musunuz? Büyük Atatürk'ün kapattığı, Merzifon Koleji'nin devamı olan, Anadolu Koleji'nden mezun olduğunu biliyor musunuz?"
İddialara göre Yorgo, Karadeniz'de yeni bir Pontus Rum Devleti kurulmasına çalışıyormuş. Gençleri bu amaçla toplayıp Sümela Manastırı'nın yeniden işlerliğe kavuşturmayı amaçlıyormuş. Haberin fotokopileri ulaştırılıyor Yorgo'ya. Haberi yazan gazeteciye telefonla ulaşıyor Yorgo. Yazdıklarının yanlış olduğunu anlatıyor. 5 Aralık 1998'de İstanbul'da bir röportaj yapmak üzere randevulaşıyor gazeteciyle.
İstenmeyen kişi ilan edilir
4 Aralık 1998'de Atatürk Havaalanı'na gelir Yorgo. Polis eline 'sınır dışı edildiğini' belirten bir belgeyi tutuşturuyor. Türkiye'ye girişi 'istenmeyen kişi'dir. Belgenin gerekçe kısmında da 'XXX' vardır. 'X'leri daha sonra Yunan Dışişleri'nden öğrenir.
"Türkiye'de istenmeyen kişidir. Çünkü barışa karşı ve aşırı tehlikelidir. Türk halkının güvenliğini ve huzurunu bozmak isteyenlerle işbirliği içindedir ve Türk devletini tehdit edenlerle hareket etmektedir. Bu nedenle kendisine 'Git' denilmiştir."
"Sevgili kardeşlerim" diye başlayan bir mektup yazar ve Türkiye'deki dostlarına gönderir. Elden ele dolaşır mektubu. Yorgo'ya göre mektubu Trabzon ve çevresindeki bütün evlere girer. Mektubunda, "Ortak eylem ve düşlerimiz beni sizinle yan yana getirdi ve sizinle bir bütün olmamı, sizden biri gibi düşünmemi sağladı" diyor Yorgo. Yunanistan'dan Türkiye'ye 2 bine yakın gezi düzenlediğini, Türkiye'den Yunanistan'a gitmek isteyenlere yardımcı olup onları karşıladığını, Foça halkını Yunanistan'da yaşayan Foçalılarla; Karadeniz'deki Sürmenelilerle Yunanistan'daki Yeni Sürmenelileri bir araya getirdiğini, aynı girişimleri Çeşme, Ayvalık, Bafra ve Samsun için de yaptığını anlatıyor.
Bu yılın haziran ayında Başbakan Tayyip Erdoğan'a da bir mektup yazıyor Yorgo. "Bu haksız olayı AB'ye ihbar etmek istemedim. Bunun tek sebebi ülkenin AB'ye girmesi için bu kadar büyük bir çaba harcanan bu devirde, bu hareketimin Türkiye'ye karşı düşmanca bir davranış olarak algılanmaması içindir" diyor. Ancak bu başvurusundan da olumsuz yanıt alıyor.
Şimdi Yorgo'nun Türkiye'deki dostları bir metni Başbakanlığa, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na iletmek üzere imzaya açtı. Bu anlamsız yasağın kaldırılmasını istiyorlar.
'Beni Türkiye'ye gömün'
Mektupta Yorgo'nun yıllarca Türk ve Yunan halklarının barışı ve kardeşliği için çalıştığını, bu yüzden Yunanistan'daki radikal milliyetçilerin tepkisini çektiğini, ülkemizdeki benzer çevrelerin de onun kardeşlik ve barış mesajlarından rahatsız olup 1998'deki Türk-Yunan devletleri arasındaki gerilimden de yararlanarak Türkiye'ye girmesinin yasaklandığı anlatılıyor. Ayrıca, "Öldüğünde bu topraklara gömülmeyi vasiyet edecek kadar bu coğrafyaya bağlı biri. Bu yasak nedeniyle Türkçe isim taşıyan torunları da acı çekmekte" deniliyor.
Yaşar Kemal, Vedat Türkali, Adalet Ağaoğlu ve Gülten Akın gibi yüzlerce yazar ve yayıncı imza atmış bu metne. Onlar, Yorgo'nun bir an önce atalarının topraklarına gelip köklerinin kokusunu alabileceği günleri bekliyor. Yorgo'nun da isteği aynı. Türkiye'deki dostlarına yazdığı mektupta, "Ben Türkiye'ye gelemediğime göre sizin buraya gelmeniz gerekiyor. Kapım Anadolu'dan gelecek her ziyaretçiye açıktır. Ama sakın gelirken saçlarınızı yıkamayın, Anadolu'nun rüzgârını, havasını koklayabilmem ve içime çekebilmem için" diyor.
Yorgo, yaşamla bağını yeniden kurduğu Anadolu havasından yoksun kalmamalı.