'Yüce Divan yetkisi Yargıtay'a verilsin'

'Yüce Divan yetkisi Yargıtay'a verilsin'
'Yüce Divan yetkisi Yargıtay'a verilsin'
Yargıtay Başkanı Gerçeker: HSYK'nın oluşumu konusunda ilgili tüm kesimlerin genel düşüncesi, kurulda siyasi irade olan Adalet Bakanlığı ve müsteşarın bulunması, sözde demokratik meşruiyeti sağlamak adına, yasama ve yürütme organına yetkiler verilmesinin izahı mümkün değildir

 

MESUT HASAN BENLİ



ANKARA - Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, yeni adli yılın başlaması nedeniyle düzenlenen törende yaptığı konuşmada, 'yandaş yargı' uyarısı yaptı. "Yandaş yargıyı değil, tam bağımsız ve tarafsız yargıyı oluşturmak için uğraşmalıyız” diyen Gerçeker, Yargı Reformu çerçevesinde HSYK'nın yapısını değiştirilmesini de sert bir dille eleştirdi. Gerçeker, Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk'un bir makalesinden yaptığı alıntıyla Ergenekon soruşturmasına göndermelerde bulunarak "Ön soruşturmada asla bir güç gösterisine dönüştürülmemeli" dedi.
Yeni adli yılın açılış töreni Yargıtay'da yapıldı. Törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın yanı sıra, yüksek yargı başkanları ve bazı bakanlar katıldı.



Kapatma isteyen başsavcıyla tokalaştı



Erdoğan, salondaki en ön sırada yerini alırken, protokolün ikinci sırasında oturan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya ile tokalaştı. Saygı duruşu ve istiklal marşın ardından kürsüye gelen Gerçeker, 68 sayfada topladığı konuşmasında çarpıcı mesajlar verdi.



Protokole söylemedi ama



Konuşmasının bazı bölümlerini okumayan Gerçeker'in "Yandaş yargıyı değil, tam bağımsız ve tarafsız yargıyı oluşturmak için uğraşmalıyız" şeklindeki ifadeyi atlaması dikkat çekti. Gerçeker daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, atladığı sözlerini tekrarlayarak "Yargı bağımsız ve tarafsız olacaksa yandaş yargı olmaması gerekiyor. Bu, bugün içinde yarın için de geçerli, geçmişte de geçerli olan bir şey. Yandaş yargı Olmaması için uğraşıyoruz. Herkesin uğraş vermesi gerekir" dedi.



Sami Selçuk'tan alıntıyla eleştirdi



Konuşmasında Ramazan ayını kutlamayı ihmal etmeyen Gerçeker, Ergenekon soruşturmasını, Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk'un bir makalesindeki sözlerine atıf yaparak eleştirdi. Gerçeker, Selçuk'un şu sözlerini şöyle aktardı: "Siyaset soylu ve özverili bir kamu hizmetidir. Ama bir tutamcık siyaset yargıya karışırsa, virüse dönüşür. Yargı hastalanır, kirli adalete salgılar. Soruşturmanın gizliliği gerekçesi çok insancadır, çok güçlüdür, çok tutarlıdır. Kuşkulunun öz saygısı, şerefi örselenmemeli. Suç işledikleri sanılan insanlar incitilmemeli, lekelenmemeli. Ön soruşturmada asla bir güç gösterisine dönüştürülmemeli. Gözaltı, tutukluluk süresi gereksiz yere uzatılmalıdır. Dedikodu kanıt değildir İddianamenin dayanakları arasında yer alamaz."
Selçuk'un bu sözlerine 'kim imza atmaz ki' diyen Gerçeker, özetle şu mesajları verdi:
Evrensel kurallardır: Bunlar tüm meslektaşlarımızın görevlerini yaparken kayıtsız şartsız uymaları gereken evrensel insan haklarının gereğini olan kurallardır. Gerek soruşturma gerekse kovuşturma evlerinde yapılacak usule aykırılıklar gerçek adaletin sağlanmasını engelleyecek suçların kurtarılmasına neden olacaktır.

Açılım mesajı :Bu topraklarda barış ve kardeşlik duygusu içerisinde asırlardır birlikte yaşayan, ülkenin bağımsızlığı ve kurtuluşu için birlikte omuz omuza kanı, canı pahasına mücadele ederek bir millet oluşturan insanlar yeni aynı duygularla, bu çok zor koşullarda kurulmuş bulunan Türkiye Cumhuriyeti devletini koruyup kollayarak ülkesinin birlik ve bütünlüğünü her şeyin üzerinde tutacaktır.

Cumhuriyet ve Demokrasi: Cumhuriyetçiliğin katı bir devletçilik anlayışı olarak demokrasiyi yok edici bir fonksiyon bulunduğu belirtilerek aslında toplum, tüm bireylerin üniter devlet yapımızın güvencesi olan bu kurumun yıpratılmaya çalışıldığı da üzüntü ile izlenilmektedir. Üniter devlet yapımızın güvencesi olan temel değerlerimizi yıpratmaya yönelik düşünceleri doğru bulmuyoruz. Vatan, Millet sevgisi, ilkel, modası geçmiş bir duygu değil, özgürlükçü demokrasinin ve toplumların geleceğinin de vazgeçilmezi güvencesidir.

Yargı reformu eleştirisi: Reform taslağında Yargı bağımsızlığına kuvvetler ayrılığı ilkelerine aykırı bulunduğumuz bazı hususlar bulunmaktadır. Anayasa'da düzenleme 'Yargı yetkisi' olarak yapılmalıdır. Yetki ve görev olarak düzenleme yerinde değildir. Anayasa Mahkemesinin mevcut üye sayısı çoğaltılabilir. Ancak Parlamento tarafından Anayasa Mahkemesine üye seçilmesi yerinde değildir. Uygulanmış fakat olumsuzlukları nedeniyle terk edilmiş bulunan bir konunu yeniden gündeme getirilmesi doğru görülmemektedir. Böyle bir uygulama kaçınılmaz olarak yargının siyasallaşması eleştirilerini de beraberinde getirecektir.

Daha geriye gideriz uyarısı: HSYK'ya Adalet Bakanının başkanlık etmesi yargı bağımsızlığını zedeleyen bir olgudur. Müşteşarın kurulun doğal üyesi olması yargı bağımsızlığı ile bağdaşmaktadır. Kurulun oluşumunda yasama ve yürütme organı (Cumhurbaşkanı) tarafından üye seçimi planladığı belirtilmiş olmakla yargı bağımsızlığı noktasında mevcut durumun dahi gerisine düşülmesi olasılığı söz konusudur. Adalet Bakanın Kurul'da yer alması ile yasama organın kurula üye seçilebilmesinin demokratik meşrutiyet ile açılanması yerinde değildir. Yasama ve yürütme organları tarafından üye seçilmesi kabul edilirse, aynı düşünceyle yasama ve yürütme erkinde de yargının yer alması yoluna gidelecektir. Demokratik meşruiyet bu şekilde yorulanamaz.

Hakimler memur olur: Böyle bir yapılanma, Hakimlerin sıradan memur haline getirildiği yargı bağımsızlığını daha da geriye götürecek bir sistem doğuracaktır. Anayasadan aldığı hakla Türk Ulusu adına yargı yetkisini kullan Türk yargısının demokratik meşrutiyet gibi bir sorunu yoktur ve hiç olmamıştır. Daha önce denenmiş ve fakat sakıncalı görüldüğü için kaldırılmış bir sisteme demokratik meşruiyet kavramı ile meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Adalet Bakanın siyasi sorumluluğuyla HSYK'nın diğer üyelerin sorumluluklarının birbiriyle ilgisi olmadığı düşünülmeden yapılan değerlendirme demokratik meşruiyet şemsiyesi ile örtülmektedir.

İktidar denetimden kaçar: Yasama ve yürütme organına Kurula hakim ve savcılara arasında üye seçimi görev ve yetkisinin verilmesi Kurumsal olarak yargıyı ve birey olarak yargıcı, siyasi iktidarın etkisi ve kontrolü altına sokacaktır ki, bu yargının siyasallaşması ve yasama yürütme organı karşısındaki bağımsızlığını ve tarafsızlığını kaybetmesi demektir. Böyle bir yapılanma siyasal gücün hukuka egemen olması sonucu doğurur. Parlamentoda çoğunluğu elde eden siyasal parti ve bunun içinden çıkacak siyasi iktidar, pratikte kurumsal olarak yargı denetimi dışında kalacaktır. Bu durumda devlet hukuk kurallarıyla yönetileceğine, siyasi güç, hukuku ve yargıyı yönetir hale getirecektir. Bir yandan yargı daha bağımsız hale getirilecek denilirken, diğer yandan hakim ve savcıların yargısal faaliyetlerine ilişkin olarak siyasi otoriteyi etkin kılmak çelişki yaratmaktadır.

Yüce Divan yetkisi bize verilsin: Yüce Divan görevinin yargılama birliğinin bir gereği olarak, yargılanacak kişiler bakımından oluşturacağı hukuksal güvence de dikkate alınmak suretiyle Yargıtay'a verilmesi zorunlu hale gelmiştir ve doğru olan da budur. Anayasa Mahkemesi, Anayasa yargısı ile sınırlı olması gerekir. Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı tanınması kabul edilebilir nitelikte görülmemektedir. Türk yargısına yarar yerine zarar getirecektir.

Dosya sayısı 1 milyonu aştı: Yargıtay'da inceleme sırası bekleyen dava dosyası sayısı neredeyse bir milyonu aşmıştır. Ne yazıkki yangın büyümektedir."



Sakının Savcı geliyor



Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok da yaptığı konuşmada Ergenekon soruşturamsını sürdüren Zekeriya Öz'ü eleştirerek "Altında Başbakanın zırhlı aracı arkasında Adalet Bakanlığının koşulsuz desteği ve yanında yandaş medyanın gücünü hisseden bir savcının bu konumu karşısında söylenecek tek şey 'sakının savcım geliyor' olur" dedi.



Mini zirve



Törenin ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Erdoğan, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Danıştay Başkanı Mustafa Birden, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Gerçeker'in odasında bir araya geldi. Daha sonra Gerçeker Yargıtay üyeleri ile birlikte Anıtkabiri ziyaret etti. Gerçeker, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazdı: “İçerisinde bulunduğumuz süreçte her konudaki ileri görüşünüzü somut olaylarla yeniden yaşamakta ve anlamaktayız. ’Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz’ söylemi doğrultusunda, Türk milleti adına karar veren mahkemelerimiz, çağdaş çizgisinde ve hukukun üstünlüğü inancı içinde görevini yapmaya devam edecektir.”