Yüksek yargıda 'kürsü' kavgası

Avukatların 'marangoz hatası' diyerek espri konusu yaptığı savcıların mahkeme heyetiyle aynı kürsüde oturmasına son veren Anayasa Mahkemesi'ne Yargıtay karşı çıktı


MESUT HASAN BENLİ

 

ANKARA - Anayasa Mahkemesi’nin yeni hizmet binasındaki, Yüce Divan salonunda savcıların oturacağı yerin avukatlarla aynı hizada inşa edilmesi yüksek yargıda tartışma yarattı. Anayasa Mahkemesi yetkilileri ‘silahların eşitliği’ ilkesi gereği savcıların mahkeme heyetiyle aynı kürsüde oturmamaları gerektiği görüşüne varıldığını belirtirken, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker düzenlemeye karşı çıktı. Avukatlar ise uygulamadan memnun.
Türkiye’deki mahkeme salonlarında savcılar, hâkimlerle aynı seviyede otururken sanık ve müdahil avukatları ise daha alt bir seviyede yer alıyor. Bu durum, AB Komisyonu’nca da eleştirilmişti. Komisyonu avukatlar aşağıda yer alırken savcıların hâkimlerle aynı kürsüde oturmasının ‘silahların eşitliği ilkesi’ne aykırı olduğuna dikkat çekmişti. Bu eleştiriler üzerine Anayasa Mahkemesi, yeni hizmet binasında Yüce Divan Salonu’nda savcıların oturdukları kürsüyle avukatların oturdukları kürsüyü aynı hizaya getirildi. Ancak bu düzenleme yüksek Yargı’da tartışma yarattı.


Gerçeker: Savcı sanığı da savunur

 


Mahkeme yetkilileri, ‘silahların eşitliği’ ilkesi gereği savcıların avukatlarla aynı hizada oturmalarının daha doğru olduğunu belirtti. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker ise bu görüşe karşı çıktı. Savcıların heyetle aynı hizada olması gerektiğini savunan Gerçeker, şunları söyledi: “Bizce, savcıyla mahkeme heyetinin aynı seviyede, kürsüde yan yana oturmasında bir sakınca yok. Çünkü bizim sistemimizde savcılık sadece sanığın aleyhine olan hususları değil lehine olan hususları da araştırmak ve mahkemeye sunmak zorunda. Oysa Anglosakson hukuk sisteminde savcı sadece sanığın aleyhine olan hususları ileri sürebilir. Avrupa ülkelerinde de çoğunlukla durum budur. Çeşitli sistemler var. Bizde ise savcılar cumhuriyet savcısıdır. Yani savcı cumhuriyeti ve devleti temsil ediyor.”
Gerçeker, Türkiye’de savcılarla heyetin aynı kürsüde oturmasından kaynaklı sorunların, savcıların farklı bir kapıdan mahkeme salonuna girmesi ve heyetin müzakere yaptığı sırada salondan çıkmasıyla, heyetin bir parçasıymış gibi davranmamasıyla çözülebileceğini ifade etti. Yargıtay Başsavcılığı yetkilileri de Gerçeker’i destekledi.
Avukatlar ise Anayasa Mahkemesi’nin uygulamasından memnun. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yargıtay Başkanı’nın ve savcıların bu konudaki görüşlerine katılmıyorum. Geçmişten bugüne, hep silahların eşitliğini savunuyoruz. Bunu Batı uygar ceza hukuku ve ceza usulü de söylüyor. Savcı ile savunmanın aynı eşit koşullarda olması konusu, AB raporlarında da vurgulanıyor. Anayasa Mahkemesi böyle bir uygulamayı başlatmış. Bu nedenle kendilerine teşekkür ediyoruz. Bir yandan devletin organize gücü olan devletin iddiasını yapan onun adına dava açan savcı, bir yandan da vatandaşın hak ve özgürlüklerini savunan avukat, bunları eşit koşullarda ve eşit olanaklarla yargılama diyalektiğinde yerine alması gerekiyor. Bu uygulamayı hem olumlu buluyoruz hem de savunuyoruz.”
Yargı kamuoyunda, yasal dayanak olmadan savcıların heyetle aynı hizada oturmasının ‘marangoz hatası’ diye espri konusu olduğuna dikkat çeken Özok, yargı bağımsızlığı noktasında savcı ve savunmanın eşit olanaklara sahip olması gerektiğini söyledi.


Çiçek karşı çıkınca yasalaştı

 

Savcı ve avukatların aynı hizada oturması konusu, 2004 yılında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun TBMM Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerinde tartışma konusu olmuştu. Bu konudaki önerilere dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek ile kanunla ilgili oluşturulan Alt Komisyon’un Başkanı AKP’li Hakkı Köylü karşı çıkmıştı. Köylü, “Türkiye henüz böyle bir düzenlemeye hazır değil. Ayrıca savcı kamuyu yani devleti temsil ediyor. Onun için hâkimlerin bulunduğu kürsüde oturmasında bir sakınca yok” demişti.