@ismailsaymaz

Yüksekovalı bakkal Mehmet'i 30 kalaşnikof kurşunuyla kim öldürdü?

Yüksekovalı bakkal Mehmet'i 30 kalaşnikof kurşunuyla kim öldürdü?
Yüksekovalı bakkal Mehmet'i 30 kalaşnikof kurşunuyla kim öldürdü?

Fehmi Yılmaz babasının katillerinin izini sürüyor

Yüksekova'da 1994 yılında 30 kurşunla öldürülen Mehmet Zeki Yılmaz'ın akıbeti 19 yıl sonra oğlunun gayretiyle yeniden yargı gündemine geldi ancak zamanaşımı için sadece 1 yıl var.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL - Yüksekova’da 1994 yılında evinden işlettiği bakkala gitmek üzere çıkan 31 yaşındaki Mehmet Zeki Yılmaz’ın cesedi üç gün sonra 30 kalaşnikof mermisiyle öldürülmüş halde buldu. Ölümünden sonra Yılmaz’ın, savcılıktan habersiz gözaltına alındığı, bir gün tutulup serbest bırakıldığı ve tehdit edildiği ortaya çıktı. Buna rağmen 15 yıl boyunca tek bir tanık dahi dinlenmediği gibi, zamanın Adalet Bakanı Cemil Çiçek’e mektup yazan eşine de soruşturma açıldı. Ve 15 yıl sonunda dosya, kanun yanlış yorumlanarak, zamanaşımından düşürüldü. Yılmaz’ın bugün artık 24 yaşındaki olan oğlu Fehmi Yılmaz, babasının katillerinin izini bulmak için, savcıların yapmadığını yaptı ve iki hafta boyunca Van ve Yüksekova’yı gezip dönemin tanıklarını buldu, anlatımlarını kaydetti. En son soruşturmanın tekrar açılması için başvurdu. Savcılık talebi kabul ederek, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırdı. Fakat elde, cinayetin aydınlatılabilmesi için sadece bir yıl var.

90’ların en kanlı günleriydi. Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde bakkal işleten 31 yaşındaki Mehmet Zeki Yılmaz 9 Şubat 1994 sabahı polislerce, “durumundan şüphelenilip” gözaltına alındı. Ağabeyi Kadir’in iddiasına göre bir gün sonra serbest bırakılırken, “Hareketlerine dikkat et” denilerek uyarıldı. Mehmet Zeki Yılmaz, bu tedirginlikle yaşarken korktuğu 22 Şubat sabahı dükkanını açmak üzere evden çıktığında yaşandı. Yılmaz’ın son anına çocuklar tanık olmuştu. İddiaya göre, krem renkli bir minibüsten inen silahlı üç kişi Yılmaz’ı dükkanından sürükleyerek çıkarıp götürdü. Yılmaz’ın kaleşnikof silahla taranmış ve 30 mermiyle paramparça olmuş bedeni, 25 Şubat’ta Dilektaşı köyü yakınlarında bulundu.

SAVCILIKTAN HABERSİZ GÖZALTINA ALINMIŞ
Cinayetin ardından ailesi savcılığa başvurarak Yılmaz'In ölümünden tam 12 gün önce gözaltına alındığını ve polisler tarafından tehdit edildiğini anımsattı. Savcılığın sorusu üzerine emniyet, “Bir kaçakçılık şüphelisiyle isim benzerliği yüzünden gözaltına alınıp yanlışlık anlaşılınca ertesi gün bırakıldığını” açıkladı. Bu cevapla beraber, emniyetin savcılıktan habersiz gözaltı işlemi yaptığı ortaya çıktı. Bölgedeki binlerce faili meçhulden biri olan Mehmet Zeki Yılmaz’ın ölümüyle ilgili soruşturma açıldı. Usul gereği, “daimi arama kararı” alınarak, polis ve jandarmanın her üç ayda bir savcılığı bilgilendirmesi istendi. Bu, dosyasının zamanaşımına terk edildiği anlamına geliyordu. Öyle ki, 1994’ten 2003 yılına kadar tek işlem, Adalet Bakanı Cemil Çiçek’e bir mektup yazan eşi Küber Yılmaz hakkında, “terör örgütü propagandası” hakkında soruşturma başlatmak oldu. Sonunda Yüksekova Cumhuriyet Savcılığı, zamanaşımının 25 Şubat 2009’da bittiğini savunarak, “meçhul” failler hakkında 23 Mart 2009’da kovuşturmaya yer olmadığına hükmetti.

Geçen bu süre içerisinde, Yılmaz’ın akıbetini sormak mümkün olmadı. Buna teşebbüs eden ağabeyine işkence edildi. Fakat babasız büyüyen yedi çocuğundan Fehmi, dönemin tanıklarını bulmak için Van, Başkale ve Yüksekova’yı gezdi. Tanıkları bulup anlatımlarını kameraya kaydetti. Ardından Avukat Nezahat Paşa Bayraktar aracılığıyla, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara dört yıl sonra, 25 Şubat 2013’te itiraz etti. Bayraktar, itiraz dilekçesinde, soruşturmada bir araştırmanın dahi yapılmadığını, tanıkların dinlenmediğini, şikayetçilerin ifadelerinin alınmadığı belirtti. Üstelik eski TCK’da “canavarca hisle veya işkence yoluyla öldürme” fiilinde zamanaşımı 20 yılken beş yıl erken bu kararın alındığını hatırlattı. Yüksekova Savcılığı da 5 Mart'ta başvuruyu haklı bularak kararı kaldırdı. Soruşturmayı yeniden açan savcılık, dosyayı Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. Maddesi ile yetkilendirilmiş Van Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.
Bayraktar, zamanaşımının dolması için son bir yıl kaldığını, savcılıktan tanıkların dinlenmesini isteyeceklerini belirten Bayraktar, “Bu cinayeti JİTEM ya da devlet içindeki çetelerin işlediği kanısındaydız. Barış olacaksa bu cinayetlerin sorumlularının açığa çıkarılması gerekir” dedi.
Fehmi Yılmaz da, “Faillerin bulunmasını istiyoruz. Sonuç olarak, Türkiye vatandaşıysak bu sorunun aydınlatılması gerekiyor. İlgilenmiyorlar ama umutluyuz” diyor.