Yürek yakan bir öykü

"Annem kamyoncularla gidiyor. Etini satıyor. Beni yanında götürüyor, erkekler sağımı solumu elliyor." Bu sözlerin sahibi 11 yaşındaki kız çocuğu, bir kadının ihbarı üzerine devlet korumasına alındı. Küçük kızla annesinin HIV taşıdığı da anlaşıldı.
Anne, çocuk okulda dışlanmasın diye HIV'li olduğunu saklamış; gittiği okulda herkes şokta. Baba 2002'de AIDS'ten ölmüş. Anne haykırıyor: Aç, açıkta kaldık, ama fuhuş yapmadım. Bana da sahip çıkılsın.

İZMİR - "Annem kamyoncularla gidiyor. Orada etini satıyor. Annem beni de yanında götürüyor, erkekler sağımı solumu elliyor."
Bu sözlerin sahibi, henüz 11 yaşında İzmirli bir kız çocuğu. O, ilk bakışta yaşıtlarından farksız. Ama görünenle gerçek arasındaki geniş açıda, S.Ş. diye kodlanan bu çocuğun hayatının, yaşıtlarıyla hiçbir yakınlığının olmadığını birlikte göreceğiz.
S.Ş. hakkındaki 11 yıldır gizlenen sır, adının 'G.' olduğu söylenen bir kadının polise ihbarıyla ortaya çıktı. Kadın, birkaç gündür yanında kalan S.Ş.'nin annesi gibi HIV taşıyıcısı olduğunu, annenin ise Pınarbaşı Kamyon Garajı çevresinde fuhuş yaparken çoğu kez kızını yanında götürdüğünü söylüyordu. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile Kaymakamlık alarma geçti ve S.Ş., önce eğitimciler, ardından polis tarafından dinlendi.
Yıllardır annesinin gizlediği bir sırrın açığa çıkmasının ardından korumaya alınan S.Ş, garip bir paradoksun da içine yuvarlanıverdi. Uğradığı tacizlerden kurtuldu ama, doğuştan HIV virüsü taşıdığının açığa çıkması, onun hayatını cehenneme çevirecek gibi.
Anlatılanları doğruladı
Küçük kızın, ihbarcı kadının anlattıklarını doğrulaması soruşturmayı yürütenlerin kanını dondurdu. S.Ş, "Annem kamyoncularla gidiyor. Orada etini satıyor. Annem beni de yanında götürüyor, erkekler sağımı solumu elliyor" diyordu. Kıza ve 32 yaşındaki annesine HIV virüsünün belirlenmesi için eliza testi yapıldı. Her ikisinde de HIV virüsü tespit edildi. S.Ş., bu hastalığı anne karnındayken kapmıştı. S.Ş.'nin annesine de bu virüs eşinden bulaşmıştı. Yapılan araştırma, S.Ş.'nin babası İ.Ş.'nin 2002'de AIDS hastalığından öldüğünü de ortaya çıkardı.
AIDS ile ilgili yapılan araştırmalara göre S.Ş., dramında yalnız değil. Dünyada 2.3 milyon çocuk onun gibi daha anne karnındayken bu hastalıkla tanışıyor. Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre ise Türkiye'de 1985'ten bu yana 2 bin 254 kişi AIDS'e yakalandı. AIDS vakaları içinde 20 yaş altındakilerin sayısı da 100'e yakın. Çocukların bu hastalığa yakalanmalarının kaynağı ise anneleri. Kanında HIV virüsü taşıyan anne, ya rahminde ya doğum esnasında ya da emzirirken, virüsü bebeğine bulaştırıyor. Bu çocukların yaşam kalitesi ise içler acısı. Çünkü, en eğitimli insanlar bile bu hastalık karşısında büyük bir tedirginlik duyuyor. Anne P.Ş. de bu gerçeği dile getiriyor: "HIV pozitif olduğumuzu söyleseydim kızım okuldan dışlanırdı, eğitimden, her şeyden mahrum kalırdı."
Okul yönetimi şokta
Yetkililerin olayı öğrendikten sonra yaşadıkları tedirginlik, bu sözleri doğrular nitelikte. Daha önce üç okul değiştiren ve halen Buca'da bir ilköğretim okulunda 4. sınıf öğrencisi olan S.Ş.'in HIV taşıyıcısı olduğunu öğrenen öğretmenler ve okul yöneticileri tam anlamıyla şokta. Anne ve kızının HIV taşıyıcısı olduğunun kendilerine bildirilmemesini tepkiyle karşılayan bir yetkili de, "Bu bizim suçumuz mu? Şimdi veliler duyduğunda nasıl yanıt vereceğiz, ne diyeceğiz? Gizli kalması mı doğru, açığa çıkması mı? Ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız" diyor.
2002 yılında yine İzmir'de Kızılay'dan verilen kanla HIV virüsü alan Y. O.'nun başına gelenler anımsanınca, bu yetkilinin pek de haksız olmadığı görülüyor. Küçük Y.'nin okula başladığını duyan veliler çocuklarını okula göndermeyince kriz çıkmış, daha sonra araya Milli Eğitim Bakanı'nın girmesi ve her türlü sağlık önleminin alınacağına ilişkin söz verilmesiyle konu tatlıya bağlanmıştı. Ancak İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan, bu olayda fazlasıyla endişeli. Aydoğan, korumaya alınan kızın İzmir dışında bir yuvaya verildiğini ve orada eğitimine devam edeceğini vurguluyor:
"Benzer bir deneyim yaşamıştık. Orada velilerimizin kültürel düzeyleri, kavrayış düzeyleri yüksekti ve herhangi bir problem olmadı. O çocuğumuz dört yıldan beri okulunda arkadaşlarıyla birlikte okuyor. Bu olay farklı. Okul yönetiminin yeni bilgisi oldu. Küçük kıza her türlü yardımı sağlayacağız. Başka bir okulda okuyabilir."
'Günlük hayatta geçmez'
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve AIDS Savaşım Derneği Konya Şube Başkanı Prof. Dr. Mahmut Baykam'ın sözleri aslında yaşanan paniğin çok da anlamlı olmadığının kanıtı. Prof. Dr. Baykam'a göre AIDS günlük yaşam içinde kolay kolay bulaşan hastalıklardan değil:
"Günlük yaşamda ve sosyal ilişkilerle, öpüşme, dokunma, sarılma ve tokalaşmayla bulaşmaz. Ayrıca herkese açık tuvalet, havuz, duş kullanma, başkalarının eşyalarını kullanmakla da geçmez. Sinek, böcek sokması, hayvan ısırmasyla bulaşmadığı tespit edilmedi."
Anne de kızın virüsü bulaştırma ihtimaline karşı "Ben onu bilinçlendirdim. Bir yeri kanadığı zaman kimseye dokundurmamayı biliyor" diyor. Ağlayarak ifade veren annenin anlattıkları, kendi hayatındaki dramı da sergiliyor.
Eşinden kapmış
Almanya doğumlu olan P.Ş.'nin yaşamı, 20 yaşında İ.Ş. ile tanışıp 1996'da bir kız dünyaya getirmesinin ardından değişti. Çift 2001 yılında Kuşadası'na yerleşip evlendikten bir yıl sonra İ.Ş. tedavi altına alındığı Atatürk Eğitim Hastanesi'nde AIDS'ten öldü.
Üstelik İ.Ş., P.Ş.'ye HIV virüsü bulaştırmış, minik kız çocukları S.Ş. de anne karnında aynı virüsü kapmıştı. Parasız, işsiz ortada kalan P.Ş. küçük kızını ölen eşinin ailesine bıraktı. Ancak annenin iddiasına göre aile kızı Aydın'da yurda verdi. HIV pozitif olduğunu öğrenen yurt yöneticileri de kızı yaşlı evine gönderdi. İki ay sonra kızını alan P.Ş. İzmir'e döndü. İş bulamayan ve nüfus cüzdanındaki bir sorun yüzünden yeşil kart da çıkaramayan P.Ş., tedavisini de yaptıramadı. Çevrenin yardımlarıyla yaşayan P.Ş. daha önce terk edilmiş bir evde yaşadığını, ancak buradan da atıldığını söylüyor.
Son olarak kızını kendisi gibi sokakta kalmasın diye, hakkında ihbarda bulunan G. adındaki arkadaşının yanına bırakmış:
"Daha önce bir erkek yüzünden bana kinli olduğundan intikam amacıyla bu iftiraları attı, kızımın da beynini yıkayıp benim aleyhime ifade vermesini sağladı. Okula gidip 'Annesi bakamıyor, fuhuş yapıyor' demiş. Oysa kızımla aç susuz kaldık ama ben fuhuş yapmadım, kızıma asla erkekleri dokundurtmadım. Kızım da, 'Annem kamyoncularla gidiyor. Beni de yanında götürüyor' diye ifade vermiş. Bunu duyunca yıkıldım."
'Polisten yardım istedim'
Annenin sitemlerinden devlet de nasibini alıyor:
"En son geçen bayram Buca Karakolu'na başvurdum. Kızımla sokakta kaldığımızı, ikimizin de HIV pozitif olduğumuzu söyledim. Sığınmaevine yatırmalarını istedim. Sığınmaevinin tatilde olduğunu söyleyip baştan savdılar.."
Gerçeğin anlaşılmasından sonra tetkiklerinin yapılması için Dr. Behçet Uz Hastanesi'ne yatırılan S.Ş., daha sonra devlete ait bir yurda yerleştirilecek. Anne ise yeniden sokaklara döndü. Tek isteği, devletin koruması altında kızıyla birlikte yaşamak... (Radikal, dha)