@ismailsaymaz

Yurttan Sesler işsiz

TRT, çeşitli müzik dallarında eserleri bulunan 500'den fazla emektar sanatçıyı işten attı. Yönetimi sert şekilde eleştiren sanatçılar destek bekliyor.
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İSTANBUL - Selahattin Erköse, Türk sanat müziğinin emektarı. Erköse'nin TRT'de 50'yi aşkın bestesi seslendiriliyor. Şair ve bestekâr Kasım İnaltekin de 51 yılını geride bıraktığı kuruma 100'ü aşkın beste armağan etmiş. Halk müziği sanatçısı Turan Engin de TRT mikrofonlarının Anadolu'ya uzanan tanınmış seslerinden.
TRT Erköse, İnaltekin ve Engin'in de aralarında bulunduğu 500'ü aşkın 'akitli' sanatçıyı 'tasarruf sağlanacağı' gerekçesiyle işten çıkardı. Sanatçıların aylık maaşı 200 milyon liraydı. TRT'nin 'siyah-beyazlı' dönemlerinden gelmiş gibiydiler. Erkekler takım elbiseli, papyonluydu. Kadınlar yine tıpkı ekranda olduğu gibi şık bluzları, fönlü saçlarıyla hazırdılar. Bu görüntüyü, ekrandan farklı kılan, yakalarına taktıkları siyah kurdelelerdi. TRT'nin 'akitli' sanatçıları bu kez şarkı ve türkü söylemek için değil, seslerini duyurmak için koro düzeni aldı.
İki büyük usta
Erköse, kuruma 44 yılını vermişti. Kurumda, 1994 yılında emekli olduktan sonra akitli çalışmaya başlamış, kendi deyimiyle, 200 milyon lira karşılığında haftada beş ayrı 'neşriyata' çıkmıştı. Erköse, bir hafta önce gittiği kurumda, haftalık yayın saatlerini öğrenmek için baktığı listede adını görememiş, işine son verildiğini anlamıştı.
Erköse'nin hemen yanında, eline sıkı sıkıya tutunan, Kasım İnaltekin'in ise kurumdaki 54'üncü yılıydı. Yesari Asım ve Münir Nurettin Selçuk'un öğrencisiydi. İki ünlü sanatçının tavsiyesi ve referansı ile kuruma girmiş, 100'ün üzerinde şiiri bestelenmişti. İnaltekin'in kızı da işten çıkarılanlar arasındaydı. Şair, bestekâr ve fasıl ustası İnaltekin, kendisi adına değil, kızı adına üzülüyordu. Kendisi ne de olsa 'Ömrünce beş kuruştan fazlasını görmemiş Ödemişli Hasan Usta'nın oğluydu. Elbette ki geçinirdi.'
Sanatçılar adına yapılan basın açıklamasını, Sadiye Erimli okudu. Erimli, İTÜ Konservatuarı muzunuydu. Yedi yıl önce kuruma girmiş, akitli olarak işe başlamıştı. Diğer genç sanatçılar gibi, her yıl sınavdan geçerek kabul gördüğü kurumda yıllarını geçirmeye razıydı. Ancak her yıl gündeme gelen, 'işten çıkarılma' dedikodusu, bu kez gerçek olmuştu. Sadiye Erimli, basın açıklamasında, aydınları ve halkı, 'enerjisi ve yaşama kaynağı sadece duygu âlemi olan sanatçıların duygusal dünyasını parçalayan bu gelişmeye karşı durmaya' çağırdı. Aksi takdirde, kendi deyimiyle, ellerinden başka bir iş gelmediği için son seçenekleri tezgâhtarlık olacaktı.
Eylemden sonra, Türk halk müziği sanatçıları, TRT'deki son konserlerini vermek üzere kuruma geri döndü. Koro türkülerle başlayan konserde, genç ses sanatçılarından Hüseyin Mustafa Arı sahne aldı. Arı da işten çıkarılanlar arasındaydı. Askerden yeni dönen Arı, yine bir asker türküsü seslendirdi: 'Asker oldum, giydim yelek...'
Arı'dan sonra sahneyi iki usta paylaştı: Ali Ekber Çiçek ve Turan Engin. Engin, önce 'hocam' diye hitap ettiği Çiçek'in elini öptü, ardından mikrofonun başına geçti. Engin, saz çalmayı Çiçek'ten öğrenmişti. 1959 yılında girdiği TRT'de 'yöre sanatçısı' olarak çalışmaya başlamış, 1961 yılında ise Yurttan Sesler Korosu'na girmişti. Engin, 45 yılı aşan müzik yaşamında, çeşitli yörelerden yüzü aşkı uzun hava, deyiş, türkü ve semah derleyerek, kurumun arşivine kazandırmıştı.
Engin'in, ustası Çiçek'le verdiği konserin bitiminde seslendirdiği türkü, kurum yetkililerine mesaj gibiydi: 'Ben ayrılmaz idim, felek ayırdı/Ağlama gözlerim mevla kerimdir...'