Zaman yazarı Hüseyin Gülerce: Oyum AK Parti'ye

Zaman yazarı Hüseyin Gülerce: Oyum AK Parti'ye
Zaman yazarı Hüseyin Gülerce: Oyum AK Parti'ye
Önce 'dershanelerin kapatılması' tartışması, ardından 'yolsuzluk operasyonu'... Hükümetle Gülen cemaati arasındaki ilişkilerin görülmemiş şekilde gerginleştiği bir dönemde, Zaman yazarı Hüseyin Gülerce tansiyonu düşürmeye yönelik bir yazı yazdı.

Radikal.com.tr – Hükümetle Fethullah Gülen cemaati arasında yaşanan ve dershanelerin kapatılmasına yönelik tasarının ortaya çıkmasıyla hararetlenip yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla zirve yapan gerilimde tansiyonu düşürmeye yönelik bir hamle daha geldi. Dün Twitter hesabından tarafların ‘barışması’ için atılması gerekli adımları yazan Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, bugünkü yazısında da, taraflar arasındaki çatışmayı bir “yangına” benzeterek, “Bu yangın, hükümet-cemaat meselesini çoktan aştı. Yanan Türkiye ’dir, yanan ülkemizdir, milletimizin geleceğidir…” dedi.

Gülerce, yaklaşan yerel seçimlere de değindiği yazısında, “Mesela ‘Cemaat İstanbul ’da şu adayı destekleyecek, falan partiyle ittifak edecek’ söylentileri, yangına benzin dökmektir” dedi ve kendi oy tercihini de açıkladı: . “Kararım şimdiden net. Hüseyin Gülerce olarak bir oyum var. AK Parti adayına oy vermeyi düşünüyorum.”

Hüseyin Gülerce’nin yazısından bazı bölümler şöyle:


Bu yangın söndürülebilir mi?



Önce dershaneler, şimdi de rüşvet ve yolsuzluk operasyonu üzerinden, giderek büyüyen bir yangın var. Bu yangın, hükümet-cemaat meselesini çoktan aştı. Yanan Türkiye’dir, yanan ülkemizdir, milletimizin geleceğidir…

(…) Yangını kim başlattı, kim büyütüyor, kabahat kimdeydi, sorularının pek bir önemi yok. Bugün mesele, yangının nasıl söndürüleceğidir… Yangına benzinle gidilmez. Yangına su ile gidilir. Yangının büyüklüğüne aldırmadan kimin elinde bir damla, bir maşrapa su varsa yangının üzerine dökmeli. Vakit geçmiş değil. Gelinen noktada her şeye rağmen bu yangın söndürülebilir. Zararın neresinden dönülse kârdır.

(…) Üç temel ilkede anlaşmalıyız: Birincisi; yolsuzluk, rüşvet, devletin malına göz koyma, yetimin hakkını çiğneme karşısında kimse taviz vermemelidir. Ucu kime dokunuyorsa, nereye varıyorsa üzerine gidilmeli.

İkincisi, devlet içinde seçilmiş iktidara karşı, paralel güç oluşturma, kafa tutma, tuzak hazırlama peşinde olan kim varsa gözünün yaşına bakılmasın. Milletin AK Parti’ye sandıkta verdiği iktidar emanetini korumak, milletin namusunu korumak gibidir.

(…) Üçüncüsü, laf getirip götürenlere, kara propagandaya, iftiralara prim verilmemelidir. Mesela, “Cemaat İstanbul’da şu adayı destekleyecek, falan partiyle ittifak edecek” söylentileri, yangına benzin dökmektir. Şahsen ben bu meselede, Hürriyet’in Pazar ekinde yayımlanan şu cevabı verdim: “Öncelikle Hizmet hareketi hakkında konuşamam. Yerel seçimlerde aday daha fazla öne çıkıyor. İnsanlar yaşadığı şehre, ilçeye kimin daha yararlı olacağına bakıyor. Bazı yerlerde, iktidar partisinden başkan olursa daha fazla hizmet gelir, düşüncesi de etkili oluyor. Son hükümet-cemaat meselesinden dolayı gönlüm kırık olsa da, ben oyumu, yaşadığım Yalova’ya göre kullanacağım. Kararım şimdiden net. Hüseyin Gülerce olarak bir oyum var. AK Parti adayına oy vermeyi düşünüyorum.” Yangın, hâlâ söndürülebilir…