Zanlıların hepsi aynı ifadeyi verdi: Silah sesi duyup PKK sandık

MARDİN - Katliamın ardından jandarma ve savcılıkta susma hakkını kullanan 10 şüpheli Mazıdağ Sulh Ceza Mahkemesi’nde verdikleri ifadelerde suçlamaları reddetti.Köye teröristlerin baskın yaptığını sandıklarını söyleyen şüphelilerin tümü benzer ifade verdi. 

‘Şıh Mehmet’ lakaplı korucu 42 yaşındaki Mehmet Çelebi: Olay akşamı evdeydim.Yatsı namazını kıldım. O esnada silah sesi geldi. Hemen evden dışarı çıktım. Dışarı çıktığımda Abdülvahap’ın oğlu Sait Çelebi’yi gördüm. Sait bana teröristlerin köyü bastığını söyledi ve havaya ateş etti. Ben de havaya 10 el ateş ettim. O sırada Ömer, Mehmet, Sait, Abdülhakim, Süleyman Çelebi ve Vahit Doğan geldiler. Bir duvar kenarında mevzilendik. Havada mermiler yağıyordu. Biz terörist baskını sandık. Silah sesleri kesildikten sonra olay yerine yardıma gittik. Ölü ve yaralıları Abdurrahman Çelebi, Mehmet Ali Çelebi ve Cemil Çelebi’nin pikabına taşıdık.  

Eski korucu, nakliyeci Mehmet Emin Çelebi: Olay günü sabah Diyarbakır’dan Nusaybin’e yük götürdüm. Gece yatsı ezanı okunduğunda köyüme vardım. Ben geldiğim esnada ezan yeni okunmuştu. O anda silahlar patladı. Öncelikle dört-beş el ateş edildi. Eşim bana köyde nişan olduğunu, bu nedenle silahların patladığını söyledi. Sonra silah sesleri çoğaldı. Bu esnada Mehmet Sait Çelebi, Ömer Çelebi, Abdülhakim Çelebi ve Süleyman Çelebi ve misafirimiz Vahit Doğan dışarı çıktılar. Üzerlerinde silahları da mevcuttu. Biz olay yerinde değildik. 

Emekli korucu 64 yaşındaki Abdülkadir Çelebi: Silahlar patladığında ben evimde yatsı namazı kılıyordum. Benim evimde olayın olduğu nişan evi arasında bir ev vardır. Korucu olmamam ve silahımın da olmaması nedeniyle dışarı çıkmadım. Sonra feryatları duyarak dışarı çıktım. Yeğenim Ferhat’ın evine doğru gittim. Ferhat bana olayı anlattı. Akabinde yaralıları arabaya taşımaya başladım. 

Korucu 33 yaşındaki Abdülhakim Çelebi: Olay akşamı Ömer Çelebi’nin evinde yemek yedik. Yemekte Sait, Süleyman ve Abdülhakim Çelebi de vardı. Ayrıca misafirimiz Vahit Doğan da vardı. Buna Mehmet, Halim ve Abdurrahman da şahittir. Önce üç -dört el ateş edildiğini duyduk. Dışarıya koştum, Sait Çelebi’yi gördüm. Teröristlerin geldiğini söylediği tarafa doğru bir şarjör boşalttım. Yanımdakilerle su deposunun olduğu yere gittik ve mevzilendik. Buradan bölük komutanını aradık. Komutan bize ‘kimse mevziyi terk etmesin’ talimatını verdi. Sonra Ayhan Başcavuş panzerle gelerek bize olay yerini sordu. Ömer Çelebi panzerin üzerine binerek yol gösterdi. Biz Mehmet Sait ve Süleyman Çelebi ile mevzide kaldık. Mevziden ayrılırken misafirimiz Vahit Doğan’ı ahırda bıraktık. Son olarak Ahmet Üsteğmen gelerek bizi toparlayıp götürdü. 

Korucu 42 yaşındaki Mehmet Sait Çelebi:  Ben korucuyum. Aynı zamanda istihbarat sağlarım. Olay günü saat 17.00 sıralarında Ahmet Üsteğmen beni arayarak yanına gelmemi istedi. Ben yanımda bulunan Vahit Doğan’ı caminin orada tanıdığım Abdullah’ın dükkânına bıraktım. Ben saat 17.00 ile 19.00 arasında Ahmet Üsteğmen’in yanındaydım. Saat 19.00’da ayrılarak Mazıdağı’na geldim ve Vahit Doğan’ı da alarak köye gittim. Köyde Ömer, Süleyman ve Abdülhakim ile yemek yedik. Ezan okunmuştu ki dört -beş el ateş edildi. Misafirimiz Vahit’i evde bırakarak mevziye gittik. Oradan Ahmet Üsteğmen’i aradım.  

Korucu 42 yaşındaki Ömer Çelebi: Olay akşamı Mehmet Sait Çelebi, Ömer ve Abdülhakim Çelebi ile misafirimiz Vahit Doğan benim evimde yemek yiyordu. Dışardan üç -dört el silah sesi duyunca Abdülhakim ve Mehmet Sait’in arkasından dışarı fırladım. Hemen 156’yı aradım. O sırada Abdülhakim bahçeye geldi. Akabinde Ahmet üsteğmen ve Sedat Yüzbaşı’yı aradım.  Bir buçuk saat sonra Ayhan Başçavuş geldi. Ben de onlara yol göstermek üzere mevziden ayrıldım. 

Korucu 44 yaşındaki Süleyman Çelebi: Ömer’in evinde Mehmet Sait, Abdülhakim ve Süleyman ile
yemekteydik. Ayrıca Vahit Doğan vardı. Silah sesleri duyunca dışarı çıktık ve su deposunun olduğu yere
mevzilendik. Önce 156’yı, sonra Ahmet Üsteğmen ve yüzbaşıyı aradılar. Ahmet Üsteğmen bize mevzide
beklememizi söyledi. Daha sonra Ahmet üsteğmen gelerek bizi aldı ve Ahmet Çelebi’nin evine götürdü. (dha)