@ismailsaymaz

Zehirlenen mahkumların cezaevi mektubuna sansür

Zehirlenen mahkumların cezaevi mektubuna sansür
Zehirlenen mahkumların cezaevi mektubuna sansür
Tekirdağ 2 No'lu F Tipi Cezaevi'nde, geçen Aralık ayında en az 30 mahkumun musluk suyu yüzünden zehirlenerek, hastaneye kaldırıldığı ortaya çıktı. Bu skandalı duyuran mahkem mektubu da cezaevi yönetimince sansürlendi.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi ’nde kalan tutuklu ve hükümlüler tarafından, gazetelere göndermek üzere bir mektup halinde hazırlanan Aralık 2012 hak ihlali raporu, Cezaevi Mektup Okuma Komisyonu tarafından incelendi. Bu 11 sayfalık mektubun üçüncü sayfasının ilk paragrafını kalemle karalayan komisyon, hak ihlallerinin sıralandığı altıncı sayfayı da, üzerine başka kağıt konup fotokopisi çekilmek suretiyle sansürledi.

Sansürlenen bölümde, kirli sular nedeniyle tutukluların zehirlenmesi anlatılıyordu. Sansürlenmeyen kısımda yer alan bilgiye göre, 3 Aralık 2012’den itibaren musluktan akan kirli su nedeniyle tutuklular zehirlenmişti. Bunun üzerine idarenin, ‘arıza’ yaşandığı gerekçesiyle suyu kestiği kaydedilen mektupta, “Sağlık sorunlarının örtbas edilememesi üzerine tam dört gün sonra anons yapılarak, musluk suyunun aralıklı olarak verileceği ancak içilmemesi duyuruldu. Mide ve bağırsak rahatsızlığı yaşayan çok sayıda tutsak hastaneye kaldırıldı” denildi.

Mektupta, hastalara müdahale sürecinde de hak ihlalleri yaşandığı belirtilerek, “Çok sayıda örnekten birini aktaralım” denildi. Fakat örneğin anlatıldığı bölüm, sansüre uğradı. Mektubun sonraki kısmında, sadece ilk iki gün 30 kişinin hastaneye kaldırıldığı, iğne ve ilaç tedavisi uygulandığı, kampüs içindeki diğer hapishanelerde kalan başkaca tutukluların da tedavi altına alındığı, idarenin bir hafta sonra bir buçuk litrelik su dağıttığı, 10 gün sonra anons yapılıp “Suları içebilirsiniz” dendiği kaydedildi.

HÜCREDE PROPAGANDA MI OLUR?
Mektupta yer verilen bir diğer ihlal, tek başına kaldığı hücresinden çıkamayan İnan Gök’ün, el konan el işi ürünleri oldu. Arkadaşına göndermek üzere yaptığı duvar süsü, kalemlik, anahtarlık ve ayraç gibi el işleri, yan hücrede kalan Baysal Demirhan tarafından alınıp dilekçeyle 1 Kasım 2012’de idareye verildi. Fakat 20 Kasım’da kolinin ‘kaybedildiği’ söylendi. Bunun üzerine suç duyurusunda bulunuldu. Diğer hak ihlalleriyse şöyle:

* Cem Kılıç, Fırat Özçelik ve Kenan Günyel tahliye olmaları gerekirken, idari cezaları nedeniyle hala içeride tutuluyor.
* Mehmet Akdemir ve Nedim Öztürk’e keyfi gerekçelerle hücre cezaları veriliyor.
* ‘Tecriti Yenenler’ adlı üç ciltlik kitabın cezaevine sokulması yasaklandı.
* Bir eyleme polis müdahalesini konu olan faksa ‘hakaret’ içerdiği gerekçesiyle karalama kararı alındı.
* Özgür Karakaya’nın gönderdiği mektuba ‘ örgüt propagandası’ iddiasıyla el kondu.
* Adli gerekçelerle hükümlü bulunan, İslami görüşe sahip Tarkan Uğurlu açlık grevine başladı. Uğurlu, kanser olan annesiyle görüşebilmek için Kocaeli’ne sevkini, tek kişilik hücreden çıkarılmasını istiyor.
* Hapishanede elle üretilen ‘İdilce’ adlı dergiden ötürü tutuklu Mehmet Akdemir hakkında ‘propaganda’ iddiasıyla açılan soruşturmaya bakan Tekirdağ Başsavcılığı, “üç kişilik bir hücrede propaganda suçu işlenmeyeceği” için kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.